İstemin ileri sürülüş ve olayın gerçekleşme biçimine göre davanın anılan davalıya yöneltilmesinin nedeninin, davalı idarenin hizmet kusurundan doğan zararın ödetilmesi istemi olduğu, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2/1-b maddesi gereğince bu tür istemlerin tam yargı davası olarak idari yargı yerinde açılacak davada ileri sürülmesi gerekeceği-
Şikayetçinin gider avansı yatırmaksızın icra mahkemesine başvurduğu, gider avansının tamamlanması için şikayetçiye bir ihtarat yapılıp kesin süre verilmediği, HMK'nun 115/2. maddesine göre gider avansı eksikliği tamamlanabilecek dava şartı eksikliklerinden olup mahkemece şikayetçiye gider avansı eksikliğinin giderilmesi için kesin süre verilmeden davanın usulden reddedilmesinin isabetsiz olduğu-
İcra Hukuk Mahkemesi kararları maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmeyeceğinden,genel mahkemede dava açılmasının derdestlik itirazına konu olamayacağı, davacının genel mahkemede dava açmasında hukuki yararının mevcut olduğu, mahkemece bu hususlar dikkate alınarak işin esasına girilmesi gerekeceği-
11. HD. 21.09.2017 T. E: 2016/5775, K: 4603-
HMK hükümlerinde öngörülen yargılama kesitlerine (davanın açılması ve karşılıklı dilekçelerin verilmesi, ön inceleme, tahkikat, tahkikatın sona ermesi, sözlü yargılama ve hüküm) uyulmadan yazılı şekilde davanın esası hakkında karar verilmesinin hatalı olduğu- Bilirkişi raporuna yapılan itirazlar karşılanmadan, itiraza uğrayan raporun hükme esas alınmasının hatalı olduğu- Davalı-borçlunun, davacılar hakkında suç duyurusunda bulunduğu anlaşıldığından, menfi tespit davasında, bu soruşturma dosyasının da incelenmesi gerektiği-
Gerçek kişiler ve özel hukuk tüzel kişileri aleyhine idare mahkemelerinde dava açılamayacağı, davacı davasını özel hukuk tüzel kişisi olan davalıya yönelttiğine göre, davanın görüm ve çözüm yerinin adli yargı olduğu-
Taraf ve dava ehliyetinin, 6100 sayılı HMK.'nun 114/1-d maddesinde dava şartı olarak gösterildiği, aynı Yasa'nın 115. maddesinde dava şartlarının davanın her aşamasında mahkemece kendiliğinden araştırılacağının hükme bağlandığı, dava şartlarının usuli kazanılmış hakkın istinalarından olduğu, hal böyle olunca davacının somut olay bakımından aktif dava ehliyetinin mevcut olduğu gözetilerek işin esası yönünden inceleme yapılıp bir hüküm kurulması gerekeceği-
Davacı sigorta şirketi olup davalıdan rücuen tazminat talebinin nedeninin, davalı ile davacının sigortalısı arasındaki kira ilişkisinden kaynaklandığı, bu durumda görevli mahkeme sulh hukuk mahkemesi olduğundan, mahkemece davanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun yürürlük tarihinden sonra açıldığı ve kira ilişkisine dayalı uyuşmazlıklarda, davanın HMK 114/1-c.maddesi gereğince görevsizlik nedeniyle HMK 115/2.maddesi gereğince dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerekeceği-
Daha önce kesin hükümle karara bağlanan icra mahkemesi dosyalarındaki talepler ile temyiz incelemesine konu dosyadaki talepler, şikayet sebepleri ve taraflar aynı olduğundan, mahkemece şikayetin HMK. mad. 114/1-i uyarınca kesin hüküm nedeniyle reddi gerektiği-
Davacının talebine konu alacaklarının miktarının ancak bir yargılama sürecinden ve bilirkişi incelemesinden sonra tam olarak tespit edilebileceği, mahkemece işin esasına girilerek bir karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme sonucu dava konusu alacakların belirli alacaklar olduğu gerekçesiyle davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmesinin bozma nedeni olduğu- Mahkemece alacağın miktarının belirlenebilir olduğu, belirsiz alacak davası açılamayacağı kabul edildiği halde davacıya talep ettiği alacaklarının miktarını tam olarak açıklayıp eksik harcı tamamlaması için kesin önel verilmeksizin davanın hukuki yarar yokluğundan usulden reddine karar verilmesinin hatalı olduğu-
