Mahkemece yapılacak işin; 6183 sayılı Yasa'nın 24 ve devamı maddeleri gereğince, davalılar arasında yapılan tasarruflar arasında mislini aşan bedel farkı bulunup bulunmadığının, yine davalı 3.kişinin davalı borçlunun maksadını bilen veya bilmesi gereken kişilerden olup olmadığı konusunda aralarında herhangi bir akrabalık, arkadaşlık, iş ortaklığı gibi bir durumun varlığının araştırılarak sonucuna göre karar vermekten ibaret olduğu- Davacının davalı borçludan tasarruf tarihi itibariyle alacağının ne kadar olduğunun bilirkişi aracılığı ile tespit edilmesi ve bu miktar ile tasarruf konusu taşınmazların bilirkişi raporu ile tespit edilen gerçek değerlerinin karşılaştırılması ve daha düşük olan değer üzerinden harca hükmedilmesi gerekirken karşılaştırma yapılmadan taşınmazların gerçek değeri üzerinden harcın belirlenmesinin doğru olmadığı- 6183 sayılı Yasa'nın uygulanmasından doğan her türlü davalar için avukatlık ücretinin tutarı maktu olarak belirleneceği-
Dava konusu borcun ödendiği gerekçesiyle konusu kalmadığından karar verilmesine yer olmadığına, davanın açıldığı tarihteki haklılık durumuna göre davalıların davanın açılmasına sebebiyet verdiği gerekçesiyle davalılar aleyhine harç, vekalet ücretine ve yargılama giderine hükmedilmesine karar verilmesi gerekeceği-
Devam eden tasarrufun iptali davası sonucunda, davacı bankanın lehine hüküm kurulması ihtimali de dikkate alınarak, olası bir yargılama gideri ve vekalet ücretleri de değerlendirilerek, davalı tarafından neticeden 400.000,00 TL tutarında kesin, süresiz banka teminat mektubunun ilk derece mahkemesine sunulması halinde "dava konusu ... plaka sayılı araç üzerine konulmuş olan ihtiyati haczin kaldırılmasına" karar verilebileceği-
Dava konusu ruhsatın Sağlık Bakanlığı tarafından kadroları da kapsayacak şekilde iptal edilmiş olmasına, ruhsatsız söz konusu kadroların da kullanılamayacağının belirtilmiş olmasına, dava açılışında davalıların haksız olduğunun anlaşılmasına, vekalet ücreti ve yargılama masraflarından davalıların sorumlu tutulmasında isabetsizlik bulunmadığı-
Somut olayda; davanın TBK 19. maddesinden kaynaklı tasarrufun iptali davası olduğu da gözetilerek, dava konusu taşınmazlar üzerine, teminat ile konulan ihtiyati haczin dosya kapsamına ve yasal düzenlemelere uygun olduğu-
Dava konusu tasarrufa konu gayrimenkulün tapu kayıtlarına göre dükkan olduğunun, dosyadaki bilgilere göre davalı borçlunun da Samsun Sanayici ve İş Adamları Derneğinde meclis üyesi olduğunun, dava konusu gayrımenkulün de 19 Mayıs Sanayi Sitesi içerisinde yer aldığının anlaşıldığı, mahkemece, dava konusu gayrımenkulü satın alan 4. kişi davalı ................. yönünden değerlendirme yapılarak davanın reddine karar verilmişse de; dava konusu gayrımenkulün niteliği dikkate alınarak İİK 280/3 hükmü irdelenmeksizin davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığı- Davalı 3. kişi yönünden ticari işletme devrinin kabul edilmesi halinde, dava konusu gayrımenkulün davalı 3. kişi elinden çıkması sebebi ile elinden çıkarttığı tasarruf tarihi itibari ile tazminat ile sorumlu tutulması gerekeceği- Mahkemece ihtiyati haczin kesin hacze dönüştüğü kabul edilerek karar verilmişse de; Dairemizce bu yönden denetim yapılamadığından; ödeme emrinin davalı borçluya tebliğ edilip edilmediği, ihtiyati haczin kesin hacze dönüşüp dönüşmediğinin tespit edilmesi, ödeme emri tebliğ edilmişse ihtiyati haczin kesin hacze dönüştüğü kabul edilerek dosyanın diğer hususlar yönünden incelenmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinin de doğru olmadığı-
Dava konusu taşınmazın rayiç değeri 410.000,00 TL olarak belirlendiğinden dava konusu tasarrufun İİK'nun 278/III-2 madde gereğince iptalinden söz etmek mümkün olmadığı, davalı borçlu ile 3.kişi .........'in petrol sektöründe çalıştığı, bu konuda faaliyet gösteren şirketlerde ortak oldukları tartışmasız olmakla birlikte davacı tarafından davalıların ve ortak oldukları şirketler arasında ticari ilişkinin varlığı, ortakları arasında akrabalık, yakınlık, arkadaşlık bağı olduğu ispatlanamadığından ve Konya gibi bir büyükşehirde farklı semtlerde faaliyet gösteren davalıların birbirinin ekonomik durumu ve amaçlarını bildiği de kabul edilemeyeceğinden dava konusu tasarrufun İİK'nun 280/1 maddesi gereğince iptali de söz konusu olamayacağı, taşınmazın ipotekle satılması ipotek borcunun alan kişiye geçirilmesi dışında mal kaçırma kastının varlığı için yeterli olmadığı- Davalı borçlu ile 3.kişi davalı arasındaki dava konusu tasarruf yönünden aleyhlerine açılan dava esastan reddedildiğinden ve dava konusu tasarrufun tasarruf tarihindeki değeri takip konusu alacak miktarından daha düşük olduğundan tasarruf değeri üzerinden adı geçen davalılar yararına nispi vekalet ücreti takdiri gerekirken maktu vekalet ücreti takdir edilmesinin doğru olmadığı- Vekalet ücretinin bölge adliye mahkemesince davalı lehine düzeltilmesinde hukuka aykırılığın bulunmadığı-
"...Tebligat Kanunu'nun 11. madde vekil vasıtasıyla takip edilen işlerde tebligat vekile yapılacağı, vekil birden çok ise bunlardan birine tebligat yapılmasının yeterli olacağı" hüküm altına alındığı, somut olayda mahkemenin gerekçeli kararının davalılar vekili olan Av. .............'a 13.11.2019 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen istinaf dilekçesinin iki haftalık süre geçtikten sonra 29.11.2019 tarihinde verilmiş olmasına göre istinaf dilekçesinin süresinde olmadığının anlaşıldığı-
Tüm dosya kapsamında bulunan delil ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde ihtiyati haciz şartları oluştuğundan, davacı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile ilk derece mahkemesi ara kararının kaldırılmasına, davanın TBK 19. maddesinden kaynaklı tasarrufun iptali davası olduğu da gözetilerek, dava konusu taşınmazın borçlu M. tarafından diğer davalı M.'ye satılan 1/4 hissesi üzerine, mahkemesince ilerde arttırılıp eksiltmek üzere dava değeri üzerinden belirlenecek teminat ile ihtiyati haciz konulmasına karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik bulunmadığı-
Türk Borçlar Kanunun 19. maddesi uyarınca muvazaa hukuksal nedenine dayalı iptal istemine ilişkin davada, davacının, davalı S. E.'den alacağının ve alacak miktarının belli olmadığı, yargılamayı gerektirdiği, İİK'nun 257. vd. maddelerinde belirtilen ihtiyati haciz şartlarının oluşmadığı, ilk derece mahkemesince itirazın reddine karar verilmesinin doğru olmadığı-
