Savunma sırasında –mahkemedeki duruşmalarda veya TBMM’deki konuşmalarda– yapılan açıklamaların, sarfedilen sözlerin «savunma amacıyla ve savunma sınır içerisinde kaldığı ölçüde» hukuka uygun sayılacağı ve «kişilik haklarını zedelediği» ileri sürülerek manevi tazminata hükmedilemeyeceği–
“Kişilik haklarına tecavüz” fiilinden kaynaklanan manevi tazminat davalarında, davacının olayın meydana gelmesinde “tahrik”inin bulunması halinde, bunun tek başına manevi tazminat talebinin reddine neden olmayacağı, bunun –kural olarak– “tazminat tutarını belirlemede” gözönünde bulundurulacağı–
Resmi nikah olmaksızın bir erkekle birlikte yaşayan (evli olduğunu bildiği halde, bir erkekle birlikte yaşayan) kadın, erkeğin kendisi ile evlenmemesi, kendisini evden uzaklaştırması halinde, erkekten «kişilik haklarının ihlâl edildiği» iddiasıyla, manevi tazminat isteyebilir mi?–
Eleştiri amaç ve sınırını aşan yazıların gerçeği yansıtsa bile yazıda kullanılan dil, ifade ve üslubun davacıyı küçük düşürmek, ona hakaret etmek amacına yönelik bulunması, davacının kişilik değerlerine saldırı niteliğinde bulunması halinde, davacı lehine tazminata hükmedilmesi gerekeceği–
Meclis toplanma salonunda, encümenlerde verilen oy, söylenen söz ve düşüncelerin, mutlak dokunulmazlık kapsamına girdiği, ancak yasa-ma dokunulmazlığının sınırsız ve mutlak olmadığı, eleştiri sınırları için-de söylenmesi mümkün olan hususların, küçük bir çaba sarfetmeden yasama dokunulmazlığının kalkan yapılarak, başkalarının kişilik haklarına saldırı teşkil edecek şekilde kullanılmasının Anayasaya aykırı olacağı–
Bir şirketin eski afişlerinin kartpostal şeklinde basılması halinde, eski afişlerin sahibi olan şirketin kişisel haklarına saldırıda bulunulmuş olmayacağına dair İsviçre Federal Mahkemesi Kararı-
Manevi tazminat olarak takdir edilecek miktarın, felaketi özlenir hale getirecek derecede olmaması ve fiille tazminat arasında makul bir orantı bulunması gerektiği–
Haber/yazının, “gerçeklik”, “güncellik”, “kamu yararı”, «toplumsal ilgi» öğelerini taşıması ve anlatımda, özle biçim arasındaki dengenin kurulmuş olması halinde, kişilik haklarına saldırı niteliğini taşısa bile, hukuka uygun sayılacağı ve tazminatı gerektirmeyeceği–