Borçlunun ödeme şartını ihlali kabahatinin, borcun taksite bağlanmış olması halinde ilk taksitin ödenmemesi ile oluşacağı, eylemin temadi eden niteliğine göre, alacaklının, ödenmeyen son taksit tarihinden itibaren İİK. mad. 347'de belirtilen süre içinde şikayet hakkını kullanabileceği, alacaklının şikayeti üzerine eylemin sabit görülmesi halinde, kabahatin üç aya kadar tazyik hapsi ile cezalandırılacağı, kabahatlinin borcun tamamını veya o tarihe kadar icra veznesine yatırmak zorunda olduğu meblağı ödemesi halinde cezanın düşeceği ancak ödemeyi tekrar kesmesi halinde, aynı borç için, alacaklının şikayeti üzerine cezasının infaz edilen kısmı üç ayı geçmemek koşuluyla yeniden tazyik hapsi ile cezalandırılabileceği- Tazyik hapsi cezası henüz infaz edilmeden, ödeme taahhüdüne istinaden şikayete konu 30/08/2013 tarihli taksit bedeli ile aynı taahhüde esas olmak üzere 09/07/2014 tarihine kadar olan taahhüt taksit bedellerini ödeyen sanık hakkında itfa nedeniyle düşme kararı verilmesinin usul ve yasaya uygun bulunduğu- İİK. mad. 354/1 uyarınca, itfa nedeniyle tazyik hapsi cezasının yargılama gideri ve vekalet ücreti de dahil edilerek düşmesine karar verilmesi gerektiği-
İhtiyati haciz sırasında adreste bulunmamanın tek başına ticareti terk anlamına geldiğinin kabulü mümkün olmadığı, ticaret şirketi yetkilisi olan sanığa isnat edilen suçun oluşabilmesi için tacirin fiili olarak ticareti terk etmesi bu durumu onbeş günlük süre içerisinde kayıtlı olduğu ticaret siciline bildirmemesi, bütün aktif ve pasifi ile alacaklılarının isim ve adreslerini içeren bir mal beyannamesi vermemesinin gerekmesi nedeniyle, borçlu ticaret şirketinin ticareti terk edip etmediği yönünde ticaret sicilinde kayıtlı bulunduğu adresinde veya başka bir adreste zabıta araştırması yaptırılarak ve kayıtlı olduğu mükellefiyetinin devam edip etmediğinin sorulması gerektiği-
19. CD. 28.12.2015 T. E: 3409, K: 9384-
Sanığın üzerine atılı “ticareti usulüne aykırı terk etmek” suçunun takibi şikayete bağlı olup, ... Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün 21 K. 2011 tarih ve 30122 sayılı yazısı ile borçlu şirketin 31.03.2005 tarihi itibariyle re'sen terk işleminin yapıldığının bildirildiği ve şikayetçi vekilinin İİK'nın 347. maddesinde düzenlenen süreler geçtikten sonra 08.07.2011 tarihinde şikayette bulunması nedeniyle sanık hakkında 'şikayet hakkının düşürülmesine' karar verilmesi gerekeceği-
Şikayet hakkının fiilin öğrenildiği tarihten itibaren 3 ay ve her halde fiilin işlendiği tarihten itibaren 1 yıl geçmekle düşeceği (İİK. mad. 347)- Nafaka alacağının tahsiline yönelik icra dosyasında, şikayete konu aylara ilişkin nafaka borcunun cari olduğu tarihten sonra alacaklı tarafından icra dosyasında herhangi bir işlem yapılmadığı, borcun ödenmediğine muttali olduğuna ilişkin dosya kapsamı itibari ile herhangi bir bilgi ve belge de bulunmadığından, öğrenme tarihinin icra mahkemesine şikayetin yapıldığı tarihi olarak kabulünün gerektiği-
Takip kesinleşmeden şikayette bulunulduğunun anlaşılması karşısında, suçun unsurlarının oluşmaması nedeniyle 'sanığın beraatine' karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde 'şikayet hakkının düşürülmesine' karar verilemeyeceği-
İİK'nın 347. maddesi gereğince 'şikayet hakkının düşürülmesine' karar verilmesi yerine yazılı şekilde 'davanın düşürülmesine' karar verilmesinin isabetsiz olduğu-
Vergi Dairesi Müdürlüğü'nden gelen 23 Temmuz 2013 tarihli, 19639 sayılı yazısına göre borçlu şirketin 22.07.2013 tarihinde yapılan yoklamada 2 yıl önce adresten ayrıldığının bildirilmesi karşısında, 2 yıl öncesine kadar vergi dairesine verilen beyanname örnekleri getirtilip incelenerek sonucuna göre şikayetin süresinde olup olmadığı belirlenmeden yazılı şekilde sanığın mahkumiyetine kararı verilmesinin isabetsiz olduğu-
Şikayetçi vekilinin İİK'nın 347. maddesinde düzenlenen süreler geçtikten sonra şikayette bulunması nedeniyle, bu eylem yönünden şikayet hakkının düşürülmesine karar verilmesi gerektiği- Şikayete konu şirket stoklarındaki emtiaların yüksek bedellerle satılarak satış bedellerinin şirkete intikal ettirilmemesi hususu ile ilgili olarak, sanığın şirkette olan alacağının kaynağının ne olduğu tam olarak tespit edilmeden, emtiaların hangi tarihte satışının yapıldığı, elde edilen gelirin sanığın şahsi hesabına hangi tarihte intikal ettirildiği, bu sebeple şikayetin süresinde olup olmadığı tam olarak belirlenmeden ve bu konuda aldırılan bilirkişi raporunun da yetersiz olduğu gözetilmeden kararı verilmesinin hatalı olduğu-
... Kurumlar Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün 20 Mart 2012 tarihli yazısı, zabıta araştırması, ticaret sicil bilgileri ve 04.11.2011 tarihli haciz zaptına göre şikayetin süresinde olduğu ve suçun unsurlarının oluştuğunun anlaşılması karşısında, sanıkların mahkumiyetine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde şikayet hakkının düşürülmesine karar verilmesinin isabetsiz olduğu-