Davacının davaya konu edilen elektrik tüketim bedelinin ne kadarından sorumlu olduğunun tespiti noktasında, alanında uzman bilirkişiden rapor alınması suretiyle davacının sorumlu olduğu elektrik tüketim bedelinin belirlenmesi gerektiği-
Dosyada aldırılan bilirkişi raporu HMK.nun 275. maddesine aykırı olduğu gibi gerekçesi gösterilmeden bu rapora itibar edilmemesinin de HMK 266. maddesi hükmü karşısında çelişki oluşturduğu, bu durumda mahkemece konusunda uzman 3 kişiden bilirkişi heyeti oluşturularak dosyanın heyete tevdi ile davalının sözleşmeyi feshetmesinden sonra ceza faturaları kesmesinin hukuki olup olmadığı, fesihten önce kesilen faturaların içerik itibariyle oluşa uygun bulunup bulunmadığı, hususları değerlendirilerek ve prim alacakları hususunda ihtilaf bulunmadığı da göz önünde bulundurularak rapor tanzim ettirilip sonucuna sonuca göre karar verilmesi gerekeceği-
Hükme esas alınan tek hekim imzalı maluliyet raporu, “Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği” hükümlerine göre düzenlenmediğinden hükme dayanak yapılmasının mümkün olmadığı, Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu'nun, 2659 sayılı Adli Tıp Kurumu Kanunu’nun 16/II-c maddesi gereğince, meslekte kazanma gücü kaybı ve maluliyet konusunda bilimsel ve teknik görüşlerini mahkemelere bildirmekle görevli olduğu, davacı hakkında düzenlenen tek hekim imzalı rapora itiraz edilmiş olması da nazara alındığında, davacının yaşı ve meslek grubu dikkate alınarak maluliyet raporunun İstanbul Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu'ndan alınmasının gerekli olduğu, şu halde davacı, tüm tedavi evraklarıyla birlikte Adli Tıp Kurumu’na sevk edilerek muayenesinin sağlanması, hazırlanacak heyet raporundan sonra oluşacak sonuca göre zarar kapsamının belirlenmesi gerekeceği-
Krediyi kullanan borçlu, noter aracılığı ile 8 gün içinde hesap özetine itiraz ettiğini ispat ettiği takdirde, krediyi kullandıran tarafın, İİK. mad. 68/b çerçevesinde alacağını diğer belgelerle ispat edebileceği, bu kuralın, mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılarak denetlenmesi zorunlu olduğu- Kredi kuruluşunun talebi üzerine ilgili noterlikçe ihtarname borçluya tebliğ edildiğine göre, ipoteğin limit ipoteği olması ya da ihtarnameye süresi içinde itiraz edilmesinin, borçluya icra emri gönderilmesine engel teşkil etmeyeceği. ancak, borçlunun hesap özetine 8 günlük süre içerisinde itirazda bulunmuş olması sebebiyle, hesap kat ihtarnamesinde bildirilen alacak miktarının kesinleşmemiş olduğu ve bu durumda, alacaklı bankadan İİK'nun 150/ı ve 68/b maddelerinde yazılı belgeler istenip, bilirkişi incelemesi yaptırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiği-
Davacı vekilinin, dava dilekçesinde yalnızca taşınmaz satışı için tasarrufun iptali talebinde bulunmasına rağmen, ıslah dilekçesindeki talebi hakkında kabul kararı verilmiş olduğu dikkate alındığında, taleple bağlılık ilkesi gereği bu talebin ek dava açılması halinde ek davada değerlendirilmesi gerektiği, mahkemece talep aşılarak ıslah edilen kısım yönünden davanın kabulü ile davalı üçüncü kişinin aleyhine tazminata hükmedilmesinin bozma nedeni olduğu- Davalı üçüncü kişi aracın dördüncü kişiye satışından dolayı tazminata mahkum edilirken, satış tarihindeki değerinin belirlenmesinde konusunda uzman bilirkişiden rapor alınması gerekirken Mali Müşavir bilirkişi tarafından hazırlanan rapora göre karar verilmesinin hatalı olduğu-
Davaya konu kaçak su tüketim bedelinin kaçak tespitinin yapıldığı tarih itibari ile yürürlükteki yönetmelik hükümleri uyarınca hesaplanması konusunda uzman bilirkişiden denetime elverişli rapor alınması gerekirken bozma sonrası mahkemece elektrik mühendisi bilirkişi tarafından düzenlenen rapor esas alınmak suretiyle hüküm tesis edilmiş olup, elektrik mühendisi bilirkişi konunun uzmanı olmadığı için düzenlemiş olduğu rapora dayanarak hüküm tesis edilmesinin doğru olmadığı, hal böyle olunca, mahkemece dosyanın konusunda uzman makine mühendisi bilirkişiye verilerek, kaçak tespitinin yapıldığı tarihte yürürlükte olan yönetmelik ve ilgili mevzuat hükümleri doğrultusunda davacının davalı taraftan isteyebileceği bedelin hesaplanması konusunda taraf ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınması gerekirken, konusunda uzman olmayan bilirkişinin düzenlediği, yetersiz ve denetime elverişli olmayan bilirkişi raporu benimsenerek yazılı şekilde hüküm tesisinin usul ve yasaya aykırı olduğu-