Nüfus kayıtlarındaki düzeltme istemine ilişkin davalarda, mahkemelerin hiç bir kuşku ve duraksamaya neden olmaksızın doğru sicil oluşturmak zorunluluğu bulunduğu gözetilerek, somut olayda mahkemece salt taraflar ve tanık beyanları ile yetinilmeyip bu iddia ile ilgili olarak DNA testi yaptırılıp alınacak rapor da gözetilerek karar verilmesinin gerekeceği-
Nüfus kaydındaki düzeltme davaları kamu düzeni ile yakından ilgili olup, mahkemelerin hiç bir kuşku ve duraksamaya neden olmaksızın doğru sicil oluşturmak zorunda olduğu, salt taraf beyanları ile yetinilmeyip, veraset ilamları temin edilerek tüm mirasçıları davaya dahil edilip dava ile ilgili beyanlarına başvurularak bildirdikleri kanıtları toplanıp, yerel kolluk araştırması yapılıp ve davacının kimin kızı olduğuna dair iddia ile ilgili olarak DNA testi yaptırılıp, alınacak rapor da gözetilerek Nüfus ve Vatandaşlık Genel Müdürlüğü'nden de varsa yangından önceki kayıtlar istenip baba hanesindeki ilk tescile ilişkin belgeler elde edildiği takdirde bu kayıt esas alınıp diğer kayıttaki (evlilik hanesindeki) bilgilerin düzeltilerek her iki kayıt arasında bağ kurulması gerektiği hususu da dikkate alınarak karar verilmesinin gerekeceği-
Nüfus kaydında soyadının düzeltilmesi istenen kişinin soy isminin nüfus kaydında yazmadığı ve ilgilinin Manisa ili Akhisar ilçesi nüfusuna kayıtlı olduğu, buna göre HMK'nun 7. maddesi de gözönüne alınarak davacının murisi olduğu iddia edilen kişinin nüfus kayıtlarının bulunduğu davalı idarenin Akhisar'da bulunduğu gözetilerek, mahkemece işin esası hakkında karar verilmesi gerekeceği-
Dava dilekçesinde davacının hem Kıbrıs'ta hem de Türkiye'de nüfusa kayıtlı olduğu, kayıtlar arasında doğum yeri ve doğum tarihi açısından farklılık bulunduğunun iddia edildiği, doğum yerinin tanık anlatımları ve Kuzey Kıbrıs doğum kayıt belgesine göre düzeltildiği, dava dilekçesine ekli Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti kimlik kartına göre 01.07.1983 doğum tarihli olduğu ancak Türkiye'deki kayıtlarda 01.01.1983 doğumlu olması karşısında aynı kişinin iki farklı ülkede farklı doğum tarihlerinin olmasının yaşamın olağan akışına aykırı olduğu, bu itibarla davacının Kıbrıs ve Türkiye'deki nüfus aile kayıt tabloları getirtilip (anne-baba ve kardeşleri gösterir) kayıtlar karşılaştırılarak ve her iki kaydın aynı kişiye ait olduğunun da tespiti halinde davacının göstereceği durumu bilen başka tanıklar dinlenerek ve gösterilecek kanıtlar toplanarak bir karar verilmesinin gerekeceği-
Dosyadaki bilgi ve belgelerin özellikle Türk vatandaşlığına geçiş sırasında davacının yaptığı müracatta ve 20.06.2012 tarihli İran İslam Cumhuriyeti Başkonsolosluğu'ndan verilen nüfus cüzdan örneğinin tasdikli tercümesinde, ayrıca yine İran İslam Cumhuriyeti Büyükelçiliğince verilen Türkiye'de evlenmesinde sakınca bulunmadığına dair 14.07.2009 tarihli belgelerde davacının anne adının belirlendiği, her ne kadar 07.06.2010 tarihinde yine İran İslam Cumhuriyeti Büyükelçiliği'nden verilen nüfus kayıt örneğinin tercümesinde anne adının farklı yazıldığı görülmüş ise de, bunun yanlış yazıldığı, temyiz noterlikçe de onaylanan nüfus cüzdan doğum belgesinin tercümesinden anlaşılmış olduğundan, davacının anne adının talep doğrultusunda düzeltilmesine karar verilmesinin gerekeceği-
Nüfus kayıtlarındaki düzeltme istemine ilişkin davalarda, değişiklikten etkilenecek olan tüm mirasçıların davaya katılması sağlanarak ve DNA testi yaptırılıp alınacak rapor gözetilerek karar verilmesi gerekeceği-
Dosyada toplanan tüm bilgi ve belgeler, özellikle sağlık kurulu raporu ile istem doğrulandığından çocuğun nüfus kütüğündeki 12.12.1994 olan doğum tarihinin istem gibi düzeltilmesine hükmedilmesinin gerekeceği-
Nüfus Hizmetleri Yasasına göre açılan kayıt düzeltme davalarının, kamu düzeni ile yakından ilgili olan davalardan olduğundan bu davalarda tarafların veya tanıkların beyanları ile bağlı kalmaksızın gerçeği araştırıp, doğru sicil oluşturması gerektiği, yaşının düzeltilmesi istenilene hastane sağlık kurulunca verilen ve bilimsel nitelik taşıyan yaş tespiti raporu esas alınarak doğum yılının bu rapora ters düşmeyecek ve diğer kayıtlarla da çelişki yaratmayacak biçimde düzeltilmesi gerekirken, adı geçenin yaşının istem gibi düzeltilmesine karar verilmesinin bozmayı gerektireceği-
5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Yasasının 36. maddesine göre; ilgililer nüfus kayıtlarına ilişkin düzeltme ve tespit davası açmak hak ve yetkisine sahiptirler. Bir kimsenin vatandaşlıktan çıkması sonucu kaydı kapalı hale geleceğinden, bu kişilerle ilgili sadece tespit davası açılabileceği Yargıtay uygulamaları ile kabul edilmiştir. Nüfus kayıt düzeltme davaları diğer bir kısım davalarda olduğu gibi kamu düzeni ile yakından ilgili bulunmaktadır. Bu özelliklerinden dolayı hakim doğru sicili oluşturmak zorundadır. Açıklanan bu durum karşısında bilgi ve belgeler toplanıp işin esası hakkında tüm kanıtlar doğrultusunda oluşacak sonuca göre bir karar verilmesinin gerekeceği-
Nüfus kaydının düzeltilmesi istemine ilişkin davanın taraflarının yanlış gösterilmesi durumunda,bu durumun re'sen gözetilerek tarafların düzeltmesi için süre verilmesi gerektiği-
