İlke olarak, kira gelirinin üzerinden ecrimisil hesabında taşınmazın dava konusu ilk dönemde mevcut haliyle serbest şartlarda getirebileceği kira parası, emsal kira sözleşmeleri ile karşılaştırılarak, taşınmazın büyüklüğü, niteliği ve çevre özellikleri de nazara alınarak yöredeki rayiçe göre belirlenmesi, sonraki dönemler için ecrimisil değeri ise ilk dönem için belirlenen miktara ÜFE artış oranının tamamının yansıtılması suretiyle bulunacak miktardan az olmamak üzere takdir edilmesi gerekeceği-
Bir kimsenin kendi mülkiyet alanı içindeki binası veya bölümüne pencere açma olgusu TMK nun 683. maddesi gereğince mülkiyet hakkının bir sonucu olup, pis koku, duman, gürültü vs gibi zarar verici haller dışında, pencere açmanın karşı tarafın aile mahremiyetinin ihlali niteliğinde daha doğrusu komşuyu olumsuz şekilde etkileyecek taşkınlık olduğunun kabul edilmemesi gerekeceği-
Dava, çaplı taşınmaza el atmanın önlenmesi, yıkım ve tazminat isteklerine ilişkin olup, alınacak önlemler ile istinat duvarının kim tarafından yapılacağı ve masrafların hangi tarafça karşılanacağı açıkça belirtilmediğinden, mahallinde yeniden konusunda uzman bilirkişiler aracılığıyla keşif yapılarak mevcut raporlar arasındaki çelişkiyi giderir nitelikte hüküm vermeye elverişli rapor düzenlettirilmesi ve varılacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerekeceği-
4721 sayılı Türk Medeni Kanunun 692. maddesi uyarınca paylı taşınmazda olağan şekilde kullanmanın gerekli kıldığı ölçüyü aşan yapı işlerine girişilmesi veya paylı malın tamamı üzerinde tasarruf işlemlerinin yapılması, oybirliğiyle aksi kararlaştırılmış olmadıkça, bütün paydaşların kabulüne bağlı olduğundan, tecavüzlü inşaat temelinin kat karşılığı inşaat sözleşmesine dayalı olarak inşa edildiği ancak davacının kat karşılığı inşaat sözleşmesinde imzasının bulunmadığı dolayısı ile paydaşlar arasında bu konuda oybirliği sağlanmadığından davacının yıkım isteğininde kabulüne karar verilmesi gerekeceği-
Çaplı taşınmaza elatmanın önlenmesi ve yıkım isteklerine ilişkin davada, dava tarihi itibariyle dava konusu taşınmaza elatması sabit olduğundan davalı aleyhine açılan elatmanın önlenmesi davasının kabulüne karar verilmesi gerekeceği-
TMK.'nın paylı mülkiyete ilişkin 693/son maddesinde “Paydaşlardan her biri, bölünemeyen ortak menfaatlerin korunmasını diğer paydaşları temsilen sağlayabilir.” hükmü ile aynı Kanunun elbirliği mülkiyeti ile ilgili 702/son maddesinde “Ortaklardan her biri, topluluğa giren hakların korunmasını sağlayabilir. Bu korumadan bütün ortaklar yararlanır.” hükmüne göre, her iki mülkiyet türünde de davacının, üçüncü kişi konumundaki davalıya karşı tek başına dava açabileceği ve ileri sürülen isteklerde bulunabileceği-
Müvekkilin ölümüyle vekalet son bulunduğundan müvekkilin sağlığında düzenlediği vekaletname ile yetkili kıldığı vekil, müvekkilin ölümünden sonra onun adına dava açamayacağından; mahkemece, müvekkil dava açmadan önce ölmüş olduğundan "taraf ehliyeti" yokluğu yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekeceği-
Paydaşlar arasında el atmanın önlenmesi ve ecrimisil isteklerine ilişkin davada, öncelikle, davacının eldeki dava açılana kadar taşınmazda çekişmesiz olarak tasarrufunda bulundurduğu kısımların tespit edilmesi; bunun yanında, Adana 3. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2010/1842 esas sayılı dava dosyası getirtilerek davacı ile davalı arasındaki kira ilişkisinin kapsamının tayin edilmesi, bu kapsam bakımından taraflar arasında oluşan "ahde vefa" ilkesi çerçevesinde somut olayın değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekeceği-
El atmanın önlenmesi, kal ve eski hale getirme istemlerine ilişkin davada taşınmazdan geçirilen su kanalının yıkılarak yenisinin yapıldığı ileri sürüldüğünden; taşınmaza el atma olup olmadığı, el atma varsa, bu kanalın hangi idare tarafından yapıldığı, kal ve eski hale getirme bedelinin tespiti için taşınmaz başında yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu eşliğinde keşif yapılarak sonucuna göre karar verilmesinin gerekeceği-
3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 12/3. maddesi hükmüne göre, kadastro ile oluşan tutanaklarda belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere ait tutanakların kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra, kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak itiraz olunamayacağı ve dava açılamayacağı; ancak bu maddenin uygulanabilmesi için kadastro ile oluşan bir tutanağın bulunmasının gerekeceği-
