İdarenin taşınmaz üzerine temlikle amaçlanan bina yapma olgusu gerçekleştirildiği ve 20 yıl süreyle sicile bağlı (mülkiyet hakkı sahibi) olarak taşınmaz tasarruf edildiği, öte yandan taşınmazın temlik bedelinin 10 yıl gibi uzunca bir süreye yaymak suretiyle tahsili cihetine giden idarenin bu süre içerisinde binanın yapılmadığını, basit bir araştırma ile tespit edebileceği halde, sırf öngörülen sürede bina yapma koşulunun gerçekleştirilmediğinin ileri sürülerek 20 yıl sonra taşınmazın tapusunun iptalini ve idare adına tescilini istemesinin Türk Medeni Kanununun 2. maddesinde anlamını bulan objektif iyi niyet kuralları ile bağdaştığının söylenemeyeceği gibi kabul de edilemeyeceği-
Sadece taşınmazın davaya konu olan bölümünün dava tarihindeki değerinin keşfen belirlenerek bu değer üzerinden davacı yararına avukatlık parasına ve harca hükmedilmesinin gerekeceği-
Kamunun yararlanacağı yerlerden olan kıyıda bir tapu kaydı oluşmuş ise, bu kaydın iptalinde hukuka aykırı bir durum yoktur; ancak, bu durumda, karşılıklı hak dengesinin sağlanması bakımından mülkiyet hakkı sahibi­ne tazmini bir bedel ödenmesinin gerekeceği-
Dava açıldığı tarihte davalı taşınmazda paydaş olmayıp davanın devamı esnasında sonradan paydaş olduğundan, davalının haksız eylemi ile dava açılmasına sebebiyet verdiğinin açık olduğu, bu durumda yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulması gerekeceği-
Tapulu taşınmaza elatmanın önlenmesi ve yıkım isteklerine ilişkin açılan davada, taşınmazın kamulaştırma haritasından da istifade edilmek suretiyle davacılara ait tapu kayıtlarının üç kişilik bilirkişi heyeti aracılığıyla yapılacak uygulama ile mahalline tatbik edilmesi gerektiğinde tapu kayıtlarının sınırlarının ve kapsamının tayini için tarafların gösterecekleri tanıkların dinlenmesi, tapu kayıtlarının kapsamının duraksamaya yer bırakmayacak şekilde ve keşfi izlemeye olanak verecek biçimde uzman bilirkişilerden krokili rapor alınarak ve çekişmeye konu su kuyusunun davacılara ait tapu kayıtları kapsamında kalıp kalmadığının belirlenerek sonuna göre karar verilmesi gerekeceği-
Malikin mülkiyet hakkının 3. kişilerce ihlalinin haksız eylem niteliğini taşıyacağı, böyle bir eylemin varlığının kabulü için ise, eylem sahibinin mülkiyet konusunu teşkil eden taşınmazda tasarruf etme, fiili hakimiyet kurma ya da zilyetlik altında bulundurma iradesinin mevcudiyetinin ve bunun bir anlamda sürekliliğinin gerekli olacağı-
E.tmanın önlenmesi davalarında, dava değeri elatılan yerin değeri olup, harcın ve avukatlık ücretinin buna göre tayin ve takdir edilmesinin gerekeceği-