Tapunun beyanlar hanesinde ve 2/B askı tutanaklarında yanlış yazılan zilyet kimlik bilgilerinin düzeltilmesi isteğine ilişkin davada, çekişme konusu taşınmazların imar uygulamasına tabi tutulduğu anlaşıldığından, zilyetlik şerhinin konulduğu tarihin tespit edilmesi, kadastro esnasında konulmuş ise buna ilişkin kayıtların getirtilmesi, çekişme konusu taşınmazın 2-B güncelleme listesinde, imar dağıtım cetvellerinde ve önceki kayıtlarda ne şekilde yer aldığının saptanarak toplanan delillere göre karar verilmesi gerektiği-
İntifadan men koşulunun gerçekleştiği iddiasının, her türlü delille kanıtlanabileceği- Çekişme konusu parselin davacı yanca kullanımının davalılarca engellendiğinin ileri sürüldüğü, taşınmazın fındık bahçesi vasfında olması nedeniyle doğal ürün veren yerlerden olduğu ve intifadan men koşulunun istisnaları arasında yer aldığı anlaşıldığından, davacı yanın çekişme konusu taşınmazı kullanıp kullanmadığının araştırılarak sonucuna göre hüküm kurulması gerektiği-
Herkesin iddiasını ispatla yükümlü olduğu-
Davacı vekilinin duruşmadaki beyanında "tebliğ yapılamayan ve ölü olan davalılar yönünden davayı atiye terk ettiğini" beyan etmesi karşısında, bu beyanının davadan "feragat" mi yoksa "davanın geri alınması"na yönelik olduğunun açıklığa kavuşturulması gerektiği- Geçit hakkı tesisine ilişkin olarak açılan davada verilen kararın kesinleşmediğinin anlaşılması karşısında, bir kısım davalılar lehine bu yerde usulünce doğmuş ve davalıların kullanımını haklı kılan bir hakkın varlığından söz edilemeyeceği ve bu durumda davacının mülkiyet hakkına üstünlük tanınarak davacıya ait taşınmazları kullanan davalılar hakkında elatmanın önlenmesi karar verilmesi gerektiği-
Öncesi Devlet Ormanı olan bir yer, 2/B uygulaması ile ancak Hazine adına çıkarılabileceğinden, gerçek kişilerin bu gibi yerlerin kendileri adına orman sınırları dışına çıkartılmasını talep etmekte hukuki yararı bulunmadığı gibi, halen tahdit içinde olan böyle bir yerin, hangi sebeple olursa olsun orman sınırları dışına çıkartılması için Orman Yönetimini zorlayıcı nitelikteki davanın dinlenme olanağı olmadığı--
Ecrimisil talebine ilişkin olarak, davanın 13.650,00 TL üzerinden açıldığı ve 10.658,00TL’nin kabul edildiği gözetilerek, reddedilen miktar üzerinden Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 326/2. maddesi uyarınca vekalet ücretine hükmolunmaması doğru olmadığı gibi el atmanın önlenmesi ve ecrimisilin dava değerlerinin toplamı üzerinden karar-ilam harcına hükmolunması gerekirken, eksik harca hükmolunmasının da doğru olmadığı-
Davacı ve davalının paydaş olduğu çekişme konusu taşınmazı, davacının ev yapmak suretiyle, davalının ise pis su borusu geçirmek suretiyle kullandığı anlaşıldığından, davalıya ait kırık borulardan sızan pis sular nedeniyle davacının ne şekilde zarar gördüğü ve bu zararın nasıl giderileceğine yönelik bilirkişiden görüş alınarak buna göre hüküm kurulması gerektiği-
Paydaşlar arasındaki elatmanın önlenilmesi davalarında öncelikle tüm paydaşları bağlayan harici bir taksim sözleşmesi ve özel bir parselasyon planının olup olmadığı veya fiili kullanma biçiminin oluşup oluşmadığı üzerinde özenle durulması, varsa çekişmeli yerin kimin kullanımına terk edildiğinin saptanılması, harici veya fiili taksim yoksa uyuşmazlığın, TMK'nin müşterek mülkiyet hükümlerine göre çözümlenmesi gerekeceği-
Takipsizlik nedeniyle açılmamış sayılan şikayette verilen kararın usule ilişkin olduğu ve şikayetin esası karara bağlanmadığından, anılan şikayette kesin hüküm oluşturmayacağı-
TMK. mad. 683 uyarınca, elbirliği mülkiyetinde paydaşlardan birinin, öteki paydaşların olurlarını almadan veya miras şirketine temsilci atanmadan, tek başına ortak taşınmazdan yararlanmasına engel olan kişi aleyhine elatmanın önlenilmesi davası açabileceği ve dava konusu taşınmazı kullanan tanık beyanına göre 2001 yılından itibaren "kullandıran" konumunda olan davalı hakkında davanın kabulüne karar verilmesinin isabetli olduğu- Kira geliri üzerinden ecrimisil belirlenmesinde, taşınmazın dava konusu ilk dönemde mevcut haliyle serbest şartlarda getirebileceği kira parasının, emsal kira sözleşmeleri ile karşılaştırılarak, taşınmazın büyüklüğü, niteliği ve çevre özellikleri de nazara alınarak yöredeki rayiçe göre belirleneceği; sonraki dönemler için ecrimisil değerinin ise, ilk dönem için belirlenen miktara ÜFE artış oranının tamamının yansıtılması suretiyle bulunacak miktardan az olmamak üzere takdir edilleceği- İlk belirlenen ecrimisil miktarına ÜFE artış oranının tamamının yansıtılarak sonraki döneme doğru hesap yapılması yerine, son dönemden başlanarak geriye doğru hesap yapılan bilirkişi raporunun hükme esas alınmasının hatalı olduğu- Davacılar dava konusu taşınmazda iştirak halinde malik olup, hesap edilen ecrimisilin ve hesap edilen harcın, veraset ilamındaki paylarını aşacak şekilde tahsiline karar verilmesinin isabetsiz olduğu-
