Paylı mülkiyet halindeki taşınmazın paydaşının payını karı, kocaya, evlada veyahut akrabaya temlik etmesi halinde tapuda şeklen satış şeklinde gösterilen bu akdin gerçekte satış olmayıp miras hukukuna bağlı ve hibe gibi bir maksada yönelik işlem olduğu iddia ve kanıtlanırsa önalım hakkının cereyan etmeyeceğinin 27.03.1957 gün 12/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıkça belirtildiği-
Taşınmazdaki düşük paya sahip diğer paydaşların taşınmazda kullandıkları yerleri olmamasının davacıların miras bırakanı ile satıcı paydaş arasındaki fiili taksim olgusuna etkili olmayacağı-
Önalım hakkının satışın hak sahibine bildirildiği tarihin üzerinden üç ay ve her halde satışın üzerinden iki yıl geçmekle düşeceği, bu süre hak düşürücü süre olup mahkemece kendiliğinden gözönünde bulundurulması gerekeceği-
Önalım hakkına konu edilen payın dava sırasında bir başka kişiye veya satışı yapan paydaşa satılması halinde davacının HUMK’un 186. maddesi hükmü gereği uyarınca seçimlik hakkı olduğundan dilerse davayı yeni satın alan şahsa yönelteceği, dilerse davasını tazminata dönüştürerek davalı hakkındaki davasını devam ettireceği-
Dava devam ederken şufalı payın bir paydaşa devrinin, doğmuş olan önalım hakkını ortadan kaldırmayacağı-
Kişi ilk satışla üçüncü şahıs konumunu aldığından, son işlem nedeniyle davacının önalım hakkını kullanmasında bir usulsüzlük bulunmayacağı-
Önalım nedeniyle tapu iptal ve tescil istemiyle birlikte bulunulan bedelde muvazaa iddiasının her türlü delille ispatlanabileceği-
Muvazaa iddiasının kabulüne karar verilip bilirkişi raporundaki değer üzerinden önalım bedeli depo ettirilerek, önalım hakkı tanınmış ise de, Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre bu konudaki keşif ve bilirkişi mütalaasının tek başına yeterli delil olarak kabul edilemeyeceği-
Önalım hakkına konu payın iptali ve tesciline ilişkin davada, infazda tereddüt yaratacak nitelikte ve yazılı olduğu şekilde karar verilmesinin doğru olmayacağı-
Davacının dayandığı pay elbirliği mülkiyetine konu olduğundan dayanılan payın diğer ortağının davaya muvafakatinin sağlanması, bu mümkün olmadığı takdirde davacıya miras ortaklığına temsilci atanması için süre verilmesi, davanın tayin edilecek temsilci vasıtası ile yürütülüp sonuçlandırılması gerekeceği-