İflâs talebinin itirazsız kesinleşmesinden sonra açılan iflâs davasında, iflâs talebinin İİK’nun 166. maddesinde öngörüldüğü şekilde ilân edilmesi gerekeceği—
Kambiyo senetlerine mahsus iflâs yoluyla takipte gönderilen iflâs ödeme emrine süresi içinde borçlu tarafından itiraz edilmiş olması halinde, iflâs talebinin ilanına gerek bulunmadığı–
Şirket ortaklarının TTK’nun 182. maddesinde öngörülen istisnalar dışında sadece ortak olmalarından dolayı iflasa tabi olmadıkları, ortaklık haricinde tacir sayılmayı gerektiren bir iş yapmaları halinde, iflasa tabi olacakları—
İflas yoluyla takibe itiraz üzerine açılan dava «itirazın kaldırılması ve iflas davası» olup, İİK’nun 67. maddesi anlamında «itirazın iptali davası» olmadığından, bu dava sonunda «itirazın iptaline ve takibin devamına» karar verilemeyeceği—
İflas kararı verilebilmesi için «depo kararı»nın borçluya veya varsa iflas davasında kendisini temsil etmiş olan vekiline, duruşmada hazır ise yüzüne karşı, aksi halde Tebligat Kanununa göre tebliğ edilmesi gerekeceği—
Borçluya/vekiline tefhim edilen depo emrinde depo edilecek alacak miktarı açıkça belirtilmemiş olması halinde, depo emrinin geçerli olmayacağı—
Davalıya iflas ödeme emrinin usulüne uygun olarak tebliğ edilmemiş olmasına rağmen, davalının davaya cevap verip itirazlarını bildirmiş olması halinde iflas davasının «itirazlı iflas davası» gibi görülüp sonuçlandırılması gerekeceği—
İİK. 158’de öngörülen sürede iflas davasına müdahale veya itirazda bulunmayan alacaklının yargılama sonunda mahkemece verilen iflas kararını temyiz edemeyeceği—
İflas davasının mahkemece usulden reddedilmiş olması halinde, yetki itirazı karara bağlanmadan işin esası ile ilgili araştırma yapılmış olmasının sonuca etkili olmayacağı—
Mahkemece -tereddüt edilmesi halinde- davacıdan hangi sebebe dayanarak iflas talep ettiği sorulduktan sonra iflas koşulları bulunup bulunmadığı üzerinde durularak varılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekeceği—
