Taraflar arasında bir alacak ve borç ilişkisinin mevcut olduğu ancak borcun sona erip ermediği konusunda uyuşmazlık bulunduğu, itirazın iptali davası neticesinde davalının ihtiyati haciz talebinin haksız olduğu anlaşılmış ise de manevi tazminattan sorumluluk için kusur aranacağı- Haciz için borçlu davacıya ait işyerine gidildiği, haciz mahallinde, davacı tarafından, takibe konu edilen paranın ödendiği, başkaca işlem yapılmadığı, nakdi teminatın sonradan teminat mektubu ile değiştirildiği gözetildiğinde, davacının ağır manevi zararının oluşmadığının kabulü ile manevi tazminat isteminin reddine karar verilmesi gerektiği-
Mahkemece talep üzerine borçluya müzekkere gönderilerek, belirli bir süre verilerek, bu süre içerisinde dava açıp açmadığı, açmış ise numarasının bildirilmesi, bu süre içerisinde cevap verilmediği takdirde teminatın iade edileceği ihtarının yazılması gerekeceği, yazılan müzekkereye rağmen verilen süre içerisinde dava açılmadığı veya müzekkereye herhangi bir cevap verilmediği takdirde mahkemece yapılması gerekenin, teminatın iadesine karar vermekten ibaret olması gerekeceği-
Davalı alacaklı şirketin isteği ile haciz yapılmış ise de davacıların işyerinde borçluya ait evrakların bulunmasının açıklanamamış olması nedeniyle sonradan açılan istihkak davasının kazanılmış olmasına karşın haczin yapılması sırasında davacıların da kusurlu olduğunun kabulü gerektiği, istihkak davasında da davalı alacaklı şirket aleyhinde inkar tazminatına hükmedilmemiş olduğu, haczin kasten zarar verme amacıyla yapılmamış olması nedeni ile davacıların manevi tazminat isteminin tümden reddine karar verilmesi gerektirdiği-
İİK mad. 259/1. uyarınca ihtiyati haczin haksız çıkması halinde, borçlunun ve üçüncü kişilerin bu yüzden uğradıkları bütün zararlardan alacaklının sorumlu olacağı- İhtiyati haciz haksız ve bundan maddi zarar doğmuşsa, alacaklının kusurlu olmasa dahi, zarar görene maddi tazminat ödemekle yükümlü olduğu- Manevi tazminat yönünden TBK mad. 58'deki koşulların oluşması gerektiği- Davacıların bölüşük kusurlu olmasından dolayı TBK mad. 52 uyarınca hüküm altına alınan maddi tazminat tutarından uygun bir miktar indirim yapılması gerektiği-
İİK. mad. 259'da öngörülen teminatın , sadece davalıların (borçlunun) ihtiyati haciz nedeniyle uğrayacağı zarar için değil, üçüncü kişilerin uğrayacakları zarar için de gösterildiği-
İlama dayalı alacaklının ilamlı takip süreci başlatmadan ihtiyati haciz ile alacağının güvence altına alınmasını talep etmesinde hukukî yararının bulunduğu-
Vadesi gelmemiş borçla ilgili ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için borçlunun muayyen yerleşim yeri bulunmaması, taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisinin kaçmaya hazırlanması yahut kaçması ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlâl eden hileli işlemlerde bulunması gerektiği- Davalı kurumun yapısı, herkesçe bilinen malvarlığı ve kamu yararına çalışan dernek olması hususları göz önünde tutulduğunda İİK. mad. 259/2. ve 3 uyarınca teminattan muafiyet şartlarının gerçekleşmediği ve HMK. mad. 87 gereğince teminat alınması zorunlu olduğu halde, teminat alınmaksızın ihtiyati haciz kararı verilmesi ve itiraz üzerine itirazın reddedilerek kaldırılmamasının hatalı olduğu- İhtiyati haczin hüküm kesinleşinceye kadar devamına kararının bozulmasının uygun görülmediği-
Dava konusu edilen alacakların varlığı ya da yokluğu veya miktarı belli olmayıp ve yargılamayı gerektirmesi halinde, ihtiyati haciz talep eden davacının, alacaklarını ve ihtiyati haciz sebeplerinin varlığını ihtiyati haciz kararı verilmesini gerektirir biçimde delillendirdiği söylenemeyeceği-
Haksız ihtiyati haciz kararı olan alacaklının kusursuz sorumluluğu sadece maddi tazminat bakımından geçerli oduğu- İlama bağlanan alacağı nedeniyle ihtiyati haciz talep edildiği ve ilamlı takip başlattığı gözetildiğinde davalı alacaklının kötüniyetli ve kusurlu olduğundan bahsedilemeyeceğinden, mahkemece, haksız ihtiyati hacizden kaynaklanan manevi tazminat isteminin reddine karar verilmesi gerektiği-
İhtiyati haciz kararı verilen dosyada davalının, davacı ile aralarında imzalanan sözleşmeler nedeni ile dava açtığı, davanın gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle reddine karar verildiği gözetildiğinde davalının kötüniyetli ve kusurlu olduğundan bahsedilemeyeceğinden manevi tazminat isteminin reddine karar verilmesi gerektiği-