Dosya içeriğine göre iptali istenilen taşınmaz değerine göre daha az olan takip konusu alacağın 42.507,12TL olup Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 107.090 TL’nin altında kaldığı-
İlk derece mahkemesince, davanın niteliği, talep, İİK 277 vd. maddelerindeki düzenlemeler gözetilerek, tasarrufa konu taşınmaz üzerine teminat karşılında alacağa yeter miktarda ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesinde usule aykırılık bulunmamakta ise de, ihtiyati haciz kararının uygulanmaması nedeni ile yeniden yapılan talep üzerine verilen ihtiyati haciz kararında alacak miktarı gösterilmeden ihtiyati haciz talebinin kabulüne şeklinde hüküm kurulmasının doğru olmadığı- Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin ihtiyati haciz kararına itirazının kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak talep edilen alacak miktarını karşılar şekilde tasarrufa konu taşınmazların tapu kaydı üzerine İİK 281/2 maddesi gereğince ihtiyati haciz konulmasına karar verilmesinin isabetli olacağı-
"492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 36. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarının Anayasa'nın 13 ve 35. maddelerine aykırı bulunup Anayasa Mahkemesince iptal edilmiş olduğundan, mahkemelere, hakimlere, C. savcılarına ve icra ve iflas dairelerine herhangi bir sebeple teslim edilen özel hukuk kişilerine ait paraların nemalarının (faiz, ikramiye vesair menfaatlerinin) Devlet'e ait olamayacağı, bu paraların hak sahibi olan alacaklılara neması ile birlikte ödenmesi gerekeceğine" ilişkin Anayasa Mahkemesi Kararı-
Süresi içerisinde harçların yatırılmadığı, vekilin istifa edip yeniden vekil olarak atanmasının süreyi yeniden başlatmayacağı, vekilin istifa beyanını yalnızca ilgili mahkemeye bildirmesi vekil bakımından sorumluluğu ortadan kaldırmayacağı, istifa eden vekilin vekâlet ile üzerine aldığı görevlerin istifanın müvekkiline tebliğinden itibaren iki hafta süreyle devam edeceği, anlaşıldığından , temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına ilişkin Bölge Adliye Mahkemesince verilen 01.07.2020 tarihli ek karar ilgili Kanun hükümlerine uygun olduğundan temyiz isteminin reddi ile söz konusu kararın onanması gerekeceği-
Tasarrufun iptali davasının, alacağın daha önceye dayandığı ispat edilemediğinden, dava özel şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik olmadığı- Dava tarihinde iptale tabi tasarruf bulunmaması ve dava açıldıktan sonra tasarrufların yapılmış olması nedeniyle, hukuki yarar yokluğu nedeniyle, bu taşınmazlara ilişkin tasarrufun iptali davasının usulden reddine karar verilmesi gerekeceği- Davalı lehine, davanın usulden reddedilmesi sebebi ile maktu vekalet ücretine hükmedilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı-
Uyuşmazlık; somut olayda ilk derece mahkemesince Özel Dairenin 30.09.2014 tarihli ve 2014/9395 Esas, 2014/12981 Karar sayılı ilk bozma kararına uyulmasına mı yoksa kararda kısmen direnilmesine mi karar verildiği, buradan varılacak sonuca göre (bozma kararına uyulmasına karar verildiğinin kabulü hâlinde) ilk bozma kararında belirtilen hususlar hakkında inceleme ve araştırma yapılarak sonucuna göre karar verilmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır..
Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gereceği-
İvazlar arasında önemli oransızlık olduğu gibi üçüncü kişinin borçlunun oğlunun bacanağı olması nedeni ile İİK'nın 280/1. maddesine göre borçlunun mali durumunu bilebilecek şahıslardan olduğu, dava konusu taşınmazın satışının İİK'nın 280/3. maddesine göre işyeri devri olduğu, devrin yasaya uygun olarak yapılmadığının anlaşıldığı bu nedenle davalının haksız olması nedeni ile yargılama giderinden sorumlu olmasının yerinde olduğu- 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 331/1. maddesi ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 6. maddesi ve ön inceleme tutanağı imzalandıktan sonra, tasarrufa konu taşınmazın alacağa mahsuben ipotek alacaklısına ihale edilmiş olduğu da gözetilerek, kendisini vekille temsil ettiren davacı şirketin, asıl ve birleşen davalar yönünden, daha düşük olan takibe konu alacak miktarları üzerinden, davacı şirket lehine asıl ve birleşen davası yönünden, A.A.Ü.T'nin 13/1 maddesi uyarınca, ölçümlendirilerek tespit olunan nispi vekalet ücreti takdir edilmesi gerekirken, mahkemece maktu vekalet ücreti takdir edilmiş olması doğru görülmediği-
Somut olayda; davacı vekilinin borçlu davalı E.Z ile diğer davalılar H. ve E. arasında devam eden Adana Genel İcra Dairesinin 2022/... Esas sayılı icra takibine konu alacak ilişkisinin muvazaalı olduğu ve taraflar arasında devam eden boşanma katılma payı ve ziynet eşyalarına konu davalardaki tazminat talebinin sonuçsuz bırakılmasının amaçlandığı iddiasıyla eldeki davayı açtığı, tasarrufun iptali talebinin taşınmaz yönünden aynına ilişkin olmadığı, TBK'nın 19.maddesine göre açılan davalarda alacağın teminat altına alınabilmesi için İİK 281.maddesine göre ihtiyati haciz kararı verilebileceği, bu sebeple mahkemenin ihtiyati tedbir taleplerinin reddine ilişkin kararının yerinde olduğu anlaşılmakta ise de, taşınmazın uyuşmazlık konusu olmaması, malvarlığına yönelik olmayan eldeki davada mülkiyet hakkına yönelik ihtiyati haciz verilmesi yerinde olmadığından davalı vekilinin istinaf talebi bu yönlerden kabul edilerek, davada Adana Genel İcra Müdürlüğünün 2022/... Esas sayılı takip dosyasına davalı-alacaklı adına gelen ve gelecek olan paraların üzerine dava değeri olan 1.675.000,00-TL'nin %15'i oranında teminat yatırılması halinde, yine dava değeri olan 1.675.000,00 TL'nin icra kasasına girmesi durumunda yapılan  tahsilatın alacaklıya ödenmemesi yönünde  ihtiyati haciz konulmasına yönelik karar verilmesinin isabetli olduğu-
Davacının alacağın dayanağı olan çeklerin, dava konusu tasarruf tarihinden önceki ticari bir ilişkiye dayalı olduğunun ispat edilememiş olmasına göre, mahkemece "davanın reddine" dair verilmiş olan kararda bir isabetsizlik bulunmadığı-