Trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemi-
Alacaklının takipten önce ödemeden haberdar olmaması halinde, takip yapmakta haklı olduğu- TBK. mad. 100 uyarınca, yapılan ödemenin öncelikle takip masrafları (icra vekalet ücreti dahil) ve faize mahsup edileceği göz önünde bulundurularak bakiye alacağın belirlenmesi gerektiği- Takip masrafları dikkate alınmadan hesaplama yapıldığı anlaşılan ek bilirkişi raporuna itibar edilmesinin hatalı olduğu-
Bir meskenin borçlunun haline uygun olup olmadığı, borçlunun haciz anındaki sosyal durumuna ve borçlu ile ailesinin ihtiyaçlarına göre belirleneceği- Raporda şikayete konu mahcuzun borçlunun haline münasip olduğu belirtmekle birlikte borçlunun haline uygun alabileceği ev değeri net ve kesin olarak tespit edilmediği gibi alt sınır itibariyle de mevcut meskenle arasındaki farkın ayırt edici olmadığı görüldüğünden, mahkemece bilirkişiden İİK.'nun 82/2. maddesine uygun olarak rapor alınmak suretiyle oluşacak sonuca göre karar verilmesi için kararın bozulması gerekeceği-
Mahkemece nöroloji uzmanı ve trafik konusunda uzman bilirkişilerin yer aldığı bir bilirkişi heyetinden kusur oranlarının, kazanın münhasıran alkolün etkisi altında gerçekleşip gerçekleşmediğinin ve başka unsurların da kazanın meydana gelmesinde etkili olup olmadığının tespiti hususlarında bir rapor aldırılması, kazanın münhasıran alkolün etkisiyle gerçekleştiğinin anlaşılması durumunda sonucuna göre tazminata hükmedilmesi gerektiği-
Mahkemece, borçlu belediyenin haczedilen taşınmazların tapu kayıtları getirtilerek, taşınmazlar üzerinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle taşınmazların kamu hizmetlerinde fiilen kullanılıp kullanılmadığı tespit edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekeceği-
İl Özel İdaresinin proje karşılığı borçlanma yoluyla elde edilen gelirleri, vergi, resim ve harçları, şartlı bağışlar ve kamu hizmetlerinde fiilen kullanılan mallarının haczedilemeyeceği düzenlendiğinden, bunların dışında kalanların haczedilebileceğinin kabulü gerektiği- Borçlu İdarece haczi kabil olmayan paralar ile haczi mümkün olan paraların aynı hesapta toplanması ve birbirine karıştırılmasının "haczedilmezlik hakkından feragat" olarak kabul edilmesi gerektiği- Havuz hesabı niteliğinde olmadığı tespit edilen hesap yönünden haczin kaldırılması; değerlendirme yapılamayan hesaplar yönünden; ispat yükü borçluya ait olduğundan haczedilen banka hesabına yatan ve hesaptan çıkan paralarla ilgili kayıt ve belgelerin borçludan istenerek hesapta olan paraların nitelikleri bilirkişiden ek rapor alarak belirlenmesi, hesapların haczi kabil olan ve olmayan paraların birlikte bulunduğu havuz hesabı niteliğinde olması halinde bu hesaplar yönünden de şikayetin reddine, hesaptaki paraların tümünün haczi mümkün olmayan paralardan oluşması halinde şikayetin kabulüne karar verilmesi gerektiği- İlamların infaz edilecek kısmı hüküm bölümü olup infaz edilecek kısmın yorum yoluyla belirlenemeyeceği ve bu nedenle hüküm fıkrasının hiçbir tereddüte yer vermeyecek şekilde açıkça yazılmasının zorunlu olduğu-
İstanbul gibi bir büyük kentte, kiracı ile mülk sahibinin birbirinin maddi durumunu bilebilecek oranda tanımalarının beklenemeyeceği- Davalı üçüncü kişinin önce ipotek alacaklısı Bankanın alacağının ödendiği, davalı- borçlu şirketin hesabına; davaya konu dairenin tapu bilgileri de verilerek para gönderildiği, devir tarihindeki dairenin gerçek değerine göre yapılan hesaplama uyarınca rayiç satış bedeline nazaran, muvazaayı gösterecek miktarda bir eksik satış bedelinin söz konusu olmadığı (2.000.000/1.600.000)- Taşınmazın hem şirket üzerine kayıtlı olması hem de bilirkişilerce belirlenen gerçek değerinin 2.000.000,00 TL gibi yüksek bir bedel olması karşısında, İİK. mad. 280/son gereğince şirketin sermayesinin mühim bir kısmını oluşturup oluşturmayacağı konusunda bir değerlendirme yapılması gerektiği- Mahkemece davalı borçlu şirketin tüm ticari sicil kayıtları ve tüm ticari defterleri getirilerek üzerinde inceleme yapılarak, şirketin sermayesinin belirlenip, dava konusu taşınmazın değerinin (bilirkişi tarafından belirlenen 2.000.000,00 TL) söz konusu şirketin belirlenen sermayesinin mühim bir kısmını oluşturup oluşturmadığı konusunda ayrıntılı ve denetime elverişli bir rapor alınarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiği-
Davacı maliki olduğu konutu kullanması için dava dışı oğlu ve davalı gelinine tahsis etmiş ise de, arada bir sözleşme ilişkisi bulunmamakta olup; tek taraflı olarak verdiği onayı her zaman geri alabileceği ve bu durumda davacı tarafından verilen onay devam ettiği sürece konutun davacının oğlu ve davalı tarafından kullanımının haksız olmadığı- Ecrimisil davasında husumetin taşınmazı haksız olarak kullanan kişiye yöneltilmesi gerektiği- Davacı baba, taşınmazı bedelsiz olarak kullanmaları için dava dışı oğlu ve davalı gelinine vermişse de, oğlunun boşanma davası sırasında çekişmeli konutu terk ettiği, davacının da  hâlen ortak konutta oturmaya devam eden davalı gelinine karşı da ihtar çekerek eldeki davayı açtığından, artık davacının taşınmazın kullanımına dair verdiği muvafakatini geri aldığının kabulü gerektiği- Çekişmeli taşınmaz davalı ve eşi tarafından aile konutu olarak kullanılmış ise de, kayıt maliki davacı ile davalı (ve eşi) arasında hukuki ilişki kurulmadığından bu hususun davacıyı bağlamayacağı- Davacının oğlu ile davalının ayrı yaşamakla birlikte evliliklerinin devam etmekte olmasının, davacının  mülkiyet hakkı karşısında taşınmazı davalının kullanmasının haklı ve geçerli nedeni olarak kabul edilemeyeceği- Davacı malik tarafından konutun kullanımı için verilen onayın geri alınması karşısında, davalının konutu kullanmasının haklı ve geçerli bir nedeninin bulunduğu söyleyemeyeceği- Bilirkişi marifetiyle keşif yapılarak ihtarnamenin tebliğ edildiği tarihe yedi gün eklenmesiyle tespit edilecek tarihten anahtarın teslim edildiği tarihe kadar olan dönem için belirlenecek ecrimisilin hüküm altına alınması gerektiği- "Dava konusu taşınmazın aile konutu olması nedeniyle boşanma kararının kesinleştiği tarihe kadar olan dönem için ecrimisil bedeli talep edilemeyeceği" şeklindeki görüşün HGK çoğunluğu tarafından kabul edilmediği-
Haksız fiil nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin davada, Adli Tıp Kurumu raporunda, "davalı sürücünün güvenli takip mesafesine ve hız kurallarına uyup uymadığı, anılan hususlara riayet edilmesi halinde dahi davacıya kaskolu araca çarpmasının kaçınılmaz olup olmadığının" incelenmediği, ilgili raporun kaza tespit tutanağı ile çeliştiği, eksik incelenen hususların tamamlanması ve raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi amacı ile mahkemece yeni bilirkişi heyetinden başkaca bir rapor alınması gerektiği-
19. HD. 13.12.2018 T. E: 2017/2557, K: 6576-