Mahkemece, davalı alacaklı süresi içinde geçerli istihkak iddiasında bulunulmadığından bahisle itiraz ettiğine göre, dava konusu hacze sonradan katılan ve üçüncü kişi şirket yetkilisi olduğu belirtilen kişinin üçüncü kişi yararına istihkak iddiasında bulunmaya yetkili olup olmadığının anlaşılması amacıyla, üçüncü kişi şirketin ve hacizde borçlu şirket yetkilisinin bulunduğu belirtildiğinden, borçlu şirketin ilk kuruluşlarından itibaren tüm ortakları ile hisse devirlerini ve faaliyet adreslerini gösterir ticaret sicil kayıt örneklerinin dosya arasına alınması; haciz yapılan adreslerde 30.5.2014 tarihi ve öncesinde kimlerin faaliyet gösterdiğinin kolluk marifetiyle ve yine vergi kayıtları üzerinden araştırılması, bunların yanında davacı vekilinin dava dilekçesinde delil olarak ileri sürdüğü faturaların dip koçanları ile davacı üçüncü kişinin ve borçlunun tutması zorunlu ticari defterlerinin getirtilerek fatura içeriklerinin davaya konu mahcuzlarla ve ticari defterlerindeki (açılış kapanış tasdikleri de göz önünde bulundurularak) kayıtlarla karşılaştırılması, ödemelerin yapılıp yapılmadığının saptanması için uzman bilirkişi raporu düzenlettirilmesi; ayrıca davacı üçüncü kişi vekili verdiği delil listesinde tanık deliline dayandığı, tanık isim ve adreslerini bildirdiğine göre, bildirilen tanıkların 6100 sayılı HMK'nin 234. maddesi ve devamı maddeleri uyarınca dinlenip, bu doğrultuda toplanacak delillerin dava dosyasında bulunan diğer delillerle birlikte değerlendirilerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekeceği-
Dava konusu haczin takip dayanağı bonoda yer alan adreste gerçekleştirildiği, borçlu ile üçüncü kişi arasında abla-kardeş gibi yakın akrabalık bağının bulunduğu, haciz yapılan kasap dükkanının 09.03.2013 tarihine kadar borçlunun vefat eden eşi tarafından "Kasap A." ünvanı ile işletildiği, eşinin vefatı üzerine, borçlunun 27.03.2013 tarihinde başladığı faaliyetine borcun doğum tarihinden sonra 12.09.2014 tarihinde son verdiği, borçlunun kardeşi olan üçüncü kişinin ise aynı tarihte faaliyetine başladığı, dinlenen tanık beyanları uyarınca üçüncü kişinin "Kasap A." şeklindeki ticari ünvanı kullanmaya devam ettiği, yine borçlunun faaliyette bulunduğu zaman zarfında üçüncü kişinin de haciz adresinde bulunduğu anlaşıldığından, somut olayda mülkiyet karinesi borçlu dolayısıyla alacaklı lehine olup, mülkiyet karinesinin aksinin davacı üçüncü kişi tarafından inandırıcı ve güçlü delillerle ispat edilmesi gerekeceği, davacı üçüncü kişi tarafından delil olarak gösterilen takip dosyası, kira sözleşmesi, fatura, vergi kayıtları ve tanık beyanının mülkiyet karinesinin aksini ispata yeterli olmadığı-
Davacı üçüncü kişi şirket ortağının oğulları olan ve borçlu şirketin kurucu ortakları borcun doğumundan önce hisselerini devrederek ortaklıktan ayrılmış olup, bir dönem borçlu şirkette ortak olmalarının ve yönetim kurulunda yer almalarının organik bağın ispatı için tek başına yeterli olmadığı, bunların yanında, borçlu şirket, 2006 yılında faaliyete geçmiş olup, davacı üçüncü kişi şirketin ise 1982 yılından bu yana faaliyet gösterdiği, kaldı ki, borçlu ile davacı üçüncü kişi şirketin faaliyet alanlarının da farklı olduğu, buna göre, mülkiyet karinesi davacı üçüncü kişi lehine olup, davanın İİK mad. 96 gereğince üçüncü kişi tarafından açılmasının ispat yükünün yer değiştirmesine neden olmayacağı, mülkiyet karinesinin aksinin davalı alacaklı tarafından inandırıcı ve güçlü delillerle ispat edilmesi gerekeceği, ne var ki, davalı alacaklı tarafından delil olarak ileri sürülen ticaret sicil kayıtları, haciz tutanağı ve nüfus kayıtlarının karinenin aksini ispata yeterli olmadığı- Kaldıki haciz sırasında bulunan belgeler de güncel de sayılmayacağı-
Temyize konu olayda, davacı 3. kişi ile borçlu arasında danışıklı işlem olduğu davalı alacaklı tarafından iddia edilmesine rağmen, davalı alacaklının delil olarak dayandığı ticaret sicil kayıtlarına göre borçlu ile üçüncü kişi şirket arasında organik bağ olmadığı, üçüncü kişi şirketin borcun doğumundan önce kurulduğu, borçlunun haciz adresinde faaliyetine devam ettiğine dair bir bilgi ve belge sunulmadığı anlaşılmakla, muvazaa iddiası ispat edilemediği gibi, dayanılan delillerle karinenin aksinin de ispatlanamadığı, aksine, davacı üçüncü kişinin delil olarak sunduğu ve usulüne uygun tutulan defterlerinde kayıtlı olan borçlu ile yaptıkları sözleşme devir bedelinin yatırıldığına dair banka dekontu ve faturalar üçüncü kişinin lehine olan karineyi desteklediğinden, mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözönüne alınarak, davanın kabulü gerekeceği-
Bankanın üçüncü kişi sıfatı ile istihkak iddiasında bulunabilmesi için haciz müzekkeresinin davalı Banka'ya tebliğ edildiği tarih itibarı ile Banka'ya olan borcun varlığını koruması ve Banka'nın herhangi bir riskinin bulunması durumunda bu miktarlar ile sınırlı olmak üzere üçüncü kişi Banka'nın dava konusu hesaplar üzerinde rehin ve hapis hakkının bulunduğunun kabul edilmesi gerekeceği-
Dayanak ilamda kazaya karışan aracın kayıt maliki olarak ........... A.Ş işleten sıfatıyla, davalı sürücü ise haksız fiil faili durumunda gösterildiği; ancak, davaya konu araçların ilk tescilden itibaren davacı üçüncü kişi adına kayıtlı olduğu ve herhangi bir satış, devir veya nakil olmadığı,bir başka deyişle araç malikinin kaza tarihi itibari ile de davacı üçüncü kişi olduğu, davacının kaza tarih ve saatinde davaya konu aracın işleteni olmadığına dair bir bilgi veya belge sunmadığı, bunun yanında; davacı üçüncü kişinin 1989 yılında kurulduğu, ilamda davalı olarak gösterilen ünvana sahip bir şirketin ticaret sicilde kaydı olmadığı gibi SGK kaydının da mevcut olmadığı anlaşılmakla davacı şirketin ünvanının ilamda eksik yazılması nedeni ile ......... A.Ş. olarak yer aldığı, bunun maddi bir hatadan kaynaklandığı, bu durumda davacının araç maliki ve işleteni sıfatıyla dosya borçlusu olduğu kanaatine ulaşıldığı, hal böyle olunca, borçlunun istihkak davası açma hakkı olmadığından, davanın aktif husumet yokluğu nedeni ile reddine karar verilmesi gerekeceği-
Mahkemece, dava konusu aracın hacizden önce üçüncü kişiye satıldığı ve davalı alacaklının davaya iştirak etmemesi ve haczin kaldırılması için girişimde bulunmaması nedeniyle davalının davanın açılmasına sebebiyet verdiği gerekçesi ile davanın kabulüne haczin kaldırılmasına yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesi gerekeceği-
Davacı üçüncü kişinin, hacze konu vinçlerin satın alınan taşınmaza sabit şekilde monteli olduğunu ve kira sözleşmesi ile borçluya taşınmaz ile birlikte kiraya verildiğini ileri sürdüğü, haczedilen menkuller ile kira sözleşmesinde borçluya teslim edilen demirbaşların aynı olup olmadığı tespit edilemediğinden, mahkemece uzman bilirkişi eşliğinde keşif yapılarak kira sözleşmesinde demirbaş olarak teslim edilen vinçler ile mahcuz malların aynı olup olmadığı, taraflarca sunulan diğer deliller ile birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekeceği-
Temyize konu yargılama devam ederken taşınmazın, ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile yapılan takipte satıldığının ve satışın kesinleştiğinin dosya kapsamından anlaşıldığı, bu durumda davacı üçüncü kişinin istihkak iddiasını dayandırdığı taşınmaz eski tarihli ipotek ve tapu kaydında beyanlar hanesinde belirtilen teferruat listesi ile birlikte ipotek alacaklısına satıldığına göre, üçüncü kişinin aktif dava ehliyetinin kalmadığı, açıklanan nedenler ile davanın aktif dava ehliyeti yokluğundan usulden reddi gerekeceği-
Üçüncü kişinin noter satış sözleşmesi sunamadığı, faturanın ise ilk el faturası olduğunun dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşılamadığı, mahkemece; davacının dayandığı faturayı düzenleyen firmanın üretici ya da mahcuzu ithal eden şirket olup olmadığı belirlenerek, faturanın ilk el faturası olup olmadığı ile ispat gücünün değerlendirilmesi ve bundan sonra dosyadaki diğer bilgi ve belgeler de dikkate alınarak uyuşmazlık hakkında bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme neticesinde yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı-
