Eser sahipliğinden kaynaklanan haklara tecavüz nedeniyle maddi ve manevi tazminat davası- (Birleşen davadaki) eser sahipliğinden kaynaklanan haklara tecavüzün tespiti, önlenmesi ile maddi ve manevi tazminat istemleri- Davacı tarafça eser sahibi olduğu ileri sürülen “Hafıza Tekniği ile Okuma Yazma Yöntemi = Bazal Öğrenme Kuramı” isimli çalışmanın, 5846 sayılı Kanun'un 2. maddesi anlamında bir ilim ve edebiyat eseri niteliğinde eseri olmadığı, bu hususun ek bilirkişi raporunda açıklandığı, her ne kadar önceki raporda davacı çalışmalarının ilim ve edebiyat eseri niteliği taşıdığı bildirilmiş ise de bu raporda denetime elverişli olacak şekilde herhangi bir açıklamaya yer verilmediği, yalnızca çalışmanın ilim ve edebiyat eseri olduğunun belirtildiği, buna karşılık hükme esas alınan ek bilirkişi raporunda ise detaylı biçimde ve tek tek açıklanmak suretiyle kanaat bildirildiği, anılan çalışma eser niteliğinde olmadığından davacının bu çalışmaya tecavüz nedeniyle maddi ve manevi tazminat talebinin yerinde bulunmadığı, yine davacıya ait "ABC Rap" adlı çalışmanın ise 5846 sayılı Kanun'un 2. maddesi anlamında ilim ve edebiyat eseri niteliği taşıdığı ancak bu eserin davalı tarafça kullanıldığı iddiasının kanıtlanamadığı-
İlk Derece Mahkemesince uyuşmazlığa ilişkin hesaplama yapılmak amacıyla iki ayrı bilirkişi heyetinden rapor alındıktan sonra ikinci alınan bilirkişi raporuna itibar edilmek suretiyle hüküm verilmiş ise de dosya kapsamında alınan ilk bilirkişi raporu ile ikinci bilirkişi raporu arasında netice itibariyle çelişkiler bulunduğunun, hükme esas alınan raporun yalnızca davalı defter ve belgelerine dayandığı, dava konusu kar payının taraflar arasındaki protokol hükümlerine uygun tahakkuk yapılıp yapılmadığının denetlenmediğinin tespit edildiği, bu durumda mahkemece, dosyanın dava konusunda uzman üç kişilik bilirkişi heyetine tevdi ile taraf defter kayıtları, taraflar arasındaki protokol hükümleri ve protokolde belirlenen kar payı hesaplama şekilleri de dikkate alınarak inceleme yaptırılıp raporlar arasındaki çelişkiler de giderilmek suretiyle rapor alınarak varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekeceği-
Tarafların bilirkişi raporunun kendilerine tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde belirsizlik gösteren hususlar hakkında bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilecekleri - Mahkemece, bilirkişi raporunda yer alan çelişkili ifadeler ve davalı yanın da rapora karşı itirazları gözetilip, davaya konu çek üzerindeki imzanın davacıya ait olup olmadığı hususunda Adli Tıp Kurumu eliyle usulüne uygun grafolojik ve grafometrik tekniklerle inceleme yaptırılarak yaptırılacak incelemeyle şüpheye yer vermeyecek şekilde hasıl olacak kanaate göre bir karar verilmesi gerekeceği-
Bozmadan sonra bilirkişi incelemesi yaptırılmış ise de, bilirkişi heyet raporunda daha önce alınan raporlarda çelişki olmadığının belirtilmesine karşın, bozmadan önce alınan birinci raporda eserin kabule icbar edilemeyecek şekilde ayıplı olduğunun belirtildiği, itiraz üzerine alınan ek raporda ayıbın giderilebilecek nitelikte olduğu, ikinci raporda sözleşmeye uygun olarak ifa edildiğinin belirtildiği, gerekçesi belirtilmeden üç ayrı görüşün beyan edildiği, her ne kadar, alınan ikinci raporda edimin sözleşmeye uygun ifa edildiği belirtilmişse de ilk bilirkişinin ek ve kök raporlarındaki görüşleri dikkate alındığında çelişkinin bulunduğunun açık olduğu, mahkemece bozma kapsamında konusunda uzman yeni bilirkişi heyeti oluşturulup araştırma yapılarak mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alındıktan sonra sonucuna uygun hüküm kurulması gerekeceği-
Somut olay incelendiğinde dava dilekçesinde ve dilekçenin "Sonuç ve İstem" kısmında sözleşme dışı iş bedeli ile ilgili bir talep yer almadığından, mahkemece davada sözleşme dışı iş bedeli talep edilmediği halde sözleşme dışı iş bedelinin hüküm altına alınmasının HMK'nın 26. maddesinde düzenlenen taleple bağlılık ilkesine aykırı olduğu- Dosya kapsamında davalının sözleşmeye aykırı eylemleriyle zarar arasındaki illiyet bağının varlığını kabule elverişli ve yeterli deliller sunulmamış olup, buna rağmen mahkemece illiyet bağının varlığı kabul edilerek davacının tazminat taleplerinin hüküm altına alınmasının doğru olmadığı- Mahkemece HMK 'nın 281/3 maddesi uyarınca, maddi gerçeğin ortaya çıkması için yeniden seçilecek metraj, maliyet, yol alt yapı işleri ve kesin hesap konusunda uzman teknik bilirkişi kurulundan, sözleşme ve ekleriyle taraflarca sunulan tüm deliller, önceki bilirkişi raporu ve ek raporu ile bu raporlara yapılan itirazlar da değerlendirilerek gerekçeli ve denetime elverişli rapor alınarak kesin hesabın bilirkişilere çıkarttırılması, kesin hesap çıkartılırken davacı yüklenicinin idareye sunduğu kesin hesap hak edişinde yüklenici alacağının 3.241.778,60 TL olarak belirlendiğinin dikkate alınması, davalı vekili temyiz dilekçesinde davalı belediyenin Giderler Müdürlüğünce "henüz taraflarına iletildiğini" belirterek temyiz dilekçesi ekinde 5 adet temlikname sunduğundan, bu temliknameler de incelenip değerlendirilerek davacının kesin hesap alacak talebi ile ilgili olarak oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekeceği- Sözleşmenin 4. maddesinde belirtildiği gibi, taraflar arasında kesin hesap uyuşmazlığı doğduğundan ve uyuşmazlık mahkemece tayin olunacak bilirkişi kurulu tarafından düzenlenecek kesin hesap sonucuna göre çözümleneceğinden, bilirkişilerce yapılacak kesin hesap sonucuna göre ve sözleşmenin 32. ve Bayındırlık İşleri Genel Şartnamesi'nin 45. maddesindeki teminatın iadesi şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğinin araştırılmasından sonra, davacının irat kaydedilen teminat mektubu bedelinin iadesi talebiyle ilgili bir karar verilmesi gerekirken eksik incelemeyle teminat mektubu bedelinin davalıdan tahsiline karar verilmesinin doğru olmadığı- Mahkemece hüküm altına alınan alacağa 23.07.2012 geçici kabul onay tarihinden itibaren faiz yürütülmüş olup, geçici kabulün yapılması ve onaylanmasının hüküm altına alınan alacaklar yönünden borçluyu temerrüde düşürücü nitelikte bir işlem olmadığı, mahkemece davadan önce faiz başlangıcına esas olacak bir temerrüt ihtarnamesi veya kesin vade bulunup bulunmadığı araştırılmadan hüküm altına alınan alacağa geçici kabul onay tarihinden itibaren faiz yürütülmesinin doğru olmadığı-
Mahkemece yapılacak işin, bünyesinde elektrik mühendisinin de olacağı sözleşme konusu işle ilgili alanında uzman bilirkişi kurulu oluşturmak, oluşturulacak bilirkişi kurulu ile birlikte mahallinde keşif yaparak 14.06.2017 tarihli kabul tutanağı ve 04.09.2018 tarihli teknik gezi raporunda belirtilen eksik ve ayıplı işlerin giderim bedelinin bunların ortaya çıktığı tarih itibariyle hesaplatmak, davalı iş sahibi tarafça bir kısım eksik ve ayıplı işlerin giderildiği belirtildiğinden gerçekten giderilip giderilmediği, giderilmiş ise buna dair sunulacak ödeme belgelerinin piyasa rayiçlerine uygun olup olmadığı, uygun değil ise piyasa rayiçlerinden giderim bedelinin hesaplatmak, bulunacak bedelden talep edilen bakiye iş bedelinin mahsup edilmesi için rapor almak, taraflarca rapora itiraz edilmesi durumunda HMK’nın 281 inci maddesi uyarınca bu itirazları giderir şekilde Mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli ek rapor almaktan ibaret olması gerekeceği-
Davacıların vefatından önce kredi kullanan ve bu kredi dolayısı ile davalı sigorta şirketi bünyesinde ferdi kaza sigortası yaptırmış olan murislerinin vefat ettiği, davalı sigorta şirketince rizikonun gerçekleşmiş olmasına rağmen ödeme yapılmadığı, kredi borcunun bir kısmının davacılarca ödenmesine rağmen kalan kısmının ödenememesi sebebi ile kredi borcuna yüksek miktarda faiz işlediği ve kendilerine ait olan aracın kredi borcuna mahsuben icra kanalı ile değerinin altında bir bedelle paraya çevrildiğinden bahisle uğradıkları munzam zararın tazmini istemi- HMK. 281/1 inci maddesinde iki haftalık bilirkişi raporuna karşı beyanlarını bildirebilmesi için öngörülen süre dolmadan savunma hakkının kısıtlanarak karar verilmesinin hatalı olduğu-
Davacının fiziksel bulgularının yanında psikiyatrik tedavisine ilişkin tüm tedavi evrakı (eksiksiz) temin edildikten sonra, kaza tarihinde yürürlükte bulunan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirilmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak yetkili sağlık kurulundan rapor alınması gerektiği- Özellikle kazadan sonra oluştuğu belirtilen “travma sonrası stres bozukluğu” olarak nitelendirilen rahatsızlık nedeniyle davacıda sürekli iş göremezliğin oluşup oluşmadığı, kaza ile illiyet bağının bulunup bulunmadığı, ömür boyu sürüp sürmeyeceği, sürekli değilse ne kadar devam edeceği hususlarına yer verilerek ve bizzat muayene edilmek suretiyle (maluliyetin sadece travma sonrası stres bozukluğu nedeniyle verildiği gözetilerek) içerisinde psikiyatri uzmanı bulunan (davacının yaşı gözetilerek çocuk ergen ruh sağlığı hastalıkları) başka bir yetkili sağlık kurulundan gerekçeli, denetime elverişli rapor alınıp (davacı tarafından kararın temyiz edilmediği göz önüne alındığında davalının usuli kazanılmış hakları gözetilerek) sonucuna göre karar verilmesi gerektiği-
Bilirkişi raporlarının UYAP sisteminde taralı olması durumunda taraflara tebliğ edilmeyeceğine dair bir hüküm bulunmadığı- Bilirkişi raporlarının taraflara tebliğ edilmesinin hukuki dinlenilme hakkının gereği olduğu- Davalı vekiline ek rapor tebliğ edilmeden rapora yönelik bilgi sahibi olma ve açıklama haklarını kısıtlar biçimde karar verilmiş olmasının yerinde görülmediği-
Taşınmazın kıymet takdirine ilişkin her iki raporun da tek bir bilirkişi tarafından düzenlendiği ve taşınmazların değerinin aynı olduğu, borçluların tek bir bilirkişiden rapor alınmasının taşınmazın değerinin düşük belirlenmesine ve gerçek değerin tespit edilmesine engel olduğunu ileri sürdüğü anlaşıldığından, Bölge Adliye Mahkemesince, borçluların kıymet takdirine itiraz etmeleri karşısında ileri sürülen itirazlarının değerlendirilmesi açısından konusunda uzman bilirkişilerden oluşacak bir heyet marifeti ile mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmak suretiyle anılan taşınmazın satışa esas alınan kıymet takdirinin yapıldığı tarih itibariyle tespit edilecek değerinin, ihalede esas alınan muhammen bedelin üzerinde olması halinde, ihalenin feshine, muhammen bedelin altında olması halinde ise ihalenin feshi isteminin reddine karar verilmesi gerekirken, tek bir bilirkişiden alınan rapora göre sonuca gidilmesinin isabetsiz olduğu-