3402 sayılı Kadastro Kanunu’nda yapılan değişiklikler Anayasa Mahkemesi’nin 12.05.2011 günlü ve 2009/31 Esas, 2011/77 Karar sayılı kararı ile iptal edildiğinden mera iddiasıyla açılan davaların on yıllık hak düşürücü sürenin dışında bırakıldığı-
Terekeye dahil bir taşınmazla ilgili bir mirasçının üçüncü kişilere karşı kendi adına iptal ve tescil talebiyle açtığı davanın reddi gerekeceği-
Tapulu taşınmazlarda, hem kayıt maliki hakkında gaiplik kararı verilmiş ve bu kararın kesinleşmiş olması, hem de bu tarihten itibaren hak sahibinin 20 yılı aşkın zilyetlik süresini doldurmuş olması hallerinde gaiplik nedenine dayalı tapu iptali ve tescile hükmedilebileceği ancak aslı vakıf olan taşınmazların olağanüstü zamanaşımı ile iktisap edilemeyeceği-
Tescil davasının Hazine ve ilgili kamu tüzel kişilerine karşı açılacağı taraf teşkilinin dava koşulu olup yargılamanın her aşamasında kendiliğinden dikkate alınacağı-
Kural olarak tapu iptali ve tescil davalarında davanın kayıt malikine kayıt maliki ölmüş ise mirasçılarına yöneltilerek açılacağı açılan davalarda Hazinenin TMK'nun 501. maddesi uyarınca son mirasçı sıfatıyla hasım gösterileceği-
Taşınmazın haritasında yol olarak gösterilmesi bir kadastro işlemi olup kadastro tutanağı düzenlenmediği için böyle bir işlem tespit dışı bırakma işlemi niteliğinde olduğundan böyle bir yerin TMK'nun 713/1 ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14 ve 17. maddesi hükümlerine göre tapuya tesciline karar verilebilmesi için Yargıtay'ın yerleşmiş kararlarına göre haritasında yol olarak gösterildiği tarihten itibaren 20 yıldan fazla süre ile koşullarına uygun olarak tasarruf edilmiş olmasının gerekeceği-
İştirak halinde mülkiyette bir mirasçı tarafından sürdürülen zilyetliğin tereke adına sürdürülmüş sayılmış olacağı ve mirasçılar kendi adına dava açamayacakları için, davacıların terekeye dahil taşınmazların kendi adlarına tescile yönelik davalarının reddine karar verilmesi gerekeceği-
Tescil davasının Hazine'ye ve ilgili Kamu Tüzel Kişilerine karşı açılacağı taraf teşkilinin dava koşulu olup yargılamanın her aşamasında kendiliğinden dikkate alınması gereken kamu düzenine ilişkin hususlardan olacağı-
Kural olarak taşlık vasfındaki yerlerin devletin hüküm ve tasarrufunda bulunan yerlerden sayılıcağı böyle bir yerin zamanaşımı yoluyla kazanılması ve özel mülkiyet şeklinde tapuya tesciline karar verilebilmesi için 3402 sayılı Kadastro Kanununun 17. maddesindeki koşullar altında imar ve ihya edilerek kültür arazisi haline getirilmiş olması ve bu olgunun tamamlandığı tarihten dava tarihine kadar kazanma koşullarının geçmiş olması gerekeceği-
Ham toprak vasfındaki yerlerin devletin hüküm ve tasarrufunda bulunan yerlerden sayılacağı böyle bir yerin zamanaşımı yoluyla kazanılması ve özel mülkiyet şeklinde tapuya tesciline karar verilebilmesi için 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 17. maddesindeki koşullar altında imar ve ihya edilerek kültür arazisi haline getirilmiş olması ve bu olgunun tamamlandığı tarihten dava tarihine kadar kazanma koşullarının geçmiş olması gerekeceği-