Tapu sicil müdürlüğünce cins tashihi ve yola terk işlemi için alacaklının muvafakatinin sorulduğu ve muvafakat vermemesi nedeniyle taşınmazın tapuda tarla iken arsa vasfına dönüşmediği, tapu maliki olan borçluya sorularak işlem yapılması gerekirken alacaklının onayı alınmadığından bahisle cins tashihi ve yola terk işlemi yapılmamasının hatalı olduğu, bu husus ihale öncesinde şikayetçi-borçlular tarafından şikayete konu edildiğinden ihalenin feshi şikayetinde de ileri sürülebileceği, taşınmazın e-ihale yoluyla sadece tek pey süren alacaklıya alacağa mahsuben ihale edildiğinin de görülmesiyle, bu hususun talep ve talibi azaltıcı olduğu, ihalenin feshi gerektiği- "Cins tashihi ve yola terk işlemlerinin idari işlem niteliğinde olduğu, bu hususun ihaleye hazırlık işlemlerini yapan icra müdürlüğünün görev alanında bulunmadığı, kıymet takdirine itiraz üzerine mahkemece tespit edilen değeri üzerinden ihaleye konu taşınmazın açık artırmaya çıkarıldığı, İl Tarım ve Orman Müdürlüğünün yazısında 5403 sayılı Kanun çerçevesinde satışında sakınca olmadığı bildirildiği, satış ilanında taşınmaz imar durumunun yazılı olduğu, kıymet takdirine itiraz üzerine Bilirkişiler Kurulu Raporunda imar durumu gözetilerek değer tespitinin yapıldığı, bu tarihte imar durumunda herhangi bir değişiklik olmadığı, ihalenin feshi isteminin reddi gerektiği" şeklindeki karşı görüşün ise benimsenmediği-
İhale bedelinin %1’i olarak belirlenen para cezasının %5’i oranında belirlenmesinin hak, nesafet ve ölçülülük ilkelerine uygun olacağı-
İhalenin feshi davasında, ihale bedelinin %10'u olarak belirlenen para cezasının %5 oranında belirlenmesinin hak, nesafet ve ölçülülük ilkelerine uygun olacağı-
İlk Derece Mahkemesi kararına karşı kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde istinaf yoluna başvurulabileceği-
Taşınmazın satış ilanının yerel gazetede mi yoksa yurt genelinde dağıtılan bir gazetede mi yapılacağı hususu taşınmazların toplam muhammen bedeline göre belirlenmesi gerektiği- Şikayete konu 1 Numaralı Bağımsız Bölümün muhammen bedeli 940.000,00 TL, 3 numaralı bağımsız bölümün muhammen bedeli 1.035.000,00 TL, 5 numaralı bağımsız bölümün muhammen bedelinin 1.035.000,00 TL, 7 numaralı bağımsız bölümün muhammen bedelinin 990.000,00 TL olup, taşınmazların toplam muhammen bedeli 4.000.000,00 TL olduğundan ilanın, yurt genelinde satışa sunulan ve ilan talebi tarihinde günlük fiilî satışı elli bin adedin üzerinde olan resmî ilan yayınlama hakkını haiz bir gazetede yayınlatılması gerekirken kanuni şartları taşımayan icra müdürlüğünün yerel gazetede satış ilanının yapılmasına yönelik kararının yerinde olmadığı ve şikayetin kabulü ile ihalenin feshine karar verilmesi gerektiği-
İhalenin feshinde para cezasına ilişkin hükmünün, emredici nitelikte bir düzenleme olup kamu düzenine ilişkin bulunduğu-
İİK'nın 133. maddesine göre yapılan ihalelerde, fesih isteminin reddi halinde para cezasının öngörülmediği-
İhale bedelinin %10'u olarak belirlenen para cezasının %5 oranında belirlenmesinin hak, nesafet ve ölçülülük ilkelerine uygun olacağı-
7343 sayılı Kanun ile değişik İcra ve İflas Kanunu’nun 134'üncü maddesi uyarınca; satış isteyen alacaklı, borçlu, resmî sicilde kayıtlı ilgililer ve sınırlı ayni hak sahipleri dışında kalan kişilerin ihalenin feshi talebinde bulunması hâlinde ihale bedeli üzerinden nispi harç yatırmasının ve %5 oranında teminat göstermesinin şart olduğu, noksan harcın tamamlatılmasının Harçlar Kanunu’nun 30'uncu maddesi uyarınca yargılamaya devam edilebilmesi için öncelikli bir zorunluluk, teminatın ise HMK’nın 114/2'nci maddesi kapsamında bir dava şartı teşkil ettiği gözetilerek; mahkemece bu mali yükümlülükler usulüne uygun süre verilerek giderilmeden davanın esası hakkında hüküm kurulamayacağı- "Şikayetçi ipotek veren üçüncü kişi ihalenin feshini isteyebilecek ilgili konumunda olup temyiz isteminin esasının incelenerek sonucuna göre ipoteğe karar verilmesi gerektiği" görüşünün karşı oy yazısında ileri sürüldüğü-
İtirazın iptali davasında ilk derece mahkemesince itirazın "kısmen" iptaline karar verildiği uyuşmazlıkta, kararın sadece alacaklı tarafından istinaf etmiş olduğu ve istinaf mahkemesince “itirazın iptali kararını kaldırarak” yeniden hüküm kurulması için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderildiği- Borçluların itirazlarının asıl alacak yönünden iptaline karar verilmiş olup bu kısım yönünden davalı borçlular vekilinin katılma yoluyla istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verildiğine göre takibin asıl alacak kısmının kesinleştiğinin kabulü gerektiği- Kararın istinaf kanun yoluna konu edilmeyen yönlerinin "usuli kazanılmış hak" oluşturduğu için değil, taraflarca itiraz edilmediği için "kesin hüküm" niteliğinde olduğu- İlk derece mahkemesi kararının istinaf mahkemesince alacaklı vekilinin istinaf etmesi üzerine kaldırılmış olmasının asıl alacak yönünden kararın infazını önlemeyeceği- İİK m. 40'ın ilâmlı takiplerde uygulanabilen bir hüküm olup uyuşmazlık konusu takipte kıyas yoluyla uygulanamayacağı ve asıl alacak kısmı yönünden takibe devam edilerek ihalenin yapılmasının usul ve yasaya uygun olduğu- "HMK m. 353/1-a-6 uyarınca istinaf mahkemesince verilen kararla ilk derece mahkemesinin itirazın iptaline ilişkin kararının hukuken geçerliliğini yitirdiği, kaldırma kararıyla alacaklı lehine usuli kazanılmış hakkın değil, "aleyhe hüküm verme yasağının" oluştuğu ve bu kaldırma kararından sonra itirazın hükümden düşürüldüğünden söz edilemeyeceği, takibin durmaya devam edeceği, ihalenin yapılamayacağı" şeklindeki görüşlerin HGK çoğunluğunca benimsenmediği-
