Davacı, dava dilekçesinde davalının cep telefonuna gönderdiği kısa mesajlar ile küfür ve hakaret ettiği vakıasına dayanmış olup ispatı yönünde kendi telefonunda yapılacak bilirkişi incelemesini ikame ettiği, mahkemece, mesaj çıktılarının ibraz edilmesi için verilen süreden sonra, gerekli ihtarat da yapılarak bilirkişi incelemesi için kesin süre verilmediği- Davacıya ait cep telefonunun ibraz edilmesi için kesin süre verilmesi ve verilen süre zarfında cep telefonunun ibraz edilmesi halinde bilirkişi incelemesinin yapılması gerektiği-
Takibin dayanağı ilamının hüküm kısmının ilk paragrafında; "... TL’nin dava tarihinden (26.12.2002’den) itibaren değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalı şirketten alınarak davacıya verilmesine,." karar verildiği görüldüğünden, mahkemece; dava tarihi (26.12.2002) itibariyle avans faiz oranlarının Merkez Bankası’ndan temin edilerek, gerektiğinde bilirkişi incelemesi de yaptırılmak suretiyle takip tarihi itibari ile, takip öncesi işleyen faiz miktarının tespit edilerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiği-
Yönetim kurulu üyeliklerinde görev alanların kusurlu oldukları ispat edilmedikçe sorumlu olmadıkları- Bilirkişi raporlarında ihtimalli değerlendirmeler yapılmış ve vergi beyannamelerinin verilmemesinde davalı yönetim kurulu üyelerinin kusurları davacı yanca kesin olarak ispat edilememiş olduğundan, mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerektiği-
Kooperatif yöneticisinin sorumluluğundan kaynaklanan tazminat davasında, mahkemece, önceki bozma ilamına uygun olarak kooperatif defter, belge ve hesaplarıyla kooperatifçe yapılan inşaat üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmak suretiyle, yıllara göre yapılan inşaatın serbest piyasa rayiçlerine göre değeri ile toplanan aidatların karşılaştırılarak toplanan aidatlarla inşaatın yapılmasının mümkün olup olmadığı hususunun bilirkişi heyeti tarafından hep birlikte genel kapsamlı bir değerlendirilme yapılması gerektiği-
Sözleşme uyarınca işçi ücretleri yükleniciye ait olduğundan, davalıların işçi çalıştırdıkları süre ile ilgili kıdem tazminatı ve son işveren davalının da kıdem tazminatı ile birlikte izin ve ihbar tazminatından sorumlu olduğu- Mahkemece hukukçu bilirkişiden rapor alınması hatalı olduğundan, uzman bilirkişiden tarafların sorumluluklarına ilişkin ayrıntılı, açık belirleme yapılan rapor alınarak sonuca göre karar verilmesi gerektiği-
Müdahalenin meni ve ecrimisil isteği-
Davacı arsa sahibi nama ifaya izin talep ederek sözleşmenin ayakta kalmasını amaçlamakta olup, mahkemenin sözleşmenin feshi yönünde taraf iradelerinin zımnen birleştiğine dair tespitinde isabet bulunmadığı- Mahkemece, karşı davada davacının nama ifaya izin talebi değerlendirilerek, bu doğrultuda bir karar verilmesi gerektiği- Bilirkişilerin raporu yazılı vermesi gereken hallerde, konuyu bir arada görüşüp müzakere ederek müşterek rapor hazırlamaları gerekmekte olup, ancak azınlıkta kalan bilirkişi varsa oy ve görüşünü ayrı bir rapor halinde de mahkemeye sunmasının mümkün olduğu- Asıl davada mahkemece, imalat bedeli tespit edilirken bayındırlık fiyatlarının esas alınmasında isabet bulunmadığı, tespitlerin rayiç bedeller dikkate alınarak yapılması gerektiği-
İcra müdürünün belirlediği taşınır değerinin taraflarca şikayet konusu edilmesi halinde, icra mahkemesine denetleme yetkisi tanıdığı ve bu denetlemenin de icra hakimi tarafından uzman bilirkişiden yardım alınmak suretiyle gerçekleştirileceği- Dava konusu ayıplı aracın teknik donanımını gösteren bilgi ve belgelerin (araç kataloğu, kitapçığı vb) temin edilerek, bu araçtaki özellikler ile haczin yapıldığı tarihteki aynı marka ve model aracın yine teknik donanımını gösteren bilgi ve belgelerin (araç kataloğu, kitapçığı vb) getirtilerek, bilirkişi aracılığıyla fiyata etkili teknik donanımlarının karşılaştırılması, bu suretle ayıplı araçta bulunmayan özelliklerin değerleri tespit edilip, bu karşılığın haciz tarihindeki (icra dosyasındaki değer belirleme tarihindeki) aracın değerinden mahsubu suretiyle ayıpsız araç yerine talep edilebilecek miktarın bulunması gerektiği-
Kendisine hiç bir ispat külfeti düşmeyen davalıların, bu konuda davacı tarafa gerekmediği halde yemin teklif etmeleri halinde, mahkemenin "ispat yükümlülüğünün kendilerinde olmadığını ve bu yükümlülüğü devralıp almayacaklarını" açıkça sorması, kabul ettikleri takdirde bunun tutanağa geçirildikten sonra yeminin eda ettirilmesi gerektiği- Kadastro tespiti sırasında düzenlenen tutanakta "çekişme konusu taşınmazın tarafların ortak murisi ..'dan geldiği, mirasçılarının iştirak halinde mülkiyet olarak zilyet ve tasarruf ettikleri" belirtildiğinden, "çekişme konusu taşınmazın diğer muris .. tarafından satın alındığını, o tarihten bu yana malik sıfatıyla diğer muris ... ve mirasçılarının zilyet ve tasarrufunda bulunduğunu, adına tespit yapılan davalıların davaya konu taşınmaz ile ilgilerinin bulunmadığını" iddia eden tarafın bu iddiasını kanıtlaması gerektiği- Davacıların dayandığı (07.03.1984 tarihli) "tarla alım-satım senedi" başlıklı senette satıcı olarak yer alan (1917) doğumlu kişinin 1973 yılında ölmüş olduğu, ayrıca bir kısım mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarında "çekişme konusu taşınmazın muris ...'den davacı ve davalıların ortak murisine intikal ettiğinin" belirtildiği görüldüğünden, mahkemece yerel bilirkişi ve tanıkların tümü hazır olduğu halde taşınmaz başında yeniden keşif yapılması, yerel bilirkişi ve tanıklardan, senette satıcı olarak yer alan (1917) doğumlu kişinin 1973 yılında vefat ettiği ve senet tarihinin de 1984 olduğu nazara alınarak, taşınmazın kime ait olduğunun etraflıca sorulması, dinlenen yerel bilirkişi ve tanık beyanlarının çelişmesi aâlinde gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle çelişkinin giderilmeye çalışılması gerektiği-
Banka hesapları yönünden belediye meclis kararı başlığı altında kamuya tahsis edilen hesap numaralarını gösterir belge ile yetinilerek dosyanın bilirkişiye tevdii doğru olmayıp her hesaba ilişkin ayrıntılı hesap dökümü getirtilmek suretiyle hesaptaki paraların niteliği hususunda denetime ve hüküm kurmaya elverişli rapor alınmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisinin isabetsiz olduğu- Mahkemece şikayete konu banka hesapları üzerinde Yargıtay denetimine imkan tanıyacak şekilde uzman bilirkişi aracılığıyla inceleme yaptırılarak, haczedilen paraların niteliklerinin belirlenmesi, hesapların havuz hesabı olduğunun saptanması halinde banka hesapları yönünden haczedilmezlik şikayetinin reddi, hesaplardaki paraların, vergi, resim, harç veya bu hükümde olmaları halinde ise haczedilemeyeceğinin gözetilmesi; şikayete konu haczedilen taşınmaz yönünden de keşif ve bilirkişi incelemesi yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekeceği-