Dava, davalı şirketin iflası istemine ilişkin olup yargılama devam ederken 09.10.2014 tarihinde davalı şirketin ticaret sicilinden re'sen terkin edildiği anlaşıldığından, öncelikle davacı tarafa ihya davası açarak davalı şirketin ticaret siciline tescilinin sağlanması için yetki ve süre verilmesi gerekeceği-
Davalı şirket temsilcisinin temyiz dilekçesi ekinde sunduğu fotokopi belgelerden dava tarihi itibariyle davalı şirket muamele merkezinin “İstanbul” olduğu anlaşılmış ise de buna ilişkin sunulan belgelerin onaysız fotokopiler olduğu ve yargılama sırasında da mahkemece değerlendirilme imkanı bulunmadığı anlaşıldığından, mahkemece ilgili belgelerin asıl ya da onaylı örneklerinin ilgili Ticaret Sicil Müdürlüğünden getirtilerek ve kesin yetki hususu da göz önünde bulundurularak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği-
İflas yoluyla adi takipte iflas ödeme emri bizzat davalı şirkete tebliğe çıkarılmış ancak tebliğ işlemi gerçekleştirilemediğinden iade edilmiş, borçlu vekili tarafından verilen mal beyanı dilekçesinde iflas ödeme emrini tebellüğ ettiklerini bildirmiş ise de, iflas ödeme emrinin borçlu asile tebliğ edilmemesi sebebiyle davalı borçlu hakkında kesinleşmiş iflas yoluyla takip bulunmadığı gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerektiği-
Davalı tarafça, yapılan işler kapsamında avans ödemeleri yapıldığı iddia edilmiş ve taraflar arasındaki sözleşmelerle bu husus teyid edilmesine rağmen belirlenen ücretten avans ödemelerinin sonuç ödemeden mahsup edilmemesinin hatalı olduğu-
Depo emri çıkarılması üzerine davalı tarafça depoya konu bedel ödenmiş olduğundan, mahkemenin, ödeme sebebiyle iflas davasının reddine karar verilmesinin isabetli olduğu- Davalı, dava tarihinde davanın açılmasına sebebiyet verdiğinden, davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi ve yargılama giderlerinin davalıdan tahsiline karar verilmesi gerektiği-
Taraflar arasındaki distribütörlük sözleşmesi gereğince tahkim şartı bulunduğu, bozma ilamında belirtilmesine rağmen İngiltere ve Galler Kanunları yönünden hiç bir araştırma yapılmadığı anlaşıldığından, rapor alınıp ayırca borcun ödenip ödenmediği de araştırılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği-
Dosyada davalı tarafça yatırılan mevcut gider avansı kullanılmak suretiyle davalı asile vekillikten çekilme dilekçesi tebliğ edilmeden savunma hakkını kısıtlayacak şekilde asil ve vekillerin yokluğunda duruşma yapılıp karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olmadığı-
Mahkemece, dava dilekçesinin şirket yetkililerinden birine ya da koşulları oluştuğunda memur veya müstahdemlerinden birine Tebligat Kanunu'nun 12 ve 13. maddeleri ile Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmelik'in 20 ve 21. madde hükümleri uyarınca tebliği sağlanarak iddia edilen hususlar hakkında savunma hakkı verilip, varsa delilleri toplandıktan sonra üzerinde durulması, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekeceği-
Mahkemenin, takipli iflas prosedüründe, genel hükümlere göre yapacağı inceleme sonucunda alacağın mevcut olduğunu tespit edeceği ve davalının itiraz ve def'ilerini yerinde bulmaz ise itirazın kaldırılmasına karar vereceği ve bu halde iflas takibi kesinleşeceğinden iflas talebini İİK'nın 166. maddesindeki usule göre ilan edeceği, başka alacaklılar tarafından davaya müdahale edilmez veya yapılan itirazlar yerinde görülmez ise, borçluya alacağın ödenmesi konusunda ihtaratlı depo kararı verileceği, bu açıdan mahkemece itirazın iptali ile davalının iflasına karar verilmiş ise de, tesis edilen hükmün takipli iflas prosedürüne uygun olmadığı-
Takipli iflas istemine ilişkin davada alınan bilirkişi raporundan davacının davalı şirketten alacağının olduğunun belirlenmesi ve hükmün gerekçesinde davacının dava açılmasına sebebiyet vermemesi sonucu yargılama giderlerinden sorumlu olmadığı belirtilmesine rağmen, hüküm yerinde davacı aleyhinde yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilerek gerekçe ile hüküm arasında çelişki oluşturulmasının isabetsiz olduğu- Mahkemece yargılama aşamasında davalı şirketin başka bir davada iflasına dair verilen kararın kesinleştiğinden, konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesi gerektiği-