Davacının taşınmazına yakın ve taşınmaza zarar veren incir ağacının zararın giderimi konusunda hangi önlem veya önlemlerin alınacağının açıklanması gerektiği ve davacının taşınmazına uzak (3 metre) mesafedeki incir ağacının davacıya herhangi bir zararının bulunmadığı bildirildiğinden ağaçların sökülmesine karar verilemeyeceği-
Bozma ilamına uyularak davanın kabulü ile davaya konu taşınmazda 16/04/2014 tarihli inşaat yüksek mühendisi ...'nun raporu doğrultusunda kat tabliyelerinin alınması işleminde bina zemin kat kolonlarına kadar yıkılıp (temel ve zemin kat kolonlarından itibaren) yeniden yapılması ve zemin kat hizasından ilave edilen kısımların ilk olarak taşınmazın plan ve projeye uygun hale getirilmesine karar verildiği- Hükme esas alınan 16.04.2014 tarihli bilirkişi raporunun düzenlenmesinden sonra ... Belediye Başkanlığı’nın 16.04.2015 tarihli yazısıyla dava konusu binanın yüksekliğinin mevcut mevzuat hükümlerine aykırı bulunmadığı, yükseklik olarak da 5,50 metreden düşük bulunduğu, bu nedenle davacıya tadilat ruhsatı verilmesinin gerekli görülmediği bildirilmiş olup mahkemece bu yazı cevabı uyarınca herhangibir araştırma ve inceleme yapılmaksızın hüküm kurulmuş olmasının isabetsiz olduğu-
Taraflar tacir olup tarafların ticari işletmeleriyle ilgili olan (elatmanın önlenmesi, taşınmazın tahliyesi ve ecrimisil, birleştirilen ipotek şerhinin terkini ve intifa hakkının terkini istemli) davanın nisbi ticari dava olduğu ve asliye ticaret mahkemesinde görülmesi gerektiği-
Bir şeye malik olan kimsenin, hukuk düzeninin sınırları içinde, o şey üzerinde dilediği gibi kullanma, yararlanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahip olacağı- Maliğin malını haksız olarak elinde bulunduran kimseye karşı istihkak davası açabileceği gibi, her türlü haksız el atmanın önlenmesini de dava edebileceği- Doğrudan mülkiyet hakkını, ilgilendiren eldeki el atmanın önlenmesi ve yıkım istekli dava hakkının, mutlak olarak mülkiyet hakkı sahibine ait olduğuna göre, öncelikle davacının 24 parsel sayılı taşınmazda mülkiyet hakkının saptanması, davada taraf sıfatının belirlenmesi sonucuna göre karar verilmesi gerektiği-
Davanın açılmasından sonra, dava konusu davacı tarafından devredilecek olursa, devralmış olan kişi, görülmekte olan davada davacı yerine geçer ve dava kaldığı yerden itibaren devam edeceği(HMK. mad. 125/2)- Birleştirilen dosyada davacı ...'ın maliki olduğu 232 parsel sayılı taşınmaza 234 parsel malik Y.'ın elattığı belirtilerek, elatmanın önlenmesinin talep edildiği, ...'ın 232 parsel (yeni 330 ada 11 parsel) sayılı taşınmazı 01.11.2013 tarihinde M.S.'e sattığından, müddeabihi devralan üçüncü kişinin devreden davacının yerine geçerek davaya devam edebileceği-
Kira ilişkisinin, bir hukuki fiil (vakıa) değil, bir hakkın doğumuna, değiştirilmesine veya ortadan kaldırılmasına neden olma niteliği itibariyle bir hukuki işlem olduğu, bu nedenle, kiracılık iddiasının Hukuk Muhakemeleri Kanununun 200. ve devamı maddeleri uyarınca kanıtlanması gerektiği-
Davacı çekişmeli 423 parsel sayılı taşınmaza üzerine mutfak, wc, çardak vb yapılar yapılarak kapama fıstık bahçesi niteliğindeki taşınmazın kullanma biçiminin değiştirildiğini iddia etmiş ise de anılan yapıların büyük bir çoğunluğunun Hazine adına kayıtlı dava dışı 424 sayılı parsel içerisinde kaldığı ve keşfen saptanan 1,35 m²'lik bir tecavüzün de taşınmaz niteliğini değiştirmeyeceği açık olduğundan, davacının mülkiyet hakkına üstünlük tanınarak fen bilirkişi krokisinde WC1 ile gösterilen 1,35 m²'lik bölüm yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, 4721 sayılı TMK’nun 683. maddesi gözardı edilerek davanın tümden reddedilmesinin doğru olmadığı-
Paydaşlar arasındaki elatmanın önlenilmesi davalarında öncelikle tüm paydaşları bağlayan harici bir taksim sözleşmesi ve özel bir parselasyon planın olup olmadığı veya fiili kullanma biçiminin oluşup oluşmadığının üzerinde özenle durulması, varsa çekişmeli yerin kimin kullanımına terk edildiğinin saptanılması, harici veya fiili taksim yoksa uyuşmazlığın, TMK'nin müşterek mülkiyet hükümlerine göre çözümlenmesi gerekeceği-
Dava konusu taşınmazın, davalılar tarafından dava tarihine kadar tapu kaydına dayanılarak tasarruf edildiğinden ve bu tarihe kadar davalılar tarafından çekişmeli taşınmaza haksız elatma söz konusu olmadığından, Orman Yönetiminin elatmanın önlenmesine ilişkin talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, mahkemece, davalının taşınmaza yönelik elatmasının önlenmesine karar verilmiş olması ve 19.01.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6099 sayılı Kanunun 16. maddesiyle 3402 sayılı Kanuna eklenen "Kadastro işlemi ile oluşan tespit ve kayıtların iptali için Devlet veya diğer kamu kurum ve kuruluşları tarafından kayıt lehtarına karşı kadastro mahkemeleri ile genel mahkemelerde açılan davalarda davalı aleyhine vekâlet ücreti dahil, yargılama giderine hükmolunmaz.” şeklindeki 36/A maddesi ve 17. maddesi ile eklenen "Bu Kanunun 36/A maddesi hükmü, henüz infaz edilmemiş yargı kararlarındaki vekâlet ücreti dâhil yargılama giderleri için de uygulanır.” şeklindeki geçici 11. maddesi hükümleri gereğince, bu dava dosyası yönünden davalı aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilmiş olması usûl ve kanuna aykırı olup hükmün davalıların taşınmaza olan müdahalelerinin önlenmesi ve vekalet ücreti ile yargılama giderlerine ilişkin kısmının isabetsiz olduğu-
Tapu kaydının iptali ve tescili ile elatmanın önlenmesi istemine ilişkin açılan davada, söz konusu taşınmazın tamamının orman niteliğiyle tapuya tesciline karar verilmiş ise de delillerin değerlendirilmesinde hataya düşüldüğü- Dava konusu taşınmazın öncesinin eğimi düşük çalılık olup 6831 sayılı Kanunun 1/J maddesi gereğince muhafaza makiliği niteliğinde olmayan eğimi düşük funda veya makilerle örtülü yerlerin orman sayılmayan yerlerden olduğu anlaşıldığından zilyetlikle iktisap edilebilecek yerlerden olan taşınmaz hakkında Orman Yönetiminin davasının reddine karar verilmesi gerektiği-
