Ortaklığın giderilmesi kararına dayalı olarak yapılan satışlara ilişkin ihalenin feshi davalarında, alıcı ile birlikte hissedarların tamamının hasım olarak gösterilmesi gerekeceği- İhalenin feshine konu bağımsız bölümün hissedarı olan ..............’nın ortaklığın giderilmesi davasında taraf olduğu ancak ihalenin feshi davasında yer almadığı sabit olup, davacının temyiz itirazlarında hissedar ............. ile aralarında miras taksim sözleşmesi yaptıklarını, tescil davası açmadıklarını bu durumda ihalenin feshi davasında taraf olarak gösterilmesi gerektiğini ileri sürdüğü, mahkemece bu hususun değerlendirilmediği gerekeceği-
Takip alacaklısı şirketin münferiden temsil yetkilisi olan kişinin, aynı zamanda borçlu şirketin şikayetçi ile birlikte müştereken temsile yetkili ortağı olduğu, dolayısıyla borçlu şirketin ortakları ve aynı zamanda temsilcileri arasında husumet bulunduğu- İki yetkili arasında husumet bulunduğundan mahkemece, öncelikle şikayetçi ortağa şirkete kayyum tayin ettirmesi ve kayyumun da icazetini sağlaması için süre verilip, verilen süre içinde kayyımın icazeti sağlanmadığı takdirde ihalenin feshi şikayetinin husumet yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiği-
İhale konusu taşınmazların maliki ipotek veren ............ hakkında verilmiş geçici mühlet ve kesin mühlet kararı bulunmasa da, takip, kredi borçlusu şirketin borçlarından dolayı ve söz konusu şirket lehine verilen ipoteğe dayalı olarak başlatılmış olup kredi borçlusu hakkında konkordato davası kapsamında verilen kesin mühlet kararının, hem söz konusu kararın niteliği gereği, hem de zorunlu takip arkadaşlığı nedeniyle, ipotekli taşınmaz maliki yönünden de sonuç doğuracağının kabulü gerekeceği, bu durumda, şikayete konu ihalelerin kredi borçlusu hakkındaki konkordato davasında verilen 09.06.2023 tarihinden itibaren 1 yıllık kesin mühlet süresi içinde yapıldığı sabit olup ipotek konusu taşınmazların satışı gerçekleştirilemeyeceğinden ihalelerin feshine karar verilmesi gerekeceği-
Somut olayda; ihalenin feshi talebinin reddine karar verilmesi yerinde ise de; İlk Derece Mahkemesince işin esasına girilmek suretiyle ihalenin feshini gerektiren bir neden bulunmadığı gerekçesiyle istemin reddine karar verilmesine rağmen, şikayetçi borçlu aleyhine para cezasına hükmedilmemesinin isabetsiz olduğu-
Şikayetçi takibin borçlusu olmadığından kıymet takdiri raporu ve satış ilanının kendisine tebliğinin zorunlu olmadığı, her ne kadar taşınmazın maliki sıfatı bulunması nedeniyle ihalenin feshini isteyebilecek ilgililerden kabul edilse de müflisi temsil yetkisinin iflas idaresinde olduğu ve tebligatın da temsilciye yapılması gerekeceği, Bölge Adliye Mahkemesinin bu husustaki gerekçesi isabetli ise de şikayetçinin taşınmazın maliki olduğu gözetildiğinde toplu rehin iddiası, zorunlu takip arkadaşlığının sağlanmadığı iddiası, ................. İcra Hukuk Mahkemesinin .................. E sayılı dosyasında ikame edilen dava sonucu beklenmeden satış yapıldığı iddiası, ipoteğin bölünmezliği iddiası, mükellefiyetler listesinin kesinleşmediği iddiası ve gazete ilanına ilişkin iddiaları yönünden borçlu sıfatı bulunmadığından üçüncü kişi tarafından fesih nedeni kabul edilemeyeceği yönündeki gerekçesinin isabetsiz olduğu, o halde Bölge Adliye Mahkemesi'nce; şikayetçinin şikayet dilekçesinde belirttiği toplu rehin iddiası, zorunlu takip arkadaşlığının sağlanmadığı iddiası, ............... İcra Hukuk Mahkemesinin .................. E sayılı dosyasında ikame edilen dava sonucu beklenmeden satış yapıldığı iddiası, ipoteğin bölünmezliği iddiası, mükellefiyetler listesinin kesinleşmediği iddiası ve gazete ilanına ilişkin iddialarının malik sıfatı ile de ileri sürülebilecek iddialardan olması nedeni ile esasının incelenmesi gerekirken şikayetçinin borçlu sıfatı bulunmadığından bahisle fesih nedeni sayılamayacağı gerekçesi ile incelenmeksizin reddinin isabetsiz olduğu-
İflasına karar verilen şirketin, medeni haklardan istifade ve medeni hakları kullanma ehliyetini kaybetmiş olmayacağı; sadece, İİK.nın 191. maddesi gereğince, iflas masasına giren hak ve mallar üzerinde tasarruf hakkını kaybedeceği- Şikayetçi müflis takibin borçlusu sıfatı ile ihalenin feshini isteyemezse de, ihalenin konusu taşınmazın maliki sıfatını taşıdığından ve iflas ile tüzel kişilik sona ermediğinden ipotekli taşınmazın resmi sicilindeki ilgili sıfatıyla ihalenin feshini isteyeceği- Şikayetçi takibin borçlusu olmadığından kıymet takdiri raporu ve satış ilanının kendisine tebliğinin zorunlu olmadığı- Taşınmazın maliki sıfatı bulunması nedeniyle ihalenin feshini isteyebilecek ilgililerden kabul edilse de müflisi temsil yetkisi iflas idaresinde olduğundan tebligatın da temsilciye yapılması gerektiği- Şikayetçinin şikayet dilekçesinde belirttiği "toplu rehin iddiası, zorunlu takip arkadaşlığının sağlanmadığı iddiası, icra mahkemesinde görülen dava sonucu beklenmeden satış yapıldığı iddiası, ipoteğin bölünmezliği iddiası, mükellefiyetler listesinin kesinleşmediği iddiası ve gazete ilanına" ilişkin iddialarının malik sıfatı ile de ileri sürülebilecek iddialardan olması nedeni ile esasının incelenmesi gerektiği-
Meskeniyet şikayetine ilişkin istinaf başvurusu üzerine verilecek karar beklenmeden ihale yapılmasının, İİK'nın 363/4. maddesine aykırılık teşkil ettiği-
Mazbatada beyanda bulunan komşunun adı ve soyadının yazılmadığı görülmüş olmakla, her ne kadar haber bırakılan kişinin adı ve soyadı belirtilmiş ise de yasa ve yönetmelik gereğince araştırma yapılan komşu ile haber bırakılan kişinin farklı kişiler olabileceği, aynı kişi olmasının gerekmediği; mazbatada haber bırakılan komşu ile beyanı alınan komşunun isimlerinin yazılması yada aynı kişiyse bu hususun belirtilmesinin gerektiği, ancak bu zorunluluğa riayet edilmediği gibi haber verilen kişiye de hangi sıfatla haber verildiğinin de belirtilmediği görülmüş olup bu haliyle 27.12.2023 tarihinde tebliğ edilen satış ilanı tebliğ işleminin usulsüz olduğu- Her ne kadar İlk Derece Mahkemesince, şikayetçi borçlunun satış ilanının 29.01.2024 tarihinde UYAP sisteminden doküman okuma şeklinde görüldüğü belirtilmiş ise de, öğrenme tarihi olarak belirtilen 29.01.2024 tarihi ile ihale günü (30.01.2024) arasında makul bir süre olmadığından mahkeme gerekçesinin bu nedenle de doğru olmadığı- O halde borçluya çıkarılan satış ilanı tebligatının usulüne uygun tebliğ edilmediği anlaşılmakla, şikayetin kabulü ile ihalenin feshine karar verilmesi gerekeceği-
Şikayetçi borçlu tarafından fesih nedeni olarak ileri sürülen kıymet takdirine ilişkin itirazların, yeniden uzman bilirkişilerden oluşacak bir heyet marifeti ile mahallinde keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmak suretiyle, raporlar arasındaki taşınmaz değerinin farkının neden kaynaklandığı hususu da belirlenerek, taşınmazın satışa esas alınan kıymet takdirinin yapıldığı tarih itibariyle (icra dosyasındaki rapor tarihi) tespit edilecek değerinin, ihalede esas alınan muhammen bedelin üzerinde olması halinde, ihalenin feshine, muhammen bedelin altında olması halinde ise ihalenin feshi isteminin reddine karar verilmesi gerekeceği-
Şikayet dilekçesinin incelenmesinde; şikayetçinin, davalı olarak 13/11/2023 tarihli ihale alıcısı olan ...............’i göstererek husumeti anılan ihale alıcısına yönelttiği, sair nedenlerle birlikte, 12/10/2023 tarihli ihalede, en yüksek peyi sürerek ihaleyi alan hissedar ...............’nın ihale bedelini yatırmadığını, bu suretle taşınmazın yeniden ihaleye çıkarılmasını ve sonraki ihalede kardeşi .............’in taşınmazı düşük bedelle almasını sağlayarak ihaleye fesat karıştırıldığını ileri sürdüğü görülmüş olup, dilekçe içeriğinden, istemin 13/11/2023 tarihli ihaleye ilişkin olduğu ve şikayetin 17/11/2023 havale tarihli dilekçe ile yasal 7 günlük süresi içerisinde yapıldığı anlaşıldığından, Bölge Adliye Mahkemesince; şikayetin 13/11/2023 tarihli ihaleye ilişkin olduğu ve yasal süre içerisinde yapıldığı dikkate alınarak anılan ihale yönünden, ileri sürülen fesih nedenlerinin esası incelenerek karar verilmesi gerekeceği-
