İçerik Akışı

Bonoya dayalı menfi tespit davası- İspat yükü- Davalının polis merkezindeki beyanları-

Menfi tespit davalarında ispat yükü kural olarak alacaklıda olsa da, kambiyo senetleri sebepten mücerret olduğundan borçlu olunmadığın ispat yükümlülüğünün davacı borçluya ait olduğu- Bononun tarafların iradesi dışında düzenlendiği veya teminat bonosu olduğunun yazılı delille ispatlanması gerektiği- Davalının polis merkezindeki beyanlarından, davalının kefil sıfatıyla davacı keşideci borçlunun dava dışı üçüncü kişiye olan borcunun ödenmediğini ikrar ettiği, icra takip tarihinde bononun teminat fonksiyonunun devam ettiği ve bonoya konu alacağın muaccel olmadığı anlaşıldığından, davalının beyanı yanlış değerlendirmek suretiyle menfi tespit davasının reddine karar verilmesinin hatalı olduğu-

Yardım nafakası- Protokol- Sözleşmenin uyarlanması- Sözleşme tarihi, dava tarihi- Kurda artış- Ekonomik, sosyal durum- Çocuğun ihtiyaçları- Paranın satın alma gücü- Uzlaşma tarihinden itibaren değişen kur farkı- Hakkaniyet ilkesi-

Tarafların avukatları eşliğinde kendi hür iradeleri ile imzaladıkları sözleşmenin yardım nafakasının aşar şekilde özel koşullar içerdiği, sözleşmenin imzalandığı tarih ile dava tarihi arasında çok zaman olmaması ve kurda meydana gelecek artışların da olabileceğinin taraflarca öngörülebilir olduğu gözetilerek "sözleşmenin uyarlanması" talebinin kabulünde, tarafların ekonomik ve sosyal durumları, çocuğun ihtiyaçları, paranın satın alma gücü, uzlaşma tarihinden itibaren değişen kur farkı ve hakkaniyet ilkesinin dikkate alınması doğru ise de, sözleşmenin yapıldığı tarihteki kur miktarının altında bir miktara hükmedilmesinin isabetsiz olduğu-

Konkordato- İflas kararı- Alacaklılar toplantısı- Geçici mühlet-

Somut olayda konkordato için İİK 301. ve 288. maddelerinde gösterilen usulde ticaret sicil gazetesinde ilan yapılmadığı, Basın ilan portalında yapılan toplantı ilanında ise toplantı gününün ilandan en az 15 gün sonra olması kuralına riayet edilmediği- Kabule göre de İİK'nın 287/5. maddesi uyarınca geçici mühlette kıyasen uygulanan 292. madde uyarınca iflas kararı verilebilmesi için 292/son fıkrası uyarınca borçlunun mahkemece dinlenilmesi gerektiği-

Hukukçu (avukat) bilirkişiden bilirkişi raporu alınması-

Direnme kararının verildiği tarihte HMK’nın 266. maddesi gereğince hukuk öğrenimi görmüş kişilerin, hukuk alanı dışında ayrı bir uzmanlığa sahip olduğunu belgelendirmedikçe, bilirkişi olarak görevlendirilemeyeceğine ilişkin hüküm yürürlükte değil ise de; konusunda uzman olmayan bilirkişilerden rapor alınarak hüküm kurulmasının doğru olmadığı- Genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali davasında mahkemece hukukçu (avukat) bilirkişilerin hazırlamış oldukları bilirkişi raporları esas alınarak hüküm kurulmasının hatalı olduğu- Bankacılık konusunda uzman bilirkişiden -bilirkişinin görev alanı açık bir şekilde belirlenmek suretiyle- banka kayıt ve defterleri üzerinde inceleme yapılarak denetimine elverişli rapor alınması gerektiği-

Takdir yetkisi- Sözlü sınav- Öğretmen alımı-

KPSS sınavında 88 puan alarak Türkiye sıralamasında 46'ıncı olan bir kimsenin, sözleşmeli öğretmen alımına yönelik mülakat sınavında sorulan sorulara hiç cevap verememiş olmasının ve hiçbir gerekçe gösterilmeksizin yapılan değerlendirmede 20 puan üzerinden 0 (sıfır) puan olarak ölçülmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu- Bu durumun idare tarafından takdir yetkisinin objektif kullanılmadığını gösterdiği, dolayısıyla davacının yapılan sözlü sınav neticesinde başarısız sayılmasının hukuka aykırı olduğu-

İlamların icrasında kesinleşme şartı- Anonim şirket ortaklığından çıkarma, ortaklık payının şirketten tahsili ile davacıya ödenmesine ilişkin hüküm-

Ticaret şirketlerinde ortaklıktan çıkmaya ilişkin ilamların kesinleşmesinin sadece Kooperatifler Kanunu mad. 16/son gereği arandığı, bunun dışında ortaklıktan çıkma, pay bedelinin ödenmesi ve pay mülkiyet değişikliği sonucu doğuran ilamların kesinleşmeden takibe konulabileceği-

Belirsiz alacak davası- Kısmi dava- Hukukî yarar- Kıdem ve ihbar tazminatları ile yıllık izin ücreti alacağı-

"Fazlaya ilişkin haklarımız saklı kaymak kaydıyla..." şeklinde açılan davalarda dava dilekçesinde açıkça 'belirsiz alacak davası' ifadesi yer almadığı sürece davanın kısmi dava olarak nitelendirileceği- Davacı vekili dava dilekçesinde “fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak üzere” şeklinde beyanda bulunarak işçilik alacaklarına ilişkin talepte bulunmuş olsa da dava dilekçesinde davanın belirsiz alacak davası şeklinde açıldığına dair bir beyan yer almadığından davanın kısmi dava şeklinde açıldığı - Belirsiz alacak davası niteliği gereği istisnai bir dava türü olmakla davasını belirsiz alacak davası olarak açan kişi bunu açıkça dilekçesinde belirtmesi gerektiği- Davacı vekili “davamız belirsiz alacak davasıdır” şeklinde beyanda bulunmuş ise de; davanın türünün bu şekilde değiştirilmesine imkân bulunmadığı-

Konkordatonun amacı- Üçüncü kişi tarafından verilen rehnin paraya çevrilmesi-

Üçüncü kişi ipoteği ile teminat altına alınan alacağın, adi alacak olarak nisapta nazara alınıp alınmayacağı hakkında-

Çıplak pay hissesinin haczi- Muhafaza tedbiri- Hisse hacizlerinin şirket pay defterlerine işlenmesi için süre verilmesi- İİK. m. 357'ye ilişkin ihtar- Hukuki yarar-

Çıplak pay hissesinin haczine karar veren icra müdürünün, bu hacizle ilgili muhafaza tedbiri almak için anonim şirket merkezine gitmek zorunda olmadığı- Üçüncü kşi şirketin haciz müzekkeresinin iptalini istemesinde hukuki yararı bulunmadığı- Alacaklı vekili ile birlikte şikayetçi anonim şirketlere gidilmek suretiyle haciz tutanağının icra memuru tarafından tutulduğu ve borçluların şikayetçi 3. kişi anonim şirketler nezdinde bulunan hisselerin haczedildiğinin muhatap şirketler vekiline tefhim edildiği, hisse hacizlerinin şirketlerin pay defterlerine işlenerek icra dosyasına ibrazı için 5 gün süre verildiği, şirket defterlerinin ibraz edilmemesi halinde İİK. 357 gereğince işlem yapılacağı hususunun ihtar edildiği görülmekle, haciz tutanağı ile haczin uygulanması ve sonuçları şikayetçi anonim şirketleri etkileyeceğinden şikayetçilerin haciz tutanağı yönünden icra mahkemesine başvurusunda hukuki yararının bulunduğu-

Mobbing- Manevi tazminat miktarı- Kıdem tazminatı- İstifa ödentisi-

Olayların gelişim şekli, tarafların ekonomik ve sosyal durumları dikkate alındığında mobbing nedeniyle davacı lehine hükmedilen 75.000 TL manevi tazminatın fazla olduğu- Çalışma Saatleri, İşe Gitmeme ve Diğer Konular Hakkında Yönetmelik'in 20. maddesine göre istifa ödentisine hak kazanabilmek için en az beş yıllık çalışma ve istifa ederek iş sözleşmesinin sona ermesi şartlarının gerçekleşmesinin gerektiği- İstifa ederek işten ayrılan işçinin kural olarak kıdem tazminatı alamaz ise de, aksinin taraflarca kararlaştırılabileceği, Yönetmelik maddesinin amacının da istifa sebebiyle kıdem tazminatı ödemesine hak kazanamamış işçiye, kıdem tazminatı yerine istifa ödentisi adı altında ödeme yapılabilmesi olduğu- Ne var ki, davacının hizmet süresi beş yılı aşmakla birlikte iş sözleşmesinin istifa ile sona ermediği, davacının iş sözleşmesini haklı sebeple feshederek kıdem tazminatına hak kazandığı, bu nedenle ayrıca istifa ödentisini de talep etmesinin mümkün olmadığı-