Ölü kişi adına tescile karar verilemeyeceği gibi dava tarihinde ölü bulunan kişiye karşı da dava açılamayacağı, ölü kişi adına tesbite ilişkin 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 29 ve 30. maddeleri hükmünün genel mahkemelerde uygulama yerinin de bulunmadığı, davacı F. F. Aru'nun ölümünden sonra mirasçılık belgesinde isimleri geçen mirasçıları, vekaletname vermek suretiyle davada taraf durumunu aldıkları ve davayı yürüttükleri, mahkemece F. F. Aru mirasçıları adına iptal ve tescile karar verilmesi gerekirken ölü kişi adına hüküm kurulmuş olmasının doğru olmadığı-
İncelenmekte olan Hazine aleyhine açılan davanın 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 12/3. maddesinde belirtilen 10 yıllık hak düşürücü sürenin kaçırılmasından sonra 24.11.2004 tarihinde açıldığı, anılan maddedeki 10 yıllık sürenin hak düşürücü nitelikte olup, olumsuz dava koşulu olduğu, hak düşürücü sürenin gerçekleşmesinin, işin esasının incelenmesini önleyeceği, hak düşürücü sürenin tüm def’i ve itirazlardan önce nazara alınacağı, bu nedenle; yargılama bitinceye dek hak düşürücü sürenin geçtiği taraflarca ileri sürülebileceği gibi, görevden ötürü hakim tarafından kendiliğinden de gözönünde tutulacağı, Hazine aleyhine açılan davanın hak düşürücü sürenin geçmiş olması nedeniyle reddine karar verilmesinin gerekeceği-
Mahkemece davaya konu imar parselinin öncesinin kesin ve tereddüte yer bırakmayacak şekilde belirlenmesinin, bundan sonra zilyetlikle edinim koşullarının nizalı taşınmaz bölümünün tapuya tescili tarihi itibariyle oluşup oluşmadığının değerlendirilmesinin gerekeceği, eksik incelemeyle hüküm kurulamayacağı-
Davanın niteliği ve mirasçılık belgesine göre kayıt malikinin mirasçıları B.ye N. Erkoç ile M. A. Erkoç’a da davanın yöneltilerek davaya dahil edilmeleri, bu suretle tüm mirasçılar davaya dahil edilip dava şartı yerine getirilerek taraf teşkili tamamlandıktan sonra dahil edilen mirasçılara delillerini sunmaları için süre ve imkan tanınması ondan sonra yargılamaya devam edilerek sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken taraf teşkili tamamlanmadan yazılı şekilde hüküm kurulmuş olmasının doğru olmadığı-
Kural olarak; arazi kadastrosu çalışmalarında tescil harici bırakılan yerlerle ilgili olarak tespit öncesi nedenlere dayanılarak açılan davaların görülebilmesi için Daire’nin istikrar kazanmış içtihatlarına göre, makul süre içerisinde açılmasının gerekeceği, tespit sonrası sebepler içinde, TMK.nun 713/1 ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14 ve 17. maddesindeki koşulların tespit dışı bırakma tarihinden dava tarihine kadar en az 20 yıllık sürenin geçmesinin ve gerçekleşmesinin gerekeceği-
Davacılar gerek dava dilekçesinde, gerekse yargılama oturumlarında, taşınmazı ortaklaşa kullandıklarını açıkladıklarına ve davacıların kardeş olmadıkları da dikkate alındığında, özellikle terekeden intikal eden bir taşınmaz olmadığından iştirak halinde mülkiyet üzere tescil kararının da doğru olmadığı, öte yandan, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. maddesindeki temel ilke ve 5403 sayılı Yasa’nın hükümleri uyarınca taşınmazın sulu - kuru durumu belirlenmeden yazılı şekilde kabul kararı verilmesinin de doğru olmadığı-
TMK.nun 713/1 ve 3. fıkrasına dayalı olarak açılan tescil davalarında Hazine ve ilgili Kamu tüzel kişilerinin kanuni hasım durumunda olup her türlü yargılama giderleri ile sorumlu tutulamayacakları, bu tür davalarda tüm yargılama giderlerinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına eksik harcın davacı taraftan alınmasına davacı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına karar verileceği-
Tapu iptali ve tescil davası, tapudaki kayıt düzeltilmesi davasının sonucuna bağlı olup mahkemece her iki dava dosyası tefrik edilerek tapu kaydının düzeltilmesine ilişkin davanın, ön mesele yapılarak sonucun beklenmesi, ondan sonra tapu kaydının hukuksal değerini yitirip–yitirmediği ve davacı lehine kanunda öngörülen koşulların gerçekleşip-gerçekleşmediğinin belirlenmesi gerekirken hatalı değerlendirme sonunda, aynı hükümle tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline ve bir sonraki hüküm fıkrasında da 245 ada 42 parselin tapu kaydının düzeltilmesine karar verilmesinin doğru olmadığı-
Kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayalı tescil talepli davalarda sağlıklı bir sonuca ulaşılabilmesi için mahalli bilirkişilerin komşu köylerden seçileceği ve tespit tutanağı bilirkişileri ile birlikte taşınmaz başında dinlenmesi gerekeceği-
Tapusuz taşınmazların 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14 ve TMK.nun 713. maddeleri uyarınca olağanüstü zamanaşımı yoluyla kazanılabilmesi için anılan maddelerde yazılı koşulların davacı lehine gerçekleşmesi yanında, ekonomik amaca uygun eylemli zilyetlik ve tasarrufun da somut olarak kanıtlanmasının gerekeceği, dairemizin yerleşmiş inançlarının da bu yönde olduğu, davacının "hayvan gübresi dökmek" şeklindeki kullanımının ekonomik amaca uygun zilyetlik olmadığı, hal böyle olunca, davanın reddine karar verilmesinin gerekeceği-