İptale tabi tasarrufların konusu olan mallar hakkında alacaklının talebi üzerine ihtiyati haciz kararı verebileceği-
Hükmü temyiz eden Hazine vekili dilekçesi ile temyiz isteğinden vazgeçtiğini bildirdiği ve bu konuda yetkilendirildiği anlaşıldığından temyiz isteminin vazgeçme nedeniyle reddi gerekeceği-
Gerçek kişiler arasında yapılan yetki sözleşmesinin geçerli olmadığı (HMK. mad. 17)- Kişisel hakka dayanan tasarrufun iptali davalarında HMK. mad. 5 vd.'nda düzenlenen yetki kurallarının geçerli olduğu-
İİK 277 vd maddelerinde belirtilen şartların gerçekleşip gerçekleşmediğine ilişkin görevin, İİK 281. maddesine göre genel mahkemelere ait olduğu-
Davacı TMSF ile davalılar arasında tasarrufun iptali için açılan davanın Bankacılık Kanunu’ndan kaynaklanmadığı-
Davalıların yerleşim yerinin Trabzon olduğu gerekçesi ile mahkemenin yetkisizliğine karar verilmesi gerekeceği-
Davalı vekili dilekçesi ile temyiz isteğinden feragat ettiğini bildirdiği ve vekaletnamesinde temyizden feragate yetkili olduğu anlaşıldığından temyiz isteminin feragat nedeniyle reddi gerekeceği-
İş bölümü itirazının yalnız ilk itiraz olarak ileri sürülebileceği (T.T.Y. 5. md., HUMK. 187), ilk itiraz olarak ileri sürülmeyen işbölümü itirazının mahkemece kabul edilmemesi gerekeceği, işbölümü itirazının uygun bulunması halinde mahkemece dava dosyasının ilgili mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekeceği-
Tasarruf davasının önkoşulu, borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin (İİK.nun 277 md) bulunması olup, ön koşulun bulunması halinde ise İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığının araştırılması gerekeceği- Davalı üçüncü kişi tarafından banka vasıtası ile taşınmazların gerçek bedellerinin ödenmiş olduğu kabul edilmişse de, yapılan ödemelerin tasarruf tarihinden yaklaşık 2 ay sonrasına ait olup ve ödemeye ilişkin dekontlarda ödemenin hangi amaçla yapıldığı belirtilmemiş olduğu ve davalı üçüncü kişinin "borçlu davalıdan alacaklı olduğunu, taşınmazlarında bu alacağa karşılık alındığını" bildirmiş olduğu görüldüğünden, mahkemece davalı üçüncü kişi tarafından tasarruf tarihinden yaklaşık 2 ay sonra yapılan ödemelerin dava konusu taşınmazların satış bedeli olup olamayacağının irdelenmesi, bu durumun hayatın olağan akışına uygun olup olmadığının tartışılması, davalılar arasında tasarruf tarihinden önce ticari ilişki olup olmadığının araştırılarak davalı üçüncü kişinin, borçlu davalının mali durumu ile alacaklıları ızrar kastını bilen veya bilmesi lazım gelen kişilerden olup olmadığının incelenmesi gerektiği-