Öncelikle, davacının harçtan muaf olup olmadığının belirlenmesi gerektiği-
Öncelikle davacının eldeki davayı takip edebilmesi için iflas idaresinden İİK.'nin 245 maddesi gereğince yetki alması, yetki aldığı takdirde eldeki davayı takip edebileceği yetki alamadığı takdirde davanın iflas idaresi temsilcisi huzuruyla görülmesi ve verilecek kararın İflas idaresi lehine veya aleyhine kurulması gerekeceği- Davalı borçlu ile davalı 3. kişi arasındaki ticari ilişki başlangıcının 2011 olduğunun belirtilmesi üzerine, 2011 yılına ait ticari defterlerinin de incelenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekeceği-
Tasarrufun iptali davalarının dinlenebilmesi için, davacının borçludaki alacağının gerçek olması, borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması, iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olması ve borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin (İİK.nun 277 md) bulunması ve davanın İİK’nun 284. maddesi gereğince 5 yıl içinde açılması gerekeceği-
Hükmün tavzih usulü-
Tasarrufun iptali davası sonucunda, "yargılama masrafları ve vekalet ücreti yönünden davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmaları" gerekeceği-
Şikayetçi lehine İİK 281 gereğince tesis edilmiş bir ihtiyati haciz kararı bulunmadığı ve bu nedenle sıra cetveli düzenlenirken dikkate alınmayacağı, başkaca haciz de bulunmadığından icra müdürlüğünce verilen ve şikayete konu "sıra cetveli yapılmasına yer olmadığına" dair kararda herhangi bir usul ve yasaya aykırılık olmadığı-
Dava şartları, mahkemenin esası hakkında inceleme yapabilmesi için gerekli şartlar olup, (HMK'nun 114) bu şartların var olup olmadığı davanın her aşamasında öncelikle ve re'sen incelenmesi gerekeceği-
Davacı vekili tarafından borçlu aleyhine yapılan icra takibinin semeresiz kalması üzerine, borçlunun alacaklılardan mal kaçırmak amacıyla taşınmazlarını kardeşlerine devrettiği iddiasıyla açılan tasarrufun iptali davasında, ilk derece mahkemesince aciz belgesi bulunmadığı gerekçesiyle verilen ret kararı, aciz belgesine ilişkin icra müdürlüğü işleminin Bölge Adliye Mahkemesince kaldırılmasına rağmen bu dosyanın sonucu beklenmeden hüküm kurulmasının usule aykırı olduğu gerekçesiyle Yargıtayca bozulduğu- Bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda, taşınmaz devirlerinin kardeşler arasında ve düşük bedelle gerçekleştirilmiş olması nedeniyle borçlunun mal kaçırma kastıyla hareket ettiği kabul edilerek, davacı lehine tasarrufların iptaline karar verileceği-
Mahkemece, infazda tereddüt yaratacak şekilde karar verilemeyeceği-
Davacılar vekillerinin dilekçelerindeki vakıaların açıklanması gözetildiğinde, asıl davanın İİK 277 ve devamı maddeleri uyarınca açılmış olduğu anlaşıldığından, asıl dava yönünden İİK 277 vd.na göre tasarrufun iptali koşulları olup oluşmadığı belirlenmeksizin karar verilmesinin hatalı olduğu- Birleşen dava yönünden davacı vekillerinin özellikle temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri beyanlara göre birleşen davanın TBK 19 maddesine dayalı olarak açıldığının anlaşıldığı- Basit yargılama usulüne tabi tasarrufun iptali davasının, yazılı yargılama usulüne tabi TBK 19'a dayalı dava ile birlikte görülemeyeceği, birleşen dosyanın tefrik edilerek birleşen davanın TBK m. 19 koşulları kapsamında değerlendirilmesi gerektiği-