Davalı borçlu şirketin ticaret sicilinden resen silindiği Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde de bu durumun ilan edildiği anlaşıl­dığından, öncelikle taraf teşkili yönünden davacı vekiline davalı borçlu şirketin ihyası için dava açması konusunda süre verilmesi, açacağı davanın sonucunun ve kesinleşmesinin beklenmesi gerektiği- Şirketin ihyasına karar verildikten sonra borçlu şirket adresinde davacı tarafından yaptırılarak haciz tutanağının ibrazının istenmesi, ibraz edildiği tak­dirde anılan haciz tutanağının İİK 105 anlamında geçici aciz belgesi olarak kabulü İle (borçlu şirket adına tapu sicil müdürlüğü, bankalara ve 3.kişilere yazılan haciz yazıla­rından borçlunun malı olmadığı, adına kayıtlı ve davacı tarafından haciz konulan araç üzerinde de davacı haczinden önce banka rehni, kamu ve özel kişilere alt çok sayıda haciz bulunduğu anlaşılmış olmakla) taraf delillerinin toplanması ve dava konusu tasarrufun iptale tabi olup olmadığı değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiği-
6183 s. AATUHK'nun 24 vd. maddeleri gereğince açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkin davada davalıların ikametgah yeri olan mahkemenin yetkili olduğu; bu tür davalarda aciz belgesi sunulma zorunluluğu bulunmadığı; davalının eniştesi olan borçlunun durumunu ve amacını bilebilecek kişilerden olması nedeniyle dava konusu tasarrufların 6183 s. AATUHK'nun 30. maddesi gereğince iptale tabi olduğu ve davacı idare yararın maktu vekalet ücretine takdir edilmesi gerekeceği-
Takip konusu borcun doğum tarihinden önce olduğundan ve tasarrufun iptali davalarında borcun doğum tarihinden önceki tasar­rufların iptali istenemeyeceğinden davacının davasında haksız olduğu ve bu durumda davaya sebebiyet veren davacı aleyhine vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiği-
Dava konusu taşınmaz yönünden davalı borçlunun bir tasarrufunun bulunmaması nedeniyle davanın reddine karar verildiği halde yargılamada kendisini vekil ile temsil ettiren davalı lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken vekalet ücretine hükmedilmemesinin doğru olmadığı-
Tasarrufun iptali dosyasına bakan mahkemece, İİK. mad. 281/2 uyarınca verilen ihtiyati haciz kararının, "ihtiyati tedbir" mahiyetinde olduğu- İhtiyati tedbirin infazına ilişkin şikayeti inceleme yetkisinin, kararı veren mahkemeye ait olduğu, ihtiyati tedbir kararının icra müdürlüğünce uygulanmış olmasının bu durumu etkilemeyeceği, icra müdürünün,ihtiyati tedbir infaz memurluğu görevini yapmakta olduğu-
6183 s. Kanun'un uygulanmasından doğan her türlü davalar için avukatlık ücreti tutarının maktu olarak belirlenmesinin gerekeceği-
Zabıta araştırmasından yerleşim yeri yurtdışında olduğu anlaşılan davalıya karar tebliği ile dava dilekçesi tebliğinin usulüne uygun olmaması nedeniyle taraf teşkili sağlanmadan kurulan hükmün isabetsiz olduğu- Davalı borçlu ile lehine tasarrufta bulunduğu üçüncü kişi arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunduğundan davalı üçüncü kişinin tek başına ileri sürdüğü yetki itirazının hukuki sonuç doğurmayacağı-
3. kişi tarafından açılmış istihkak istemine ilişkin davada, davacının dava konusu aracı hacizden önce satın aldığı, mülkiyetin davacıya geçtiği (2918 s. KTK. mad. 20/d), bekletici mesele yapılmış olan  tasarrufun iptali davasının reddedildiği, ret kararının kesinleştiği, noter satışı ile mülkiyetin davacı 3. kişiye geçtiği, davacının kötüniyetli olduğunun ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, haczin kaldırılmasına, davanın açılmasına davacı sebep olduğundan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına davacı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına karar verilmesinin isabetli olduğu- Bozmanın kapsamı dışında kesinleşmiş olan yönlere ilişkin temyiz itirazları incelenemeyeceği-
İİK.nin 278, 279 ve 280. maddelerinde, iptal edilebilecek bütün tasarrufların sınırlı olarak sayılmadığı-İİK.nun, iptale tabi bazı tasarruflar için genel bir tanımlama yaparak hangi tasarrufların iptale tabi olduğu hususunun tayinini hakimin takdirine bıraktığı (İİK. m. 281) bu nedenle de davacı tarafından İİK.nin 278, 279 ve 280. maddelerden birine dayanılmış olsa dahi mahkemenin bununla bağlı olmayıp diğer maddelerden birine göre de iptal kararı verebileceği -
Üçüncü kişinin mal veya hakkı dava sırasında elinden çıkarması veya elinden çı­kardığının dava sırasında öğrenilmesi halinde, davanın ıslahına gerek olmadan davacı alacaklının davaya bedel davası olarak devam edilmesini isteyebileceği veya devralan 4. kişi davaya dahil ederek davaya devam edilebileceği-