Sınırdaş arazi sahibinin önalım hakkı tarımsal bütünlüğün korunması amacıyla düzenlenmiş olmasına rağmen, tarım arazisinin büyüklüğüne bakılmaksızın her satışta komşu taşınmaz malikine önalım hakkı tanındığının kabulünün, asgari tarım arazisi büyüklüğünü haiz taşınmaz malikinin mülkiyet hakkı kapsamında taşınmazını dilediği kişiye gerçek bedeli üzerinden devretme serbestisini ortadan kaldıracağı- Dava konusu taşınmazın tarımsal amaçla kullanıldığı, satın alınan ve davaya konu taşınmazın büyüklüğünün 5403 sayılı Kanun’un 8. maddesinde belirtilen asgari tarımsal arazi büyüklük miktarı ile hedeflenen miktarın çok üzerinde olduğu (hatta 5403 sayılı Kanun'un 8/A maddesinde belirtilen yeter gelirli tarımsal arazi büyüklüğünün de üzerinde olduğu), bu taşınmaz hakkında önalım hakkının kullanılması için haklı bir sebep bulunmadığı- "Kanun'un aramadığı ve düzenlemediği koşullar gözetilerek, 5403 sayılı Kanun hükümleri yorumlanmak suretiyle davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğu" şeklindeki karşı görüşün benimsenmediği-
Ön alım bedelinin tapuda gösterilen satış bedeli ile davalı tarafından ödenen harç ve masrafların toplamından ibaret olduğu ve bu bedelin aynı zamanda dava değeri olduğundan harcın hesabında dikkate alınması gerektiği- Nemalandırılan miktar, satış bedeline eklenerek davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik yok ise de; satış bedeline nema miktarı dâhil edilerek hesap edilen toplam değer üzerinden karar ve ilâm harcına hükmedilmesinin hatalı olduğu- "Dava dışı ... ’a yapılan satışa 10 aylık zamanda süresinde açılan bir dava olmadığı hâlde sözleşme özgürlüğü bağlamında taşınmazın bir kısım mevcut paydaşlarına yapılan pay devirlerine karşı önceki satışı da içine kapsayacak ama önceki maliki davaya dâhil bile etmeden açılan davada kabul kararı verilmesi ön alım davasının amacına ve mantığına aykırı olduğundan davanın reddi gerektiği" şeklindeki karşı görüşün benimsenmediği-
Dava konusu temliki işlemler arsa payı devri karşılığı inşaat yapım sözleşmesi gereği yapıldığından, yapılan pay devirleri gerçek bir satış niteliğinde bulunmadığından, resmî senette yazılı miktarın dava değeri olarak değerlendirilemeyeceği, taşınmazın değerinin de satış bedelinden çok daha yüksek olduğu anlaşılmakla, miktar itibariyle kesinlik sınırının altında kaldığı gerekçesiyle temyiz başvurusunun reddine karar verilmesinin hatalı olduğu-Gerçek bir satış niteliği taşımayan pay devri nedeniyle önalım hakkınının kullanmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken davanın kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığı- "Bütün paydaşların imzalamadığı arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi tekammül etmiş bir sözleşme olmadığından paydaşlardan biri ya da birkaçının bir müteahhit ile imzaladığı sözleşme gerekçesiyle kanunun paydaşa tanıdığı ön alım hakkından mahrum bırakılmasının kanuna aykırı olduğu" şeklindeki karşı görüşün benimsenmediği-
Davacı paydaşın "satış bedelinde muvazaa yapıldığını" ileri sürerek önalım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil istemiyle açtığı eldeki davada, davalı davayı kabul ettiğini beyan etmişse de, davacının "bedelde muvazaa iddiasına" karşı çıktığından ve ortada HMK m. 309/4'e uygun açık bir kabul beyanı bulunmadığından HMK m. 308 anlamında geçerli bir kabulün varlığından söz edilemeyeceği- Ön inceleme duruşmasında taraflar arasında önalım bedeli konusundaki uyuşmazlığın hâlen sürmekte olduğu ve ilk derece mahkemesince de davacı tarafından ileri sürülen bedelde muvazaa iddiasına yönelik inceleme ve araştırma yapıldığı görüldüğünden, bedelde muvazaa iddiası nedeniyle önalım bedeli konusunda uyuşmazlığın devam etmesine rağmen kabul beyanının kesin hüküm gibi sonuç doğurmasının mümkün olmadığı- Eldeki davada hem İlk Derece Mahkemesinin hem de Bölge Adliye Mahkemesinin kabulünde olduğu üzere fiili taksim olgusunun varlığı sabit olup, davanın her aşamasında fiili taksim savunmasında bulunulabileceği gibi taraflarca ileri sürülmese dahi fiili taksimin varlığı dosya kapsamından anlaşılıyor ise hâkim tarafından da resen dikkate alınması zorunlu olduğu- Davalı tarafından usulünce yapılmış bir kabul beyanı bulunmadığından davanın fiili taksim nedeniyle reddine dair verilen direnme kararının isabetli olduğu- "Önalım bedelinin, tapuda gösterilen satış bedeli ile davalı tarafından ödenen harç ve masrafların toplamından ibaret olduğu, davalının davayı kabul ederken bedelde muvazaa iddiasına itiraz etmesinin talep sonucuna ilişkin kabul beyanını etkileyecek nitelikte bir şart olarak değerlendirilemeyeceği, kabulün davayı sona erdiren tek taraflı hukuki bir işlem olması nedeniyle daha sonra kabul beyanından dönülerek fiili taksim savunmasında bulunulamayacağı, davalı cevap dilekçesi ile davayı kabul etmiş olduğundan davanın kabul edildiği aşamaya göre yargılama gideri ve vekâlet ücretinden yapılacak indirimlerin de belirlenmesi suretiyle bir karar verilmesi gerektiği" görüşünün HGK çoğunluğu tarafından benimsenmediği-
TMK'da düzenlenen yasal ön alım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil istemi-
Uyuşmazlık, ön alım hakkından kaynaklı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir...
Uyuşmazlık, ön alım hakkından kaynaklı tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir...
7. HD. 23.12.2024 T. E: 1398, K: 5900
7. HD. 23.12.2024 T. E: 1217, K: 5909
Dava, 5403 sayılı Yasa'nın 8/i maddesi uyarınca açılan ön alım hakkına dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir...
