Dava, haksız ihtiyati hacizden kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup; mahkeme tarafından işin esasına girilerek ve davacı tarafın sunduğu belgeler ve ilgili banka kayıtları celbedilerek davacının haksız ihtiyati haciz nedeni ile uğradığı zararın ayrı ayrı tesbiti ile sonucuna göre bir karar verilmesi gerekeceği-
İhtiyati haciz kararının verildiği tarihten itibaren 10 gün içinde icra dairesinden kararın infazı istenebileceğinden, mahkemenin karar niteliği taşımayan derkenar nottan sonra teminat yatırılmadığı gerekçesi ile ihtiyati haciz talebinin reddi kararı doğru olmayıp, işin esasının incelenerek Hukuk Muhakemeleri Kanunun 297. maddesine uygun bir ihtiyati haciz kararının verilmesi gerektiği-
İhtiyati haciz isteyen bankanın (Ziraat Bankası, Halk Bankası ve Emlak Bankası) talebi üzerine verilen ihtiyati haciz kararında bankadan teminat alınmasının doğru olmadığı-
Çeke dayalı alacağa ilişkin olarak, borçlunun mal ve alacakları üzerine ihtiyati haciz kararı verilmesi istemi, 6102 s. K. mad. 4 uyarınca, bu tür davalar ticari nitelikte olduğundan bu tür davalara bakma görevinin asliye ticaret mahkemelerine ait olduğu-
4603 s. K. gereği yeniden yapılandırma süreci içindeki ihtiyati haciz isteminde bulunan Türkiye Halk Bankası A.Ş.'nin yeniden yapılandırma süresini uzatma yetkisinin Bakanlar Kurulu'na verildiği, Bakanlar Kurulu'nun da yeniden yapılandırmaya ilişkin süreyi 25.11.2010 tarihinden itibaren 5 yıl uzattığı, ihtiyati haciz kararı talebinin bu 5 yıllık süre içinde yapıldığı, 5230 s. K. mad. 11'e göre yeniden yapılandırma sürecinde ihtiyati haciz taleplerinde teminat şartı aranmayacağı belirlendiğine göre, ihtiyati haciz talebinde bulunan banka lehine kanuna dayalı olarak teminatsız ihtiyati haciz kararı verilmesi gerekeceği-
Temyizi kabil ve açık olan bir karara itiraz edilmesi üzerine, kararı veren mahkemenin bu itirazı esastan inceleyip reddetmesi usulen mümkün olmadığından, mahkemenin ihtiyati haciz talebinin reddi kararına karşı itiraz edilmesi üzerine verdiği 'itirazın reddine' dair kararın mahkemenin yetki ve görevi dışında tesis ettiği bir karar niteliğinde olduğu ve bu kararın bozularak kaldırılmasına, ihtiyati haciz talebinin reddine dair karara karşı vaki itirazın 'temyiz' niteliğinde kabul edilerek incelenmesine karar verilmesi gerektiği; boşanma davası içinde boşanmanın fer'i niteliğinde olan tazminat taleplerinin henüz karara bağlanmadığı, İİK.'na göre vadesi gelmemiş bir borçtan dolayı, belli şartların varlığı halinde ihtiyati haciz istenebileceği (İİK. mad. 257), ihtiyati haciz talep eden, hacizde haksız çıktığı takdirde borçlunun ve üçüncü şahsın bu yüzden uğrayacakları bütün zararlardan sorumlu ve teminat vermeye de mecbur olduğu (İc.İf.K.m.259), alacak bir ilama müstenit ise teminat aranmayacağı, o halde, ihtiyati haciz talebinin haklı sebebe dayanıp dayanmadığı değerlendirilmeden ve teminat istenmesi de mümkün iken, talebin reddedilmesinin isabetsiz olduğu-
İhtiyati haciz istemine ilişkin talep, avalin adının olmadığı gerekçesiyle reddedilmiş ancak dosya içeriğinden keşideci dışında başka birinin de senette imzasının ve adının bulunması halinde, keşideci dışındaki kişinin avalist olduğu kabul edilerek ihtiyati haczin kabulü gerekeceği-
İİK 45. maddesi ve İİK 167 maddeleri birlikte değerlendirildiğinde alacak rehin ile temin edilmiş olsa dahi müşterek ve müteselsil kefil ve borçlu itiraz eden hakkında haciz yolu ile takip hakkının bulunduğu, alacaklıdan 15/11/2000 tarihli 4603 sayılı Kanunun geçici 4. Maddesi gereğince ihtiyati haciz taleplerinde teminat şartı aranmayacağı gerekçesiyle itirazın reddine karar verildiği-
Davacının tazminat taleplerinin ileride tahsilini temine yönelik olarak davalıya ait taşınmazlar üzerine ihtiyati haciz konulmasına karar verildiği davada, ortada muaccel hale gelmiş bir alacak bulunmadığından ve ihtiyati haciz isteyen alacaklı bu talebinde haksız çıktığı takdirde, davacının bu yüzden uğrayacağı zararlardan mesul olacağı gözetilerek İcra İflas Kanununun 259. maddesi uyarınca teminat vermekle sorumlu tutulması gerekeceği-