Bilirkişiden ek rapor alınarak davacının en son ödeme yaptığı açıklanan 13.2.2003 tarihli hesap kesim ekstresinde belirtilen 1.162.182.642 TL. ana para borcuna başvuru tarihi olan 20.3.2003 tarihine kadar %50 faiz uygulanması ve bu suretle belirlenecek toplam borcun yasanın öngördüğü biçimde taksitlendirilmesi gerekli olup davacının iş bu başvurusundan sonra yapmış olduğu ödemelerin ise az yukarıda açıklanan yöntemle belirlenecek toplam borçtan mahsup edildikten sonra bakiye miktar üzerinden ödenmesi gereken borç tutarı saptanıp bunun dışındaki borcundan dolayı davacının borçlu olmadığının tespitine, saptanan miktarın da 12 eşit taksitte ödenmek üzere ödeme planında gösterilmesine karar verilmesinin gerekeceği-
Davacının temerrüde düştüğü tarihte ihtarnamede borç miktarı olarak gösterilen ve itiraza uğramayan 1.117.926.110 TL.na bu tarihten davacının davalıya başvuru tarihine kadar geçen süre içerisinde %50 faiz uygulanmalı böylece davacının davalıya başvurduğu tarih itibariyle borç miktarı belirlenmeli, belirlenen bu miktara BSMV, icra masrafları, tahsil harcı ve avukatlık ücreti gibi masraflarda eklenmek suretiyle borç ve alacak durumu bilirkişiden alınacak ek bir raporla belirlenmeli, sonucuna göre karar verilmesinin gerekeceği-
Davacı alım satım akdine dayanarak ödenmeyen satım bedelinin tahsili için davalı aleyhine icra takibine girişmiş, davalı belediye de borca ve icra dairesinin yetkisine itiraz etmiş, dava dilekçesinin tebliği üzerine de davaya cevap vermediği gibi, duruşmalara da katılmadığından dava bir miktar para alacağına ilişkin olmasına göre B.K.nun 73. maddesi ve HUMK. nun 10. maddesine göre Konya İcra Daireleri ve mahkemeleri yetkili olduğundan, mahkemenin takibin yetkili icra dairesinde yapılmamış olması nedeniyle davanın reddedilemeyeceği-
Bir bonoyu tanzim eden kimse, tıpkı bir poliçeyi kabul eden gibi sorumlu olup ödeme için ibraz edilmeyen bir bonodan dolayı, borçlunun bono bedelini notere tevdi etme hakkı da bulunmakta olduğundan alacaklının vadesi geçmiş bonolar nedeniyle borçlular hakkında talep ettiği ihtiyati haciz isteminin kabulüne karar verilmesinin gerekeceği-
Kural olarak eşlerden birisinin diğerine karşı ve ona tebaen taşınmazda oturuyor olması halinde, -boşanma gerçekleşse bile- İİK. 276/son uyarınca üçüncü kişi konumunda bulunmadığı ancak tahliyeye konu konutun 'aile konutu' olarak kullanıldığı, şikayetçi eşin halen orada çocukları ile birlikte oturmaya devam ettiğinin anlaşılması halinde, oradan tahliyesine karar verilemeyeceği–
Çek süresinde bankaya ibraz edilmezse, buna dayanan kambiyo hukukuna dayalı takip hakkını kaybeder; ancak çek hamilinin sebepsiz mal edinme hükümlerine göre keşideciye müracaat hakkı bulunduğundan ve davalı çek keşidecisi de çek bedelini bankaya ödediğini savunduğundan mahkemece davalının ödemeye ilişkin delilleri toplanıp incelenerek sonucuna göre bir karar verilmesinin gerekeceği-
İcra Mahkemesince takip dayanağı senedin dosya içinde mevcut tarihsiz protokol gereği verildiği kabul edilmiş olmakla anılan senet illetten mücerret olmadığı için bono vasfında sayılamayıp, protokol gereğinin yerine getirilip getirilmediği hususu ise dar yetkili İcra Mahkemesince tartışılamayacağından, anlaşmanın çözümü de yargılamayı gerektireceğinden İİK.nun 170/a madde gereğince re'sen takibin iptaline karar verilmesinin gerekeceği-
Davalı kurum usulsüz reçete düzenlendiği gerekçesi ile sözleşmeyi feshetmiş, davacı fesih işleminin geçersizliğini istemiş olup davalı kurum fesih işlemi ile kendisi ve diğer kamu kuruluşlarını da etkiler şekilde davacı ile muaraza yarattığından dava açmakta davacının hukuki yararı olup davacı tarafından açılan davanın mahiyeti itibariyle muarazanın meni niteliğinde olduğu-
