Davada kazanmayı sağlayan zilyetliğe dayanıldığına göre, kazanmayı sağlayan zilyetliğin davalıya karşı kanıtlanmasının gerekeceği, hukuki niteliği yanında maddi olaylardan sayılan zilyetliğin, tanık dahil her türlü delille kanıtlanmasının mümkün olduğu-
Uyuşmazlık konusu taşınmazın fen bilirkişisi raporuna göre tapulama harici yerlerden olduğu ve taşınmazın kuzeyinden Çermik-Ergani Devlet yolunun geçtiği anlaşıldığına göre MK.nun 713/3. maddesi gereğince davanın Karayolları Genel Müdürlüğü’ne yöneltilmesinin,davaya katıldığı takdirde delillerini bildirmesi konusunda kendilerine süre ve imkan tanınmasının gerekeceği-
3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. maddesi hükmüne göre; zilyetliğin bu kanunda yazılı belgelerden birisi ile ispatı yoluna gidilmeyen hallerde, zilyedin aynı çalışma alanı içinde kazanabileceği miktarın sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönümü geçmeyeceği-
Kazanmayı sağlayan zilyetlik ve muristen intikal hukuksal sebeplerine dayalı olarak TMK. mad. 713/1 ve 3402 s. Kadastro Kanununun 14. maddesi gereğince açılan mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil davasında, paylaşımın yapıldığı görüşüyle davanın reddine karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli olmadığı gibi, paylaşımın yapılıp yapılmadığı konusunda alınan beyanların da sonuca ulaşmak bakımından yeterli görülmediği- HMK.nunda tanıklar hakkında yer alan hükümlerin aynı zamanda yerel bilirkişiler hakkında da uygulanacağı- HMK.nun 261. maddesi uyarınca tanıkların ayrı ayrı dinlenmesi öngörüldüğüne göre, yerel bilirkişilerin de ayrı ayrı dinlenilmesinin zorunlu olduğu- Kendiliğinden çağrılan ve keşifte dinlenilen tespit bilirkişisinin tanık sıfatıyla dinlenilmesinin usule aykırı olduğu-
Kök murisin ve öncesinde de babasının zilyetliğinin hangi tarihte başlayıp hangi tarihte sona erdiğinin açıklanmadığı, dava konusu taşınmaza ait belirtme tutanağı ile tablendikatif belgelerine göre taşınmaz, kök murisin işgalinde ise de, diğer taşınmazlarla birlikte şagillerince zaman zaman meradan açmak suretiyle işleyegeldikleri ve 10-12 yıldan beri üzerinde çiftçilik yapıldığından Tapu Kanunu’nun 35. maddesine göre Hazine adına tescil edildiği, taşınmazın belirlenen bu niteliğine göre meradan açıldığı gözetilerek yöntemine uygun bir biçimde kadim ve tahsisli mera araştırılmasının yapılmasının zorunlu olduğu-
Dere yatağı, kayalık gibi yerlerin üzerine dışarıdan toprak taşınarak o yerin tarım arazisi haline getirilmeye çalışılmasının imar ve ihya sayılmadığı-
Öncelikle çalılık ve makilik vasfı ile tescil harici bırakılan dava konusu yer bakımından orman araştırması yapılmasının zorunlu olduğu, 3116 sayılı Yasa’ya göre orman tahditi yapılıp yapılmadığı ya da 6831 sayılı Yasa hükümleri uyarınca çalışma yapılıp yapılmadığının araştırılmasının zorunlu olduğu, nizalı taşınmazın bulunduğu yerde orman kanunları gereğince bir çalışma yapılmamış ise, o takdirde en eski tarihli memleket haritası, amenajman planı ve hava fotoğraflarından yararlanarak (MAH uygulaması yapılarak) taşınmaz ve çevresinin durumunun belirlenmesinin gerekeceği-
Ziraatçi bilirkişi raporuna göre, dava konusu taşınmaz bölümleri yönünden davacılar lehine kazanma koşullarının oluşmadığı, mahkemece, bilimsel gerekçelere ve maddi bulgulara dayalı anılan uzman ziraatçi bilirkişi raporu doğrultusunda davanın tamamen reddine karar verilmesi gerekirken soyut nitelikli yerel bilirkişi ve tanık ifadesine değer verilerek yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı-
Kural olarak tespit öncesi nedenlere dayanılarak kadastro çalışmalarında haklarında tutanak düzenlenmeyerek tescil harici bırakılan yerler için açılan tescil davalarında tespit harici bırakıldığı tarihten dava tarihine kadar makul sürenin geçirilmemesinin gerekeceği-
Paftasında orman nitelemesi yapılarak tapulama harici bırakılan yerlerde kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğinin, ancak o yerde orman kadastrosu yapılıp kesinleştikten sonra başlayacağı, yörede henüz orman kadastrosu yapılmadığına göre, taşınmazların arazi kadastrosunda hangi nitelikte tapulama harici bırakıldığının belirlenmesi, yöreye ait ve son 20 yılda düzenlenmiş hava fotoğrafları, memleket haritaları varsa amenajman planları getirilerek tanıkların zilyetliğe ilişkin beyanları bu belgelerle denetlenmesi, taşınmazların hangi idari birimde kaldığı belirlenmesi, taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği, öncesi orman olan bir yerin üzerinden orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmesi, çevrede henüz orman kadastrosu yapılmadığından taşınmazların zilyetlikle kazanılmayacağı göz önünde bulundurulması gerekeceği-
