Tapu iptali ve tescil davasında, kadastro sonucuna ait sınırın neresi olduğunun, taşınmazın hangi bölümüne kim tarafından zilyet edildiğinin, zilyetliğin ne şekilde sürdürüldüğünün net bir biçimde açıklığa kavuşturulması gerekeceği-
Tapu iptali ve tescil davasında, eldeki dava ile kesin hüküm oluşturduğu kabul edilen davanın hukuki sebebi aynı olmadığından kesin hüküm şartlarının varlığından söz edilemeyeceği-
Davacıların bir fotokopisi dosyada mevcut 1977 tarihli harici satış senedi ve o senede bağlı olarak eklemeli kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine tutunduğu, bu durumda, öncelikle, söz konusu senedin dava konusu taşınmazların yöntemine uygun biçimde uygulanması, bu yerlerin senet kapsamında kalıp kalmadığının net olarak açıklığa kavuşturulması, ayrıca, satış senediyle birlikte davacıların miras bırakanının ve o kişinin önceden satın aldığı şahsın bu yerlerdeki zilyetliğinin aralıksız çekişmesiz devam ettiğinin belirlenmesi gerekeceği-
Tepe sınırı değişebilir ve genişletilmeye elverişli sınırlardan olup, bu nitelikteki sınır ihtiva eden kayıtların, 3402 sayılı Kadastro Kanunu' nun 20.maddesine göre kural olarak, miktarı ile geçerli olduğu-
Köy tüzel kişiliğinin hükmi şahsiyeti ortadan kaldırılmış mahalle durumuna düşmüş olduğundan, davanın TMK.' nun 713/3 maddesi hükmü gereğince yasal hasım olan Hazine ve ilgili kamu tüzel kişilerine yöneltilmesi gerekeceği-
Muristen intikal ve kazanmayı sağlayan eklemeli zilyetlik hukuki sebebine dayalı olarak TMK'nun 713/1 ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu' nun 14. maddesi gereğince açılan mülkiyetin aktarılmasına ilişkin tapu iptali ve tescil davasında, toprak komisyonu tutanağından gelen miktar dışında kalan ve imar sonucunda dava konusu parsel kapsamında kalan yerin nereden geldiği ve bu yere ilişkin davacı lehine kazanma koşullarının bulunup bulunmadığının araştırılması gerekeceği-
Tapu iptali ve tescil davasında, nizalı yerin kadim yol olup olmadığı ve zilyetlikle iktisaba uygun yerlerden bulunup bulunmadığı, bu aşamada tartışılmaksızın davanın tespit öncesi nedenler bakımından makul süre geçirildiği için, tespit sonrası sebepler için ise 20 yıllık süre dolmadığından reddine karar verilmesi gerekeceği-
Tespit öncesi nedenlere dayalı olarak açılan tescil davalarında, tespit dışı bırakılma tarihinden itibaren makul süre içerisinde dava açılmış ise, tespit dışı bırakılma tarihinden önceki zilyetliğin, kazanma bakımından nazara alınacağı-
Dava konusu parsellerin tarafların murisinden intikal etmediği, 3. kişiler adına kayıtlı olduğu anlaşıldığından bu parseller yönünden husumetten red kararı verilmesi gerekeceği-