Davalı Sulama Birliği tarafından sulama hizmetinin gereği gibi verilmemesi nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkin eldeki davanın, yargı yolu bakımından adli yargıda mı, yoksa idari yargıda mı çözümlenmesi gerektiği-
Vakıf yöneticilerinin görevden alınmaları ve 5737 sayılı Kanun'un 10/4. maddesi kapsamında görevden almanın kanuni sonuçları- Davalıların yöneticisi oldukları Vakfın davanın açılmasından önce KHK ile kapatıldığı göz önüne alındığında eldeki davanın konusuz kaldığı gerekçesi ile karar verilmesine yer olmadığına mı yoksa hukuki yarar yokluğundan davanın usulden reddine mi karar verilmesi gerektiği- Mahkemece 5737 sayılı Kanun'un 10/4. maddesi uyarınca yapılan değerlendirmenin yeterli olup olmadığı, buradan varılacak sonuca göre aynı maddenin 1. ve 2. fıkrasının alt bentlerindeki hangi sebebe dayandırdığı hususunun davacı tarafa açıklattırılması suretiyle bilirkişi raporu alınması ve ayrıca davalılar hakkında vakıftaki görevleri ile ilgili fiilleri dolayısıyla ceza yargılamasına konu dosyaları bulunup bulunmadığının araştırılarak oluşacak sonuca göre bir karar verilmesinin gerekip gerekmediği-
Dava konusu taşınmazın 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi ile orman sınırları dışına çıkartılan yerlerden olup olmadığı, buradan varılacak sonuca göre bu hususun tapunun beyanlar hanesine şerh verilmesinin gerekip gerekmediği-
Mahkemece gider avansının eksik olduğunun anlaşılması halinde, tamamlattırılması için HMK'nın 120/2. maddesi gereğince verilecek iki haftalık kesin süre ile birlikte, gider avansı net olarak belirlenmeli ve tarafa, avansın yatırılmamasının hukuki sonuçları konusunda uyarı yapılması gerekeceği, bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmezse, ancak o takdirde davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddedilmesi gerekeceği- Mahkemece, 1.450,00 TL gider avansının iki haftalık kesin sürede mahkeme veznesine yatırılması ihtarını içeren 14.05.2024 tarihli ara karar 19.05.2024 tarihinde borçlu ........... vekili sıfatıyla Av. ..............'e tebliğ edilerek verilen kesin sürede gider avansı eksikliğinin tamamlanmadığı gerekçesi ile sonuca gidilmiş ise de; adı geçen avukatın dosyada vekil tayin edildiğini gösterir bir vekaletname veya usulünce onaylanmış bir yetki belgesi olmadığı, bu haliyle vekil sıfatının bulunmadığı anlaşıldığından, yapılan tebliğ işleminin ve verilen kesin sürenin hukuki sonuç doğurmayacağının kabulü gerekeceği-
01.03.2001 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı alan davacının 23.09.2013-18.06.2019 tarihleri arasındaki hizmetlerinin ve prime esas kazancın tespiti istemli eldeki davayı açmakta hukuki yararının bulunup bulunmadığı, buradan varılacak sonuca göre davacının açıkça beyanı alınmak suretiyle talebin sosyal güvenlik destek primine tabî olarak geçen sürelerin tespitine mi yoksa hizmet akdine dayalı zorunlu çalışmaların tespitine mi yönelik olduğu açıklığa kavuşturulup işin esasına girilerek oluşacak sonuca göre karar verilmesinin gerekip gerekmediği-
Sonrasında yapılacak tebligat giderinde eksiklik var ise hangi tebliğler için gerektiği ve kaç tebligat için tebliğ gideri yatırılması gerektiği konusunda bir belirleme yapılmaksızın süre verilmesinin gider avansı tarifesinde tebligat sayısını esas alan belirleyici kurala aykırı olduğundan verilen sürenin gider avansı için usulüne uygun olduğundan söz edilemeyeceği-
İhalenin feshi davalarının, daha önce başvuranın kim olduğuna bakılmaksızın maktu harca tabi iken 2004 sayılı İİK'nın 134. maddesinde değişiklik yapan ve 30.11.2021 tarihinde yürürlüğe giren 7343 sayılı kanunun 27/4. maddesi ile ihalenin feshi davasını “Satış isteyen alacaklı, borçlu, resmî sicilde kayıtlı ilgililer ile sınırlı ayni hak sahipleri dışında kalan kişilerin" açması halinde ihale bedeli üzerinden nispi harca tabi kılındığı-
Nispi harca tabi bir şikayetin yürütülmesinin kanunda belirtilen nispi harcın yatırılmasına bağlı olduğu, Harçlar Kanunu'nun 30. maddesine göre harç yatırılmadıkça müteakip işlemlerin yapılamayacağı, bu düzenlemenin sonucu olarak davayı yürütmeye yönelik hiç bir işlemin yapılamayacağı, diğer dava şartlarının incelenemeyeceği, dava harcının diğer dava şartlarından önce geleceği- Şikayet, tapunun 184, 392 ve 493 parselinde kayıtlı ipotekli taşınmazlara ilişkin olup, bunlardan 184 numaralı parselin malikinin ............... olup, bu taşınmazın ihalesinin feshini istemekte diğer ipotek borçlusu olan şikayetçi .............’ın şikayet hakkının bulunmadığı, yine 392 parselde kayıtlı olanın malikinin takip borçlusu .................. olduğundan, bu taşınmazın ihalesinin feshini istemekte ipotek borçluları ............ ile ..............’ın şikayet haklarının bulunmadığı nazara alınarak, İİK’nın 134. maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkraları gereğince bu taşınmazlar yönünden yapılan şikayetin nispi harca tabi olduğu ve teminat gerektirdiği- Mahkemece, kanunda belirtilen ve harç ile teminattan istisna tutulan taraflar dışında kaldığı anlaşılan şikayetçiler ........... ve ............’e anılan taşınmazlar yönünden nispi harç ve akabinde ihale bedelinin %5'i oranında teminat yatırtılmadan yargılama yapılması ve bu hususun Bölge Adliye Mahkemesince gözden kaçırılması hatalı olup, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması ile İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması gerekeceği, o halde mahkemece yapılacak işin öncelikle; adı geçen şikayetçi ipotek borçlularına söz konusu taşınmazlar yönünden nispi harcı tamamlamaları için Harçlar Kanunu'nun 30. maddesi uyarınca işlem yapmak ve akabinde teminatı yatırtıp sonuca gitmek olduğu-
Hacze ilişkin olarak alacaklının, 1 yıllık sürede olacak şekilde satış talep etmesine rağmen satış avansını 1 yıllık süreden sonra yatırdığından, İİK. m. 110/1 gereği, taşınır üzerindeki bu haczin şikayet tarihinden önce düştüğü-
İtirazın iptali davaları nitelikleri takibe sıkı sıkıya bağlı olduğundan takibe konu edilmeyen bir başka sözleşmede tahkim şartının esas alınamayacağı-Takibe dayanak sözleşmede MÖHUK m 47 çerçevesinde yabancı bir mahkemenin yetkili olacağının kararlaştırılmasının alacak iddiasında bulunan tarafın Türk icra organları eliyle takip başlatmasına engel olmayacağı, bu takibin yargılamaya konu edilmesiyle birlikte, mahkemenin usulüne uygun ileri sürülen yetki itirazını MÖHUK hükümleri kapsamında ve yalnızca kendisinin yetkili olup olmadığı bağlamında tartışabileceği- Temyiz incelemesine konu karar olmamakla beraber, ilk derece mahkemesinin "Londra icra dairelerinde takip yapılmadığından geçerli bir icra takibinin olmaması nedeniyle davanın usulden reddedilmesi" gerektiği yönündeki değerlendirmesinin, sonuç itibariyle yerinde olmadığı- Bölge Adliye Mahkemesi "HMK'da düzenlenen kesin yetki hâllerinden birinin varlığı durumunda HMK. m. 18 gereğince yetki sözleşmesi yapılamayacağı" gerekçesine dayanarak "takibin HMK. m. 14/2 gereğince şirket merkezinin bulunduğu icra dairelerinde başlatılması gerektiğini" belirtmişse de, milletlerarası yetki anlaşmasıyla yabancı mahkemenin yetkili kılınması durumunda, Türk hukukundaki kamu düzenine ilişkin yetki kuralının getiriliş şekli ve amacı göz önünde bulundurularak yapılacak bir incelemeyle ülke mahkemesinin münhasır yetkisinin söz konusu olduğu tespit edilmedikçe, salt HMK'da konuyla ilgili kesin yetki hâli öngörüldüğü şeklindeki bir gerekçeyle tarafların irade özgürlüğü çerçevesinde kabul ettikleri ve kanun koyucunun buna imkân verdiği yetkili çözüm yerini belirleme konusundaki anlaşmaları bertaraf edilemeyeceği, hâlihazırda aynı şirkette ortak olduğu anlaşılan taraflar arasındaki somut uyuşmazlıkta, ortakların kendi aralarındaki cezai şart istemleri konusunda devletin münhasır yetkisinin bulunduğundan söz edilemeyeceği- Takibe konu sözleşmedeki milletlerarası yetki anlaşması ve davalının Londra mahkemelerinin yetkili olduğu yönündeki itirazı üzerinde durularak varılacak sonuca göre karar verilmesi gerektiği- "Hukuk Genel Kurulunun mahkemenin yetkili olup olmadığı konusunda kesin bir sonuca varmasının mümkün olduğu, kararın bu yöne ilişkin bir tespiti de ihtiva eder şekilde farklı değişik gerekçeyle bozulması gerektiği" şeklindeki görüşünün "Bölge Adliye Mahkemesinin henüz kendisinin yetkili olup olmadığı konusunda bir değerlendirme yapmamış olması" nedeniyle HGK çoğunluğunca benimsenmediği-
