Kadastro işlemlerinden sonra tapulu taşınmazlar için vaki olacak miras taksim sözleşmelerinin yazılı şekilde yapılması gerekeceği (TMK. mad. 676/son), taksim sözleşmesinin tapuda yapılan resmi senetle mirasçılar arasında yapıldığına ve yapılan bu resmi senede bağlı paylaşım hukuken tarafları bağladığına göre davacının daha önce kararlaştırılan taksimden döndüğünün kabulü gerekeceği ve babanın sağlığında çocukları arasında yaptığı paylaşıma dayanılarak iptal ve tescil istenemeyeceği-
Yol, meydan ve köprü gibi orta malları haritasında gösterilmekle yetinileceği, taşınmazın haritasında yol olarak gösterilmesi bir kadastro işlemi olup kadastro tutanağı düzenlenmediği için böyle bir işlemin tesbit dışı bırakma işlemi niteliğinde olduğu-
193 ada 4 sayılı parselle ilgili Kadastro Mahkemesi’nde eldeki dava dışında açılan bir başka dava ve istek yok ise, kesinleşen bu parsele ilişkin tutanak gözetilerek tapuda tescil işleminin yapılmasının sağlanmasının, kayıt malikleri belirlendikten sonra hatalı istek de gözönünde bulundurularak durumun değerlendirilmesinin, söz konusu parselin davacılara ait olmadığının belirlenmesi halinde, dava konusu yerin kazanma koşullarının davacılar yararına oluştuğu gözetilerek bağımsız parsel halinde adlarına eşit oranda tapuya kayıt ve tescilinin düşünülmesinin gerekeceği-
Dava konusu yerin 1960 yılında yapılan arazi kadastro çalışmaları sırasında 766 sayılı Tapulama Kanunu hükümlerine göre tespit harici bırakıldığının anlaşıldığı, keşifte dinlenen yerel bilirkişilerin, dava konusu yerde bulunan meşeler kesilmek suretiyle taşınmazın kültür arazisi haline getirildiğini, buğday ve arpa ekmek suretiyle kullanıldığını açıkladıkları, taşınmazın belirlenen bu niteliğine göre imar ve ihyaya muhtaç yerlerden olduğunun kabulünün gerekeceği-
Dava konusu taşınmazın tapuda kayıtlı yerlerden olup olmadığının Tapu Sicil Müdürlüğü’nden sorulmadığı, aksi halde, çifte tapuya yol açacağı, bu nedenle teknik bilirkişilerin rapor ve krokisi eklenmek suretiyle dava konusu yerin tapuda kayıtlı yerlerden olup olmadığının Tapu Sicil Müdürlüğü’nden sorulmasının gerekeceği-
Uyuşmazlık dava konusu taşınmazın mera niteliğinde olup-olmadığına ilişkin bulunup; taraf tanıklarının komşu köyler halkı arasından seçilerek dinlenilmesinin, hava fotoğraflarından yararlanılmasının, komşu parsellere ait kadastro tutanaklarının onaylı ve okunaklı suretleri ile varsa dayanak tapu ve vergi kayıtlarının getirtilerek mahallinde uygulanmasının gerekeceği-
Hükmün, vekalet ücreti yönünden davalı Hazine vekili tarafından temyiz edildiği, davalı Hazine, yargılama oturumlarında kendisini vekille temsil ettirdiğine göre, HUMK.nun 423 vd. ile HMK.nun 330. maddesi ile hüküm tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 7. maddesi hükmü uyarınca; davalı Hazine yararına vekalet ücreti taktir ve tayini gerekirken bu hususta olumlu veya olumsuz bir karar verilmemiş olmasının kanuna aykırı olduğu-
Dava konusu taşınmazın çevresinde ortamalı niteliğindeki mera parselinin bulunduğu, esasen uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın niteliğinin belirlenmesiyle ilgili olup yerel bilirkişi ve taraf tanıklarının komşu köyler halkı arasından seçilerek dinlenilmesinin, hava fotoğraflarından yararlanılmasının, komşu parsellere ait kadastro tutanaklarının onaylı ve okunaklı suretleri ile varsa tutanak ve dayanak tapu ve vergi kayıtlarının getirtilerek mahallinde uygulanmasının gerekeceği-
Kamu malı niteliğinde bulunan bir yerin kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yolu ile edinilmesinin ve özel mülkiyet şeklinde de tapuya tescilinin mümkün olmadığı, ancak, terk edilmek suretiyle veya güzergah değişikliği nedeni ile ortaya çıkan yol fazlalıklarının kazandırıcı zamanaşımı ve zilyetlik yolu ile edinilmesinin mümkün olduğu, bu kapsamda, nizalı taşınmazın kadimden beri yol olarak kullanıldığı ve terk edilmediği anlaşıldığına göre; taşınmaz üzerinde sürdürülen zilyetliğin hukuki kıymetinin bulunmadığı-
Dava konusu taşınmaza ait kadastro tutanağının edinme sütununda taşınmazın müdevverenin 54. ve 64. sırasında sırasıyla Papasyan Karabat ve 64. sırasında Papasyan Haçik adına kayıtlı olduğu bildirildiğine göre, mahkemece, taşınmazın vakıf malı olup olmadığı üzerinde durulmasının, taşınmazın vakıf malı olduğunun anlaşılması durumunda, uzman bilirkişi ya da bilirkişi kuruluna inceleme yaptırılarak, vakfın türünün belirlenmesinin, bundan sonra kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla edinilmesinin mümkün olup olmadığının araştırılmasının ve hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesinin gerekeceği-
