Kamu alacağının genel haciz yoluyla takip edilemeyeceğine ya da dava konusu yapılamayacağına ilişkin yasal düzenleme bulunmadığından, bu konuda seçimlik hakkı bulunan davacının 6183 s. AATUHK. uyarınca tahsil yoluna başvurabileceği gibi genel haciz yoluyla takip ya da dava yoluna da başvurabileceği gözetilerek işin esası incelenip oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiği-
Muvazaa nedenine dayalı sıra cetvelinin iptali istemini inceleme görevinin İİK. mad. 142/1 uyarınca "asliye hukuk mahkemesi"ne ait olduğu- Davacı alacaklıların alacak tutarları ve yargılama giderleri, davalıya ayrılan paydan daha az olduğundan, davacı alacaklıların alacaklarını karşılamaya yeteceği ve bu durumda mahkemece, asıl ve her bir birleşen dava yönünden, davalıya ayrılan payın ilgili dosyadaki yargılama giderleri ve vekalet ücreti dahil olmak üzere önce davacıya ait icra dosyalarına ödenmesi, artan kısım bulunması halinde davalıya bırakılmasına karar verilmesi gerektiği-
Davacı, satış esnasında sunulan projede ve tanıtımlarda belirtilen ancak bunlara uygun olarak yapılmayan veya eksik yapılan işler nedeniyle protokol ile dava dışı şahıstan devraldığı daire ve ortak alanlardaki eksik ve ayıplı işlerin tahsilini istediği, davacı ile davalı arasında akdi ilişkinin bulunmadığı, davacının konutu dava dışı 3. şahıstan satın aldığı anlaşıldığından, davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerekeceği-
Türk Medeni Kanunu'nun 194'ncü maddesinin üçüncü fıkrası, 6.2.2014 tarihli 6518 sayılı Kanunla değiştirilmiş, yapılan değişiklikle, aile konutu olarak özgülenen taşınmaz malın maliki olmayan eşin, tapu kütüğüne konutla ilgili gerekli şerhin verilmesini, tapu müdürlüğünden isteyebileceği kabul edildiği, bu değişiklik 6518 sayılı Kanun, 19.2.2014 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanmakla aynı tarihte yürürlüğe girdiğinden, anılan yasal değişiklikten sonra, tapu müdürlüğünün, talebi hukuken veya fiilen yerine getirmediği belgelendirilmedikçe, malik olmayan eşin tapu kütüğüne konutla ilgili şerh konulmasını doğrudan dava yoluyla istemekte artık hukuki yararı olmadığı, çünkü aynı sonucu tapu müdürlüğüne yapacağı başvuruyla elde etmesi imkanı dahilinde olduğu, davacının dava açmakta hukuki yararının bulunması, dava şartı (HMK m 114/1-h) olup davanın her aşamasında ileri sürülüp sürülmediğine bakılmaksızın hakim tarafından kendiliğinden gözetileceği(HMK. m 115/1)-
Kambiyo senetlerine mahsus iflas yolu ile icra takibinde, borçlunun tüm itiraz ve şikayetlerini icra dairesine bildirmesinin zorunlu olduğu-
Davacıların murislerinin yasal mirasçıları oldukları ve murisler hakkında verilen gaiplik ve kayyım atanmasına ilişkin kararların kaldırılmasına karar verilmesini talep ettikleri davada, murise ait olan ve kayyım tarafından yönetilen taşınmazlardan bir kısmının daha önce satılıp bedelinin Hazineye aktarıldığı ve kayyımlık kararlarının ek kararla kaldırıldığı anlaşılmakla, dava konusu edilen taşınmazlar üzerinde mevcut bulunan kayyımlık ve gaiplik kararları yönünden davanın kabulü ile ek karar ile kayyımlık kararının kaldırılmasına karar verilen taşınmazlar yönünden karar verilmesine yer olmadığına ve gaiplik kararı ile birlikte Hazine adına tesciline karar verilen taşınmazlar yönünden ise Hazinenin davada taraf olmaması ve taşınmazların Hazine adına tescil edilmiş olması nedeniyle husumet yokluğundan davanın reddine karar verilmesi gerektiği-
Tarafların, taraf ve dava ehliyetine sahip olmaları dava şartlarından olduğu, bu hususun kamu düzeniyle ilgili olduğu - Davada, davacı-davalının ruhsal rahatsızlığı ileri sürülmüş ve bu iddia dosya arasındaki bir kısım delille de doğrulanmış olduğundan, mahkemece, davacı-davalının vesayet altına alınmasının gerekip gerekmediğinin araştırılması ve bu hususun bir ön sorun sayılması, gerekirse Türk Medeni Kanunu'nun 462/8. maddesi uyarınca işlem yapılması ve sonucuna kadar yargılamanın bekletilmesi gerekeceği –
Hakkındaki takip kesinleşen ve maaşı üzerine haciz konulan borçlunun, haciz tarihinden sonra memuriyetten çıkartılması halinde, borçluya yapılan maaş ödemesi sona ereceğinden haciz de kendiliğinden hükümsüz hale geleceği için kendiliğinden hükümsüz hale gelen haczin kaldırılmasını istemekte borçlunun korunmaya değer hukuki bir yararı bulunmadığı- Maaş devam ederse veya borçlu memuriyete geri dönerek maaş ödemesi yapılır ise, haczin devamında alacaklının korunmaya değer hukuki yararının bulunacağı-
Tarafların, taraf ve dava ehliyetine sahip olmaları dava şartlarından olup, bu hususun kamu düzeniyle ilgili olduğu, davada, davalının ruhsal rahatsızlığı ileri sürülmüş ve bu iddia dosya arasındaki bir kısım delille de doğrulanmış bulunmasına göre, mahkemece yapılacak iş; davacının vesayet altına alınmasının gerekip gerekmediğinin araştırılması ve bu hususun bir ön sorun sayılması, gerekirse Türk Medeni Kanunu'nun 462/8. maddesi uyarınca işlem yapılması ve sonucuna kadar yargılamanın bekletilmesi gerekeceği-
Türk Medeni Kanunu'nun 684/1.maddesi hükmüne göre, bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olacağı, 718. maddeye göre de, arazi üzerindeki mülkiyet, kullanılmasında yarar olduğu ölçüde, üstündeki hava ve altındaki arz katmanlarını kapsayacağı, bu mülkiyet kapsamına, yasal sınırlamalar saklı kalmak üzere kalıcı yapılar, bitkiler ve kaynaklar da gireceği, açıklanan bu ilke ve esaslara göre, kural olarak muhdesatın arz malikinden başkasına aidiyetinin tespiti istenemeyeceği, aynı kanunun “Beyanlar” başlıklı 1012/2, 3. maddesine göre ise, taşınmaz mülkiyetine ilişkin kamu hukuku kısıtlamalarının beyanlar sütununa yazılması ve bu sütuna yazılabilecek diğer hususların tüzükle belirleneceğinin, özel kanun hükümlerinde saklı olduğu-Tapu Sicili Tüzüğü'nün 60. maddesine göre de, kütüğün beyanlar sütununa, mevzuatın yazılmasını öngördüğü hususlar tarih ve yevmiye numarası belirtilerek yazılacağı, mevzuatın yazılmasına izin vermediği bir belirtme kütüğün beyanlar sütununda gösterilemeyeceği-