Alacak kredi sözleşmesinden doğmakta olup, alacaklının ihtiyati haciz talebi ile birlikte İİK. 259/1.maddesi uyarınca teminat göstermesi zorunlu olup, sözleşmelerde bu zorunluluğun aksine olarak yapılan düzenlemeler anılan yasa hükmü karşısında geçersiz olduğundan, mahkemece bu yön gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesinin isabetsiz olduğu-
4603 sayılı Yasa gereği yeniden yapılandırma süreci içindeki ihtiyati haciz isteminde bulunan Ziraat Bankası A.Ş'nin yeniden yapılandırma süresini uzatma yetkisinin Bakanlar Kurulu'na verildiği, Bakanlar Kurulu'nun da yeniden yapılandırmaya ilişkin süreyi 25.11.2010 tarihinden itibaren 5 yıl uzattığı, ihtiyati haciz kararı talebinin bu 5 yıllık süre içinde yapıldığı, 5230 sayılı Yasa'nın 11. maddesine göre "yeniden yapılandırma sürecinde ihtiyati haciz taleplerinde teminat şartı aranmayacağı" belirlendiğine göre, ihtiyati haciz talebinde bulunan banka lehine kanuna dayalı olarak teminatsız ihtiyati haciz kararı verilmesi gerekirken, "%20 teminat karşılığında ihtiyati haciz kararı verilmesi" doğru görülmediği-
Teminat alınmaksızın ihtiyati haciz kararı verilmesine ilişkin talepte, 4603 sayılı yasa gereği yeniden yapılandırma süreci içindeki ihtiyati haciz isteminde bulunan bankanın yeniden yapılandırma süresini uzatma yetkisinin Bakanlar Kurulu'na verildiği, Bakanlar Kurulu'nun da yeniden yapılandırmaya ilişkin süreyi 25.11.2010 tarihinden itibaren 5 yıl uzattığı, ihtiyati haciz kararı talebinin bu 5 yıllık süre içinde yapıldığı, 5230 sayılı Yasa'nın 11. maddesine göre yeniden yapılandırma sürecinde ihtiyati haciz taleplerinde teminat şartı aranmayacağı belirlendiğine göre, ihtiyati haciz talebinde bulunan banka lehine kanuna dayalı olarak teminatsız ihtiyati haciz kararı verilmesi gerekirken, %15 teminat karşılığında ihtiyati haciz kararı verilemeyeceği-
Davacı hakkında yapılan icra takibinin itiraz üzerine durduğu; buna rağmen, ihtiyati haciz kararı alındığı ve uygulandığı, davacının kefil sıfatı ile sorumlu olduğuna ilişkin davanın ise reddedildiği ve red kararının kesinleştiği, şu durumda, haciz işleminin hak veya alacağa dayanmadığı ve davalının, haksız haciz yapan olarak sorumlu olacağı-
Haksız fiilden kaynaklanan tazminat davalarında tazmin yükümlülüğü olay tarihi itibariyle muaccel hale geleceği, bu durumda geçici hukuki koruma yollarından biri olan ihtiyati haciz davacının isteği ile ilgili niteleme ve hukuki tavsifte yanılgıya düşülerek ihtiyati tedbir koşullarının tartışılması ve ihtiyati haciz talebiyle ilgili olarak olumlu veya olumsuz bir karar verilmesi gerekirken; ihtiyati tedbir talebinin reddedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu-
5230 sayılı Yasa'nın 11. maddesine göre yeniden yapılandırma sürecinde ihtiyati haciz taleplerinde teminat şartı aranmayacağı-
Haksız ihtiyati hacizden alacaklının tazminata mahkum edilebilmesi için; davalı alacaklının kusurlu olmasının şart olmadığı- Haksız ihtiyatî haciz koyduran tarafın (tazminat davalısının) ödemekle yükümlü olduğu zararın, ihtiyatî haciz kararının icra edildiği tarih ile ihtiyatî haczin kalktığı tarih arasındaki dönemde meydana gelmiş olan zarar olduğu- Davacıların zararı ile haksız ihtiyati haciz arasında uygun illiyet bağı bulunduğunun ispatı yönünden öncelikle zararın ispatı yönünden sunulan delillerin değerlendirilip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde zararın ispatı yönünden deliller değerlendirilmeden doğrudan tazminat hesabının yapılarak karar verilmesinin hatalı olduğu- Taşınmazın satışa çıkarıldığı tarih ile ihtiyati haczin kaldırıldığı 28.08.2008 tarihi arasındaki ülkedeki ekonomik durum ve enflasyon gelişimi gözetilerek taşınmazın değer kaybedip kaybetmediği değerlendirilerek davacıların zararının tesbiti ile sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, ihtiyati haczin kalkmasından sonraki tarih olan ikinci satış tarihine kadar olan zararın ve ilk satışta elde edilecek olan bedelin çeşitli yatırım araçlarında değerlendirilmesinin ortalaması alınarak hesaplanmasının hatalı olduğu- Davacıların taşınmazlarını ihtiyati haciz nedeniyle satamamalarından kaynaklanan zarar talepleriyle ilgili olarak, davacıların taşınmazı ihtiyati haciz nedeniyle satamaması nedeniyle bankalardan kredi kullanmak zorunda kaldıkları ve bu nedenle faiz ve masraf ödedikleri iddialarının incelenmesi gerektiği-
Sözleşmeden, "borcun vadesinin geldiği ve rehinle temin edilmemiş olduğu" saptandığından, verilen kararda hukuki bir isabetsizlik bulunmadığı ancak "alacağın kesin olarak saptanmasının yargılama gerektirdiğinden teminatsız olarak karar verilmemesi gerektiği" gerekçesi ile "itirazın kısmen reddi ile ihtiyati haciz talep edilen alacağın %20'si oranında teminat alınması" yönünde verilen kararda isabetsizlik bulunmadığı-
Haksız haciz nedeniyle tazminat davası açabilmek için icra dosyasının tarafı olmak gerekmediği-
Mahkemece, itiraz edenin ihtiyati hacze dayanak sözleşmede müşterek borçlu müteselsil kefil olup, kefaleti nedeniyle hakkında ihtiyati haciz kararı verildiği, itiraz eden borcun ipotekle teminat altına alındığından bahisle itirazda bulunmuş ise de ipoteğin asıl borçlunun borcunu teminat altına almakta olup, itiraz edenin kefaletten kaynaklanan borcunun teminatı olmadığı ayrıca alacaklı bankanın 5230 sayılı Yasa'nın 11. maddesi uyarınca teminattan muaf olduğundan itiraz edenin teminata ilişkin itirazının da yerinde görülmediği-