İflas idaresinin alacak kayıt talebini tamamen reddettiği ve bunun üzerine açtığı kayıt kabul davası da reddedilen davacının kayıt terkini davasında hukuki yararı bulunmadığı- Kayıt terkini istemine ilişkin davalarda iflas idaresine husumet yöneltilemeyeceği-
Mahkemece tensip zaptının tebliği ile başlayan 2 haftalık sürenin, Mahkemece tamamlanması istenilen işlemlerin yerine getirilmesi için mâkul bir süre olduğundan bahsedilemeyeceği, o halde Mahkemece, davacı tarafa HMK.'da belirtilen ilke ve esaslar çerçevesinde eksik veraset ilamlarını sunması ve taraf teşkilini sağlaması için usulüne uygun şekilde oluşturulacak ihtar ile daha mâkul bir süre verilip sonucu uyarınca bir karar verilmesi gerekeceği-
Yabancı mahkeme kararının tenfizi istemli davada; aynı taraflar arasında, aynı konuda ve aynı dava sebebine dayanarak daha önce açılmış bir davanın bulunması halinde, önceki dava kesinleşinceye kadar "derdestlik" dava şartı engelinin mevcut olduğu-
Çocuk ile baba arasında kurulan kişisel ilişkide çocuğun yüksek menfaatinin gerekleri gözönünde bulundurulurken, davacı baba yönünden babalık duygularını tatmin edecek ve bu hakkın rahatça kullanılmasına engel olmayacak şekilde kişisel ilişkinin sağlanması gerektiği, bu bağlamda yapılan yargılama ve toplanan delillerden annenin, çocuk ve babanın görüşmesi hususunda zorluk çıkarttığı görüldüğünden, davacı baba ve ortak çocuk arasında kişisel ilişki kurulması için babanın kişisel ilişki sürelerinin mahkemece hüküm altına alınmasını istemesinde hukuki yararının bulunduğu muhakkak olup açılan davada ön inceleme tutanağı imzalanmadan dava, davalı anne tarafından kabul edildiğine göre karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 6. maddesi gereğince davacı taraf lehine vekalet ücretinin yarısı ile davacı yararına yargılama giderlerine hükmedilmesi gerekeceği-
Boşanma ve fer'ileri davasında davalı erkeğin vesayet altına alınmasının gerekip gerekmediği- Mahkemece, davalı- karşı davacı kadının, karşı dava dilekçesindeki "davacı- karşı davalı erkeğe Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Doktoru Prof. Dr. ............ tarafından anksiyete bozukluğu teşhisi konulduğu ve yeşil reçeteli ilaç kullandığı" iddiası doğrultusunda davalı erkeğin vesayet altına alınmasının gerekip gerekmediği, diğer bir ifade ile dava ehliyetinin bulunup bulunmadığı yönünden Adli Tıp Kurumu'ndan rapor alınmadan hüküm kurulduğu anlaşıldığından, mahkemece yapılacak işin; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 405. ve Hukuk Muhakemeleri Kanununun 56/1inci maddeleri uyarınca davacının vesayet altına alınmasının gerekip gerekmediğinin araştırılması ve bu hususun bir ön sorun sayılması, gerekirse Türk Medeni Kanunu'nun 462/8 inci maddesi uyarınca işlem yapılması ve sonucuna kadar yargılamanın bekletilmesinden ibaret olacağı-
Davalıların yönetim kurulu üyesi oldukları şirketin anonim şirket olduğu, anonim şirket kurucu ortaklarının, yönetim kurulu üyelerinin, yöneticilerinin ve tasfiye memurlarının sorumluluğunun 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 553. maddesinde düzenlendiği, kollektif şirket ortaklarının sorumluluğuna ilişkin TTK'nın 238/2. maddesinin uygulama olanağının bulunmadığı gerekçesiyle taraf ehliyeti (pasif husumet) yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekeceği-
Davanın açılma zamanı ve yargılama usulü 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 118. maddesi ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup dava dilekçesinin bizzat davacı tarafından mahkemenin tevzi bürosuna teslim edileceği yönünde bir düzenleme olmadığı gibi ilk derece mahkemesi gerekçesinin aksine dava dilekçesindeki imzanın davacıya ait olup olmadığının böyle bir iddia olmadığı halde mahkemece değerlendirilmesinin isabetsiz olduğu, o halde, İlk Derece Mahkemesince usulüne uygun dava tensibi hazırlanarak Harçlar Kanunu’nun 30. maddesi ve devamı maddeleri ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114. maddesi ve devamı maddeleri uyarınca alınması gereken harçlar ve gider avansının yatırılması için Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 120/2. maddesi uyarınca davacıya süre verilmesi ile oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken hiçbir yasal düzenlemeye dayanmayan, varsayıma dayalı gerekçelerle davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi ve Bölge Adliye Mahkemesince de istinaf başvurusunun esastan reddedilmesinin isabetsiz olduğu-
Asliye hukuk mahkemesinde ileri sürülen ve görevsizlik kararı verilen bir talebin, görevli mahkemeye gönderilmeyip aynı talebin yeniden asliye ticaret mahkemesinde ileri sürülmesinde hukuki yarar bulunduğundan söz edilemeyeceği-
Tedbir kararından sonra takip başlatılması sebebiyle geçerli bir icra takibinin varlığından söz edilemeyeceği-Davalı şirkete geçici mühlet kararı verilmiş olması, eldeki dava yönünden olumsuz dava şartı teşkil ettiği- Bu sebeple eldeki itirazın iptali davasında geçerli bir icra takibinin varlığından söz edilemeyeceğinden ilgili mahkemece davanın HMK'nın 114. ve 115. maddeleri gereğince 'dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi'nde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı- Açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; taraf vekillerinin istinaf itirazlarının HMK’nın 353/1-b.1. maddesi gereğince 'esastan reddine' karar verilmesi gerekmiş olduğu-
İnançlı işleme dayalı iddianın yazılı delille kanıtlanması gerekeceği, ispat külfeti kendisinde olan tarafın yazılı bir belgesi olmaması durumunda ise delil başlangıcı niteliğinde belgeler var ise iddianın her türlü delille kanıtlanmasının olanaklı hale geleceği, davacı tarafça yazılı inanç sözleşmesi yahut delil başlangıcı nitelinde bir belge sunulmadığı, iddianın ispatlanamadığı gerekçesiyle birleştirilen davanın da reddine karar verilmesi gerektiği-