Davacı sadece elatmanın önlenmesini istediği ve yıkım yönünden bir talebi olmadığı ve bu konuda dava dilekçesini de ıslah edip harçlandırmadığı halde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 26/1. maddesi (1086 Sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 74. maddesi) hükmü gözardı edilerek istek dışına çıkılmak suretiyle yıkıma karar verilmiş olması doğru olmadığı-
Davanın taşınmaz malın aynına ilişkin olduğu ve konusunu oluşturan hakkın para ile değerlendirilmesinin mümkün bulunduğu, bu tür bir davada, 1068 Sayılı HUMK'nun 413 ve 492 sayılı Harçlar Kanununun 16.maddesi uyarınca dava değerinin elatılan yerin değeri ile talep edilen ecrimisil veya tazminatın toplamından, elatmanın önlenmesi isteğinin yanında yıkım isteği de varsa dava değeri elatılan yerin değeri ile yıkımı istenilen yapı değerinin toplamından (4.3.1953 tarih 10/2 sayılı İ.B.K.) ibaret olacağı ve belirlenen bu değer üzerinden Harçlar Kanununun 26, 27, 28, 30 ve 32 maddelerinin öngördüğü şekilde işlemlerin yerine getirileceği ve gerekli olan harcın alınacağı-
Davacı tarafından taşların mülkiyetinin kendisine ait olduğunun tespiti ile iadesi talep edilmiş ise de, tanık beyanları ve toplanan deliller değerlendirildiğinde taşların davacıya ait olduğu iddiası kanıtlanamadığından, bu istekler bakımından davanın reddine karar verilmesi gerekeceği-
İlke olarak, kira geliri üzerinden ecrimisil belirlenmesinde, taşınmazın dava konusu ilk dönemde mevcut haliyle serbest şartlarda getirebileceği kira parası, emsal kira sözleşmeleri ile karşılaştırılarak, taşınmazın büyüklüğü, niteliği ve çevre özellikleri de nazara alınarak yöredeki rayiçe göre belirlenmesi, sonraki dönemler için ecrimisil değeri ise ilk dönem için belirlenen miktara ÜFE artış oranının tamamının yansıtılması suretiyle bulunacak miktardan az olmamak üzere takdir edilmesi gerekeceği-
Ecrimisil hüküm altına alındığından, reddedilen kısım yönünden kendisini vekille temsil ettiren davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmesi gerekeceği-
Dava, TMK'nun 683 ve komşuluk hukukunu öngören 737. madde çerçevesinde çözümlenmesi gereken müdahalenin önlenmesi ve eski hale getirilmesi isteğine ilişkin olup, davalının gerçekten davacının taşınmazına müdahalede bulunup bulunmadığı, duvarını yıkıp yıkmadığı ve komşuluk hukukuna aykırı davranıp davranmadığı hususlarının yerel bilirkişi ve tanıklar dahil her türlü delil ile kanıtlanmasının mümkün olması gerekeceği-
Bozmaya uyulmuş olmakla taraflar lehine usuli kazanılmış hak oluşacağı-
E.tmanın önlenmesi davasında, davanın açıldığı tarih itibariyle yürürlükte olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nda gider avansı alınmasına yönelik bir düzenleme mevcut olmadığı, bu bakımdan davacı açısından kazanılmış hak söz konusu olduğundan, gider avansının toptan peşin yatırılması zorunluluğu olmadığı-
Çaplı taşınmaza el atmanın önlenmesi, yıkım ve ecrimisil isteklerine ilişkin davada, öncelikle davada ileri sürülen isteklerden yıkım isteği ile ilgili olarak keşfen saptanan ya da saptanacak dava değeri üzerinden peşin harcın alınması, bu zorunluluk yerine getirildiği takdirde davaya devam edilmesi gerekeceği-