TMK.nun 713/1. maddesine dayalı olarak açılan tescil ya da tapu iptali ve tescil davalarının kamusal yönü ağırlıklı davalar olduğu, bir başka anlatımla, hakim tarafların bildirdikleri delillerle bağlı kalmaksızın resen araştırma ve inceleme yapmak ve delil toplamak durumunda olduğu, bu nedenle, davalı tarafından yargılama aşamasında dosyaya sunulan takas senedi ile tapu kayıtlarının nizalı parsele uygun olup olmadığının denetlenmesinin zorunlu olduğu, bunun belirlenmesi için taşınmazın başında keşif yapılmasının gerekeceği-
HUMK. mad. 414 (HMK. mad. 324) gereğince, taraflara istedikleri delillerin toplanması için gerekli olan giderleri yatırmak üzere sonuçları da hatırlatılarak kesin süre verilmesi gerektiği- Mahkemece oturumunda verilen ara kararları gereğince gider avansı yatırılmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup, HMK.nun 27. maddesinde düzenlenen hukuki dinlenme hakkının, taraf teşkilini de içerdiği ve yargılamayla ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını sağlama amacında olduğu- Kadastrodan önceki kazanmayı sağlayan zilyetlik hukuki sebebine dayalı olarak TMK.nun 713/1 ve 3402 s. Kadastro Kanununun 14. maddesi gereğince açılan tescil isteğine ilişkin davanın, "dava şartı yokluğu" usulden davanın reddine karar verilmişse de, yöntemine uygun bir biçimde çekilme dilekçesi davacı asile tebliğ ettirilmeden ve yöntemine uygun bir şekilde kesin süre verildiği konusunda uyarıda bulunulmadan usulüne uygun keşif ara kararı alınmadan, dava koşulu nedeniyle usulden davanın reddine karar verilmesinin isabetsiz olduğu-
Bir arazinin kullanım süresi ve niteliğini en iyi belirleme yönteminin hava fotoğrafları olduğu, hava fotoğraflarının en az iki ayrı zamana ilişkin olmasının gerekeceği, bu konuda sağlıklı bir yargıya ulaşmak için; kadastro tespit tarihinden 20-30 yıl öncesine ait (1954-1964 arası) stereoskopik hava fotoğraflarının dosyada yer almış olmasının ve bu fotoğrafların stereoskopla incelenmesinin gerekeceği-
Davanın, birden ziyade gayrimenkule ait ise gayrimenkullerden birinin bulunduğu mahal mahkemesinde ikame olunacağı-
Keşfe ilişkin gider avansının tamamı zamanında yatırılıp yatırılmaması sonuca etkili olmayıp, verilen keşfin yöntemine uygun olarak verildiğinin kabulüne olanak bulunmadığı, buna bağlı olarak verilen kesin sürenin de HUMK.nun 163. maddesi anlamında kesin süre niteliğini taşımadığı, keşifle ilgili ara kararların vazgeçilme konusunda bir karar verilmeden yazılı şekilde hükmün kurulamayacağı-
Bozma sonrası keşifte vergi kaydının uygulanmadığının, bir kısım tapu kayıtlarının getirtilmediğinin, kadim mera araştırmasının yapılmadığının anlaşıldığı, taşınmazın niteliği konusunda hala duraksamanın söz konusu olduğu, TMK.nun 713. maddesine dayalı olarak açılan davaların kamu düzeni ağırlıklı davalar olup bir bakıma kendiliğinden araştırma ve inceleme yöntemine tabi olduğu-
Dava konusu taşınmazın yapılacak araştırma ve inceleme sonucu satış, bağış veya paylaşım sonucu davacıya düşüp düşmediğinin saptanmasının, bu yollarla davacıya düştüğünün belirlenmesi halinde şimdi olduğu gibi davanın kabulüne karar verilmesinin, aksi halde davacının terekeye dahil bir taşınmaz için üçüncü kişilere karşı tek başına dava açamayacağı gözetilerek davanın reddine karar verilmesinin gerekeceği-
Ziraatçı uzman bilirkişi raporlarında, dava konusu taşınmazın tarım arazisi niteliği taşımadığı gerekçeli olarak açıklandığına, yerel bilirkişi ve tanıklar taşınmazın 20-30 yıldır kullanılmadığını belirttiklerine göre, mahkemece saptanan bu somut ve hukuki olgular karşısında, davacılar yararına kazanma koşularının oluşmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesinin gerekeceği-
3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. maddesi hükmüne göre; zilyetliğin bu Kanunda yazılı belgelerden birisi ile ispatı yoluna gidilmeyen hallerde, zilyedin aynı çalışma alanı içinde kazanabileceği miktarın sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönümü geçmeyeceği-
TMK.nun 701 ve 702 maddeleri uyarınca murisin ölümü ile terekesinin elbirliği mülkiyet hükümlerine tabi olduğu, elbirliği mülkiyetinde mirasçıların belirlenmiş payları olmayıp her birinin payının taşınmazın tamamı üzerinde söz konusu olduğu, şayet, murisin ölümünden sonra tüm mirasçıların katılımı ile yapılmış bir paylaşım, satış ya da bağış söz konusu değil ise, TMK.nun 702. maddesi uyarınca tasarrufu işlemlerde oybirliği arandığından ve dava da üçüncü kişi durumunda bulunan Hazine’ye karşı açılmış olduğundan bir veya birkaç mirasçının kendi başlarına üçüncü kişilere karşı aktif dava açma hukuki sıfat ve ehliyetleri bulunmadığı gözetilerek dava koşulundan davanın reddine karar verilmesinin düşünülmesinin gerektiği, dava da bir tasarrufi işlem olup tüm mirasçıların birlikte üçüncü kişilere karşı dava açmalarının gerekeceği-
