Tapu iptali ve tescil davasında, nizalı yerin kadim yol olup olmadığı ve zilyetlikle iktisaba uygun yerlerden bulunup bulunmadığı, bu aşamada tartışılmaksızın davanın tespit öncesi nedenler bakımından makul süre geçirildiği için, tespit sonrası sebepler için ise 20 yıllık süre dolmadığından reddine karar verilmesi gerekeceği-
Tespit öncesi nedenlere dayalı olarak açılan tescil davalarında, tespit dışı bırakılma tarihinden itibaren makul süre içerisinde dava açılmış ise, tespit dışı bırakılma tarihinden önceki zilyetliğin, kazanma bakımından nazara alınacağı-
Dava konusu parsellerin tarafların murisinden intikal etmediği, 3. kişiler adına kayıtlı olduğu anlaşıldığından bu parseller yönünden husumetten red kararı verilmesi gerekeceği-
Hazine, yargılama oturumlarında avukat marifetiyle temsil olunduğuna göre, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 7. maddesi uyarınca avukatlık ücretine hükmedilmesi gerekeceği-
Kazanmayı sağlayan zilyetlikle taşınmaz edinmenin diğer koşulları yanında tescili istenen taşınmazların aynı zamanda tapuda kayıtlı yerlerden olmaması gerektiği, bu nedenle teknik bilirkişilerin rapor ve krokilerine eklenmek suretiyle tesciline karar verilen taşınmaz bölümlerinin tapuda kayıtlı yerden olup olmadığının çifte tapunun oluşmasının önlenmesi bakımından Tapu Sicil Müdürlüğü’nden sorulması gerekeceği-
Mera olan bir yerin; zilyetlik ve imar – ihya ile iktisabının geçerli olmaması gerekeceği-
Zilyetliğin, maddi olaylardan olup, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14/1. maddesi gereğince yerel bilirkişi ve tanık dahil her türlü delille kanıtlanmasının mümkün olduğu-
Kazanmayı sağlayan zilyetlikle taşınmaz edinmenin diğer koşulları yanında tescili istenen taşınmazların aynı zamanda tapuda kayıtlı yerlerden olmaması gerekeceği-
İptalin, kesin şekilde çözüme bağlanmış uyuşmazlıkları etkilemeyeceği ve henüz anlaşmazlık hali devam ediyorsa iptalin kapsamına gireceği-
1086 sayılı HUMK’nun 409.maddesine göre davacının davasını iki defa takipsiz bırakması mümkün olup, derhal uygulanması gereken 6100 sayılı HMK’nun yürürlükte olduğu dönemde davanın birden fazla takipsiz bırakılması mümkün değilse de, davacının 1086 sayılı HUMK dönemindeki kazanılmış hakkı da gözönünde bulundurularak HUMK’nun 409/6. fıkra ve maddesine göre dosyanın işlemden kaldırılmasına karar vermek gerekeceği-
