Teb. K. m. 21/2 gereğince yapılan satış ilanı tebliğ işleminin öncüsü olan tebligatın iade edildiği tarihte borçlunun bu adresten sürekli olarak ayrıldığının şikayet dilekçesi içeriği ile şikayetçilerin de kabulünde olduğu, bu hususun tespiti bakımından beyanına başvurulan komşunun kim olduğunun iade edilen tebligatta yazılmamış olmasının daha sonra TK’nın 21/2. maddesi kapsamında yapılan tebligatın geçerliliğine bir etkisinin bulunmadığı nazara alındığında satış ilanı tebliğ işleminin uygun olduğu ve ihalenin feshi isteminin reddi gerektiği-  "İpotek maliki/murisin resmi senette yazılı ve icra dosyasında bilenen son adresine çıkartılan satış ilanı tebligatın 'muhatabın gösterilen adresten sürekli olarak ayrıldığı' imzadan imtina edenin sözlü beyan ile belirlenmiş olup muhatabın yeni adresi belirlenmeden tebligat mahalle muhtarı onayı ile bilâ tebliğ iade edildikten sonra, bu kez borçlunun aynı zamanda MERNİS adresi de bu adresine Teb. K. m. 21/2'ye göre tebligat yapılmasının usulsüz olduğu ve ipotek maliki borçlunun ölüm tarihinden itibaren mirası ret süresi içerisinde (3 ay+3 gün) herhangi bir icra takibi yapılamayacağından, takibin ve satışın Kanunen durdurulması gerektiği ve bu süre içerisinde ihale yapılmasının mümkün olmadığı, bu hususun re'sen ihalenin feshi sebebi olarak kabul edilmesi gerektiği" şeklindeki karşı görüşün benimsenmediği-
İhale bedelinin %3’ü olarak belirlenen para cezasının %5’i oranında belirlenmesinin hak, nesafet ve ölçülülük ilkelerine uygun olacağı-
Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceği-
İhale bedelinin %1'i olarak belirlenen para cezasının %5 oranında belirlenmesinin hak, nesafet ve ölçülülük ilkelerine uygun olacağı-
HMK'nın 374. maddesi uyarınca yargılamanın iadesinin kesin olarak verilen veya kesinleşmiş olan hükümlere karşı istenebileceği ve HMK'nın 375. maddesi uyarınca bu yola ancak HMK'nın 303. maddesi anlamında maddi anlamda kesin hüküm niteliği taşıyan kararlar bakımından başvurulabileceği, icra mahkemesince verilen kararlardan kural olarak maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmediğinden bu kararlara karşı yargılamanın yenilenmesi yoluna başvurulamayacağı, istihkak davalarında verilen kararlar ile ihalenin feshi isteminin reddi kararlarının ise bu kuralın istisnası olup maddi anlamda kesin hüküm gücü taşıdığı, dolayısıyla kesinleşen ihalenin feshi ret kararına karşı yargılamanın yenilenmesi yolunun açık olduğu, ancak HMK'nın 378. maddesi gereğince yargılamanın iadesinin istinaf veya temyiz merciinden değil doğrudan kararı veren mahkemeden istenmesinin zorunlu olduğu gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesine yapılan başvurunun görev yönünden reddi gerektiği-
Bölge Adliye Mahkemesinin şikayetin süreden reddi kararının kesin nitelikte olup, temyiz kabiliyeti bulunmadığı- "İcra hukuk mahkemesinin ihalenin feshi isteminin süre yönünden reddine ilişkin karın istinafı kabil bir karar olduğu, Bölge Adliye Mahkemesi istinaf istemini esastan inceleyerek reddetmiş olup bu kararına karşı temyiz talebinde bulunulmakla, temyiz talebinin kararın temyiz kabiliyeti bulunmadığından temyiz isteminin reddine ilişkin ek kararının kaldırılarak temyiz isteminin esasının incelenmesi gerektiği" şeklindeki karşı görüşün benimsenmediği-
İstinaf yoluna başvuru süresinin tebliğden itibaren iki hafta olduğu-
Dava, dava dilekçesinin kaydedildiği tarihte açılmış sayılacağından, temyiz dilekçesinin kaydedildiği tarihte de temyiz yoluna başvurulmuş sayılacağı-
T.K.'nın 16.maddesinde; "Kendisine tebliğ yapılacak şahıs adresinde bulunmazsa tebliğ kendisi ile aynı konutta oturan kişilere veya hizmetçilerinden birine yapılır." hükmünü içermekte olup, satış ilanının muhatabın adreste bulunmadığı tespit edilerek tebellüğe ehil olduğu belirtilmek suretiyle davacının daimi çalışanına yapıldığı, satış ilanı tebliğ işleminin Tebligat Kanunu'nun 16. maddesi ile Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 25. maddesine uygun olduğu, tebliğ tarihine yakın tarihli iki ayrı haciz zabtında tebliğ yapılan .. isimli kişinin davacının adresinde bulunduğunun tespit edildiği, yapılan zabıta araştırmasında polisin mahalline giderek yerinde ve detaylı araştırma ile fiili durumu, şahsın davacı ile oturup oturmadığını, davacının daimi çalışanı olup olmadığını gerekirse komşularından da sorarak, denetime elverişli bir şekilde araştırıp tespit etmesi gerekirken, hakkında araştırma yapılan ilgili kişiyi telefonla arayarak kendisinden bilgi alındığı ve beyanları tutanağa bağladığı, bu hali ile yapılan araştırmanın usule aykırı, yetersiz ve denetime elverişsiz olduğu, bu şekilde yapılan zabıta araştırmasının yapılan tebligatın usule aykırı olduğuna delil teşkil etmeyeceği, tebligat mazbatasındaki şerhin aksini iddia eden davacının bu iddiasını ispatlayamadığı anlaşıldığından satış ilanı tebliğinin usulsüzlüğü nedeni ile ihalenin feshine dair ilk derece mahkemesi kararının bozulması gerektiği-
ihale bedelinin %10'u olarak belirlenen para cezasının %5’i oranında belirlenmesinin hak, nesafet ve ölçülülük ilkelerine uygun olacağı-