İİK m. 58/3 uyarınca, alacaklının, yabancı para alacağının Türk parası karşılığını takip talebinde göstermesi ve ayrıca bu alacağın "hangi tarihteki kur" üzerinden tahsilini istiyor ise bunu da açıkça göstermesi gerektiği- Takip talebinde, yabancı paranın fiili ödeme tarihindeki kur üzerinden ödenmesi hususunun yer almaması ve yabancı para alacağın aynen tahsilinin istenmesi durumunda, kamu düzenine ilişkin bu eksikliğin re'sen dikkate alınması ve davacının İİK m. 58/3 uyarınca usulüne uygun bir icra takibi bulunmadığı gerekçesiyle itirazın iptali davasının dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerektiği-
Açık hesap ilişkisinden kaynaklanan alacakların tahsili istemli itirazın iptali davalarında; taraflar arasında imzalandığı iddia edilen cezai şart ve yetki şartı içeren çerçeve sözleşmenin aslının ibraz edilememesi ve imzanın inkar edilmesi halinde fotokopi belgeye dayanılarak düzenlenen cezai şart faturalarının ve yetki itirazının hükme esas alınamayacağı, taraflar arasında yazılı cari hesap sözleşmesi bulunmadığından temerrüt tarihinin tebliğ edilen ihtarname esas alınarak belirlenmesi ve işlemiş faizin bu tarihe göre hesaplanması gerektiği, takibe sıkı sıkıya bağlılık ve taleple bağlılık ilkeleri uyarınca takip talebinde istenen faiz oranının aşılamayacağı, her iki tarafın ticari defter kayıtlarının mutabık kaldığı miktar üzerinden belirlenen likit alacak tutarı bakımından icra inkar tazminatına hükmedilmesinin usul ve kanuna uygun olduğu-
Kefalet taahhütnamesinde gösterilen adrese tebligat yapılacağına dair sözleşmesel düzenleme bulunsa bile, Tebligat Kanunu hükümleri gereğince muhatabın adresinde bulunmaması halinde evrakı tebellüğ eden kişinin muhatap ile birlikte aynı konutta ikamet ettiğinin tebliğ mazbatasında açık ve net biçimde gösterilmesinin zorunlu olduğu, tebliğ mazbatasında yalnızca "yakını" ibaresine yer verilip "aynı konutta oturulduğuna" dair kaydın düşülmemesi durumunda tebligatın usulsüz sayılacağı, muhataba yöntemince tebliğ edilmiş bir hesap kat ihtarı bulunmadıkça borçlu kefilin temerrüde düşmüş kabul edilemeyeceği ve temerrüt faizinden sorumlu tutulamayacağı-
Banka havalesi kural olarak bir ödeme vasıtası olup mevcut bir borcun ifası amacıyla yapıldığının kabul edildiği, havalenin ödünç verme veya mal alımı saikiyle gönderildiğini ileri süren davacının bu hukuki ilişkiyi ve iddiasını ispatla yükümlü olduğu, davalının paranın dava dışı üçüncü bir kişiye aktarılmak üzere hesabına gönderildiği yönündeki beyanının vasıflı ikrar teşkil ettiği ve ispat yükünü davalıya devretmeyeceği, ispat yükü altında bulunan davacının paranın davalıya borç veya araç alımı maksadıyla verildiğini yazılı delille kanıtlayamaması hâlinde davanın reddine karar verilmesi gerektiği-
3308 s. K. gereği imzalanan staj protokolü kapsamında kararlaştırılan öğretim bedelinin tahsili için başlatılan takibe itirazın iptali istemi- Özel okul öğrencilerinin staj veya tamamlayıcı eğitime devam etmelerinin zorunluluk arz ettiği, davacı idare tarafından hazırlanıp davalıya sunulan davaya konu protokolün genel işlem koşulları içeren tek tip sözleşme niteliğinde olduğu, aynı amaçla düzenlenen sözleşmelerin metinlerinin özdeş olmamasının bu sözleşmelerin içerdiği hükümlerin genel işlem koşulu sayılmasını engellemeyeceği- 3308 s. K. gereğince, staj yapan öğrencilere ödenecek staj ücretinden staj yapılan işletmenin, davaya konu olayda davalı Bakanlığa bağlı hastanenin kanun gereği sorumlu olduğunun belirlendiği, yasa ile işletmeye yüklenen bu sorumluluğun hazırlanan tek tip sözleşme ile özel okula aktarılmasının doğru olmadığı, TBK m. 21/1 uyarınca Protokollerin bu hususa ilişkin ilgili hükümlerinin yazılmamış sayılması gerektiği ve geçersiz olduğu, davacının ödenen staj ücretlerini özel eğitim kurumundan rücuen talep etmekte haklı olmadığı-
İtirazın iptali davasında davanın takibe bağlılığının hem alacağın miktarı hem de kaynağı bakımından geçerli olduğu- İcra takibinde borcun sebebi olarak cari hesaptan kaynaklanan alacak gösterilmekle, taraflar arasında alacak borç ilişkisinin davacı tarafından düzenlenen faturalar yerine cari hesap ilişkisi çerçevesinde çözülmesi gerektiği- Taraflar arasında “Google Adwords ve Reklam Danışmanlığı” hizmeti kapsamında sözlü anlaşma ilişkisi kurulduğu, davacı tarafından verilen hizmetin bedeli ve davalı tarafça yapılan ödemelerin tespiti için tarafların ticari defterlerinde yapılan bilirkişi incelenmesinde davacı tarafından verilen bu hizmetin, davacının bilgisayarında yapılan Google Adwords incelemesinde davacının on iki adet hesap yönettiği, bunlardan iki tanesinin davalıya ait olduğu, yapılan çalışma maliyetinin KDV hariç 1.817.123,08 TL, düzenlenen faturaların toplam tutarının ise 2.127.219,54 TL olduğu, davalının toplam 1.270.000,00 TL ödeme yaptığı, dava dilekçesi ekinde ibraz edilen muavin kayıtlarında yer alan mahsup fişinde ".. fazla ödeme iadesi" şeklinde açıklama ile davalı aleyhine 55.000,00 TL borç kaydı yapılarak toplam borca ilave edildiği, davacı defterlerinin incelendiği bilirkişi raporunda bu hususta bir açıklık bulunmadığı, davalıya ait defter kayıtlarında da bu bedelle ilgili herhangi bir kayda yer verilmediği, icra takip tarihi itibariyle davacının davalı şirketten bakiye hizmet bedeli alacağının ... TL olduğu tespit edilmiş olup Özel Dairenin bozma kararında, "hizmet bedeli konusundaki ihtilafın iki fatura bedeline ilişkin olduğu kabul edilerek çözümlenmesi gerektiği belirtilmişse de dosya içerisinde yer alan ve tarafların ticari defterlerinin incelenmesi sonucu düzenlenen bilirkişi raporları dikkate alındığında, davacının davalıdan cari hesaptan kaynaklanan alacağının ... TL olduğu ve ilk derece mahkemesince" taraflar arasındaki hizmet alım sözleşmesi kapsamında davacının belirlenen iş bedeli alacağına" ilişkin kabulün yerinde olduğu-
Hazineye ait iki taşınmazın taş ocağı olarak kullanılmak üzere davalı şirkete kiraya verildiği, kira ilişkisi devam ederken 3213 sayılı Maden Kanunu'nda yapılan değişiklik sonrası taş ocaklarının maden kapsamına alınması nedeniyle kira ilişkisinin sona erdiği, bu süreç sonrasında Milli Emlak denetmenin yaptığı incelemelerde davalıya ait satış faturaları ve ticari defter kayıtlarının tetkik edildiği ve şirket yetkilisinin de imzası olan 22.09.2006 tarihli tutanak imzalanarak davalının sözleşmede öngörülenden fazla malzeme kullandığı sonucuna varıldığının kayıt altına alındığı, söz konusu tutanakta üretilen beton için dava konusu ocak dışında dışarıdan hammadde alınmadığı açıklamasının bulunduğu, bu tutanak kapsamında düzenlenen 29.09.2006 tarihli denetmen raporunda fazla kullanıma tekabül eden bedeli tespit yönünde hesaplama yapıldığı ve kamu alacağının tahsili gerektiğinin bildirildiği, davalının bu tespiti kabul etmediği ve hesaplama yöntemine de itiraz ettiği- Davacı Hazine tarafından söz konusu alacağın tahsili için başlatılan takibe vaki itirazın iptali davasında davalının denetim raporunda fazla kullanım bulunduğu yönündeki tespitin kendilerinin başka yerlerden de malzeme temin etmiş olmaları nedeniyle gerçeği yansıtmadığı savunmasında bulunduğu, Mahkemece verilen ilk kararla davacının alacak iddiasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddedildiği, kararın temyiz edilmesi üzerine Özel Dairenin sözleşmeye konu araziden hangi miktar malzeme çıkarıldığının tespiti için davalı tarafın savunmasında geçen ocak dışında başka ocaklardan malzeme getirilip dava konusu sahaya depolandığı savunmasını doğrulayacak kayıtlara ihtiyaç duyulduğu hususunun altı çizildiği, söz konusu bozma kararına uyan Mahkemece bozma doğrultusunda değerlendirme yapılması zorunlu olup taraflardan bu yöne ilişkin delillerin sorulduğu, bir sonraki celse davalı tarafa delillerini sunması için kesin süre verildiği, dosyaya aşamalarda sunulmuş deliller dışında delil sunulmadığı anlaşılmakla, dosyada mevcut delillere göre bir değerlendirme yapılarak fazla üretim miktarının belirlenmesi ve buna göre hüküm kurulması gerektiği-
Dava konusu kıdem tazminatının ödenmesi hususunda taraflar arasında bir anlaşma bulunup bulunmadığı ve buna göre itirazın iptaline karar verilip verilemeyeceği, icra inkar tazminatı ve davalı vekilinin mazeretinin reddinin usule uygun olup olmadığı-<br /> 
Uyuşmazlığın, eser sözleşmesinden kaynaklı itirazın iptali istemine ilişkin olduğu- Her ne kadar mahkemece, dava tarihi itibariyle süresinde sunulan itiraz sebebiyle durmuş bir icra takibi bulunmadığından davalının dava açımasına sebebiyet vermediği gerekçesiyle yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılarak davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmiş ise de; davalı borçlu tarafından 22.01.2021 tarihinde borca itiraz edildiği gözetilerek davacının itirazın iptali davası açmasında hukukî yararı bulunduğunun gözetilmesi gerekeceği-
İlamsız icra takibine itirazın iptali istemi- Davalının hem keşidecisi hem de lehdarı olduğu senet, davacı tarafından kambiyo senedine özgü takip yoluna gidilmeksizin ilamsız icra takibine konu edilmiş olup alacaklı ile borçlu sıfatının birleşmesi halinde geçerli bir kambiyo senedinden ve kambiyo senedinin ciro ile devrinden söz edilemeyecekse de; dava konusu adi senette alacaklı ile borçlu dışında üçüncü kişi olmadığı, adi senede dayalı ilamsız icra takibi yapıldığı gözetildiğinde mahkemece kambiyo senetlerine özgü geçerli bir cironun bulunmadığından bahsedilerek davanın reddinin hatalı olduğu- Davacı alacaklıya verilen adi senetteki imzaya davalının itirazda bulunduğu göz önüne alınarak bu hususta değerlendirme yapılmak suretiyle karar verilmesi gerektiği-