Görevsiz mahkemede dava açıldıktan sonra ancak dosyanın görevli iş mahkemesinin esasına kaydedilmesinden önce arabuluculuk başvurusunda bulunularak başvurunun sonuçlandırılması durumunda arabuluculuk dava şartının yerine getirilmiş olacağı-
Kesinleşen işe iade davasında parasal olarak belirlenmiş olan boşta geçen süre ücreti ve diğer haklar alacağının işverenden tahsiline yönelik talep belirsiz alacak niteliğinde olmadığından, davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği (Bölge Adliye Mahkemeleri Kararları Arasındaki Uyuşmazlığın Giderilmesi İstemine Dair Yargıtay 9. HD. Kararı)-
Anonim şirket paydaşının zararlandırıcı eylemleri nedeniyle şirketten çıkartılması istemi- TTK m. 531/1 uyarınca haklı sebeplerin varlığında, sermayenin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini teşkil eden pay sahipleri, şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden şirketin feshine karar verilmesini isteyebileceği, mahkeme fesih yerine, davacı pay sahiplerine, payların değeri ödenerek davacı pay sahiplerinin şirketten çıkarılmalarına veya duruma uygun bir çözüme karar verebileceği, TTK sistematiğinde anonim şirketlerde sadece şirketin haklı sebeple feshi talebine olanak tanınmış olup, bir ortağın diğer ortağı haklı sebep olsa dahi ortaklıktan çıkartılmasını talep hakkının bulunmadığı, limited şirkete özgü hükümlerin ise anonim şirkete uygulanma kabiliyetinin bulunmadığı, kanunda düzenlenme olmayan konuda, diğer şirketlere ait hükümlerin kıyasen uygulanmasının mümkün olmadığı-
7343 sayılı Kanun ile değişik İcra ve İflas Kanunu’nun 134'üncü maddesi uyarınca satış isteyen alacaklı, borçlu, resmî sicilde kayıtlı ilgililer ve sınırlı ayni hak sahipleri dışında kalan kişiler tarafından açılan ihalenin feshi davalarının nispi harca ve ihale bedelinin %5’i oranında teminata tâbi olduğu, noksan harcın tamamlatılmasının Harçlar Kanunu’nun 30'uncu maddesi gereğince yargılamaya devam edilebilmesi için öncelikli bir zorunluluk, teminatın ise HMK’nın 114/2'nci maddesi kapsamında bir dava şartı olduğu gözetilerek; mahkemece bu usul eksiklikleri usulüne uygun süre verilerek giderilmeden davanın esası hakkında hüküm kurulamayacağı-
Anonim şirket yönetim kurulu üyeliğinden istifanın tek taraflı bozucu yenilik doğuran bir hak olduğu ve şirkete ulaşmasıyla birlikte iç ilişkide derhal hüküm ve sonuç doğurduğu, istifanın geçerliliği için yönetim kurulunun kabulüne veya karar defterine işlenmesine gerek bulunmadığı, ancak Türk Ticaret Kanununun 39. maddesi uyarınca üçüncü kişiler yönünden sonuç doğurmasının ticaret siciline tescil ve ilana bağlı olduğu, istifa eden yönetim kurulu üyesinin kamu kurumları nezdinde ve dış ilişkide doğabilecek sorumlulukları engellemek amacıyla istifanın tespiti ve sicile kaydını sağlamak üzere doğrudan dava açmakta güncel hukuki yararının bulunduğu-
HMK’nın 46. maddesine dayalı tazminat istemi-
Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı..
Davacı banka, kullandırdığı kredi taksitlerinin ödenmemesi üzerine hesabı kat edip davalılara ihtar göndermesine rağmen borcun ödenmemesi neticesinde takip başlatmış, borçlu kefiller ise  tarihinde ihtirazi kayıtla takip konusu borcu ferîleriyle birlikte ödemiş, akabinde de davalılar ihtirazi kayıtla yatırılan paranın alacaklıya ödenmesine muvafakat ettikten sonra dava açılmış olduğundan davacının yapılan ödeme kapsamında itirazın iptali davası açmakta hukuki yararının bulunmadığı-
"Yapay piyasa oluşturulduğu" iddiasına konu işlemlerde, "davacının, (davalı) müşterileri adına olup uhdesinde yer alan hesaplar üzerinden, müvekkili nezdinde riske neden olacak şekilde (davalı) çalışanı vasıtasıyla diğer davalılarla el ve iş birliği içinde hareketle yapay piyasa oluşturulmak suretiyle işlem yapıldığı ve bu şekilde haksız fiilde bulunulduğu" ileri sürüldüğünden, davalılara husumet yöneltilmesinin yerinde olduğu- Davacının ileri sürdüğü yapay piyasa oluşturma eylemi nedeniyle nasıl bir zarara uğradığı dosya kapsamından tam olarak anlaşılamadığından, mahkemece öncelikle, davacıya ne gibi bir zararının oluştuğu hususu açıklattırılarak eldeki davada hukuki yararının bulunup bulunmadığının tespit edilmesi gerektiği- Davacının hukuki yararının mevcut olduğuna kanaat edilmesi hâlinde, ileri sürülen iddia ve ortaya konulacak zarar doğrultusunda bilirkişilik yapmaya ehil ve aralarında SPK uzmanlarının da bulunduğu bilirkişi heyetinden denetime elverişli rapor alınıp bir kısım davalılar aleyhine açılan ceza davaları birlikte değerlendirildikten sonra bir karar verilmesi gerektiği- "Davalıların pasif husumetlerinin bulunmadığı" şeklindeki karşı görüşün HGK çoğunluğunca benimsenmediği-
İcra dosya borcu tahsil edilmiş olduğundan, davalı-karşı davacı alacaklı vekili tarafından açılan tasarrufun iptali davasında, başlangıçta mevcut olan hukuki yarar ortadan kalktığı, asıl dava olarak açılan istihkak davasının konusuz kaldığı durumda, karşı dava olarak açılan tasarrufun iptali davasının hukuki yarar yokluğundan reddi gerektiği- Davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderleri ile vekalet ücreti takdirine karar verilmesi gerekirken haklılık değerlendirilmesi yapılmamasının hatalı olduğu-