İçerik Akışı

İcra ve İflâs Hukukuna İlişkin 'Makale ve İnceleme Yazıları', 'Hukuki Mütalâalar' ve Yüksek Mahkemenin Önemli İçtihatları (Ücretsiz Kitap Duyurusu)

Sevgili Meslektaşlarıma...

Okur-yazar olmayan mirasbırakan tarafından resmî şekilde düzenlenen vasiyetname- TMK m. 535 şartları- Şekle uygunluk-

Resmî memurun ilk olarak 'düzenleme şeklinde vasiyetname yapılmasını' isteyen vasiyetçiyi huzura alarak işleme başladığı, hemen sonrasında vasiyetçinin 'yanında tanık olarak gelenlerden' bilgisi altında vasiyetname şahitlerinin kimlik tespitlerini yaptığı, bu belirlemelerin ardından resmî memurun 'Önce vasiyetçi ... şu surette sözlerine başladı' şeklindeki beyanından sonra mirasbırakanın tasarruf iradesine yer verildiği, sonrasında resmî memur tarafından 'Yazılan vasiyetnameyi tanıklar önünde vasiyet edene okudum. Vasiyet eden yazılanlardan tamamen son ve hakiki arzularını kapsadığını söyledikten sonra,...' vasiyetçinin parmak izinin alındığı, bunun üzerine işlemin başından itibaren orada bulundukları anlaşılan şahitlerin 'Vasiyetname Karşıyaka İkinci Noteri ... tarafından yazıldıktan sonra vasiyet eden ... isimli kişiye önümüzde okuduğunu, adı geçenin vasiyetnamenin son ve hakiki arzularına uygun olduğunu beyan ettiğini ve kendisini bu işlemi yapmaya yeterli (tasarrufa ehil) gördüğümüzü bildiririz...' şeklinde beyanda bulundukları, dolayısıyla vasiyetname işleminin bir bütün olarak araya süre girmeksizin tanıklar huzurunda tamamlandığı, böyle olunca işlemde birlik ilkesine uygun şekilde düzenlenen resmî vasiyetname lehine yorum yapılması gerektiği, vasiyetnamenin bütününden vasiyet edenin beyanının tanıklar huzurunda yapıldığının açıkça anlaşıldığı, vasiyetnamenin geçerli olduğu- "Dava konusu vasiyetnamede tanıkların 'mirasbırakanın beyanının kendi önlerinde yapıldığını' tevsik eden beyanlarının bulunmamasının vasiyetnameyi geçersiz kılacağı, TMK 535/2'de öngörülen şekil şartlarına uygun olarak düzenlenmeyen vasiyetnamenin iptaline karar verilmesi gerektiği" şeklindeki görüşün HGK çoğunluğunca benimsenmediği-

Tasarrufun iptali davasında haksız ihtiyati haciz- Maddi ve manevi tazminat- Faiz- Komisyon bedeli, faiz kaybı-

Davalı banka tarafından açılan tasarrufun iptali davasında İİK. m. 281/2 uyarınca konulan ihtiyati haciz nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararın tazmini istemi- Talep olmamasına karşın, tüm davacıları kapsar şekilde manevi tazminat talebinin reddine şeklinde hüküm kurulmasının doğru olmadığı- Maddi tazminat talebinde faiz istemi- Davacı şirketin maddi tazminat istemi yönünden davanın kısmen kabulü ile komisyon bedeli ve teminat bedelinin kullanılamamasından kaynaklı faiz kaybı olmak üzere maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacı şirkete ödenmesi gerektiği-

Haciz mahallinde elektronik ortamda borçlu ismi yazılarak evrak araştırması yapılması talebi-

- Üçüncü kişi haczi yapılan yerin borçluya ait olmadığı iddiasında ise icra müdürü tarafından beyanların zapta geçirilip, İİK 96 vd.nda yer alan istihkak prosedürünün uygulanması gerektiği- İcra müdürünce İİK 96 ve 99 uyarınca işlem yapılıp yapılmayacağı hususu ancak evrak araştırması sonucunda netleşeceğinden ve şikayeti ile istihkak iddiası ayrı bir dava konusu olduğundan halihazırda borçluya ait olduğu iddia edilen yerde evrak araştırması yapılmasının usul ve yasaya aykırı olmadığı- Alacaklı vekilinin "haciz mahallinde elektronik ortamda borçlu ismi yazılarak evrak araştırması yapılmasına" ilişkin talebinin kabulü gerektiği-

İcra takibinin muvazaalı olması sebebi ile iptali istemine ilişkin davada ıslah-

Dava dilekçesinde davalı borçlu aleyhine yaptıkları sadece bir icra takibine dayanan davacı alacaklının daha sorna diğer bir icra dosyasındaki alacaklarını da temin edecek şekilde davasını ıslah etmiş olduğu- Islah ile davaya dahil edilen icra takip dosyasının davanın taraflarında herhangi bir değişikliğe sebep olmadığı, talep edilen hususun iddianın genişletilmesi yasağının istinası olduğu ve usul ekonomisine göre işlem yapılması gerektiğinden, ıslah harcının da dosyaya yatırılmış olduğu gözetilerek ıslah ile talep edilen icra dosyası yönünden de dosyanın incelenmesi gerektiği- İnfazda tereddüt edilecek şekilde "alacak ve ferileri sınırlı olmak üzere" hem iptale hem de tazminata hükmedilmesinin de hatalı olduğu-

Sığınmacı statüsünde olan (Suriye uyruklu) tarafların boşanma istemi- Tarafların evli olup olmadığının tespiti-

Türkiye'de "sığınmacı" olan Suriye uyruklu tarafların evli olduklarına dair dosya kapsamında bir belge bulunmadığı, davacıya "davalı ile evli olduklarına" dair vatandaşı bulunduğu ülkenin konsolosluğundan alınmış resmi belgeyi sunması için süre verilmesi, gerektiğinde Dışişleri Bakanlığı vasıtasıyla tarafların tabiyetinde bulundukları ülkenin Türkiye Büyükelçiliğinden evli olup olmadıklarının sorulması ve taraflar evli ise bu ülke makamlarından alınan evliliğe dair resmi belgenin istenilerek sonuca göre boşanma davasında bir karar verilmesi gerektiği- "Suriye vatandaşı tarafların ülkemize sığındıkları, Göç İdaresi Müdürlüğünden alınan cevap gözetildiğinde, veri tabanı sorgulaması sonucunda sistem üzerinde 'evli' olduklarının tespit edildiği, Suriye'de iç savaşın yargılama aşamasında devam ettiği, mahkemece yapılan araştırma ve temin edilen belgeler tarafların evli olduğunu kabule yeterli olduğundan TMK m. 166/1-2 uyarınca boşanma kararı verilmesi gerektiği" şeklindeki görüşün benimsenmediği-

Takip dayanağı belge- Vade- Temerrüt- İşlemiş faiz- İşlemiş faize itirazın kaldırılması-

Alacaklı vekili tarafından elektronik ortamda takip talebinde bulunulduktan iki dakika sonra elektronik ortamda banka dekontunun takip dayanağı belge olarak kabul edildiği- Takibe dayanak banka dekontunda üzerinde "28.02.2020 tarihinde ...şirketine ödenmek üzere .... TL. tarafımdan borç olarak elden alınmıştır.. 30.01.2020" ibarelerinin bulunduğu ve altının imzalandığı- Bu belge gereğince, 28.02.2020 tarihinin vade olarak belirlendiği ve temerrüt için borçluya ihtarda bulunulmasının gerekmediği gözetildiğinde "işlemiş faize itirazın kaldırılmasına" karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu- "Takip talebinde belgeye dayanılmadığı, borçluya ödeme emriyle birlikte belgenin tebliğ edilmediği, UYAP sistemine belge eklenmesinin sonucu değiştirmeyeceği ve bu durumda işlemiş faiz talep edilemeyeceği" şeklindeki görüş ile "dekontta vade mevcut olmadığından borçlunun ancak takip tarihi itibariyle temerrüde düşmüş sayılacağı, takip tarihinden önceki dönem için alacaklının işlemiş faiz talep edemeyeceği" şeklindeki (Y 12. HD) görüşün benimsenmediği-

Anlaşmalı boşanma davasındaki beyanlar- Mal rejiminden kaynaklanan alacakların tasfiyesi-

Anlaşmalı boşanma davası sırasında tarafların duruşmada "paylaşacak bir malımız ve eşya talebimiz yoktur" şeklinde beyanda bulundukları, boşanma kararının kesinleştiği, anlaşmalı boşanma protokolünde "yasal mal rejiminin tasfiyesine" yönelik bir hükme yer verilmediği gibi boşanma kararının hüküm fıkrasında da eşler arasında geçerli edinilmiş mallara katılma rejiminin tasfiyesine ilişkin bir karar verilmediği uyuşmazlıkta, eşlerin salt duruşmadaki beyanlarından hareketle; rejim süresince edindikleri mal varlıklarını paylaşarak veya tasfiyeye yönelik haklarından feragat iradesi göstermek suretiyle mal rejiminin tasfiyesini gerçekleştirdikleri sonucuna varılamayacağı- "Eşlerin duruşmada 'paylaşacak bir malımız yoktur' şeklindeki beyanlarında yer alan 'mal' tabirinden mal rejiminin tasfiyesini kapsadığı sonuca ulaşılması gerektiği, eldeki tasfiyeye ilişkin davanın boşanma davasının kesinleşmesinden dokuz yıl sonra açıldığı dikkate alındığında davanın reddi gerektiği" şeklindeki görüşün HGK çoğunluğunca benimsenmediği-

Nişanın bozulması- Takıların iadesi / bedelin ödenmesi talepleri- İlamın icrasında kesinleşme şartı-

Nişanın bozulması nedenine dayalı takıların iadesi, bunun mümkün olmaması halinde belirlenen bedelin ödenmesinden kaynaklı tazminat alacağına ilişkin ilamların, diğer edaya ilişkin ilamlar gibi, kesinleşmeden icraya konulmalarının mümkün olduğu- "TMK’nın aile hukukuna dair bölümünde yer alması nedeniyle bu konudaki ilamların kesinleşmeden takibe konulamayacağına" dair gerekçenin isabetli bulunmadığı-

Satış ilanının usulsüz tebliği- Borçlunun satış ilanını UYAP vatandaş portalından okuması- İhalenin feshi istemi-

Taşınmaz satışlarında, borçluya satış ilanının tebliğ edilmemiş olması veya usulsüz tebliğ edilmesinin başlı başına ihalenin feshi sebebi olduğu- Tebliğ usulüne aykırı yapılmış olsa bile, muhatabı tebliğ işleminden haberdar olmuş ise geçerli sayılacağı ve muhatabın beyan ettiği öğrenme tarihinin tebliğ tarihi olarak kabul edileceği; muhatabın beyan ettiği öğrenme tarihinin aksinin tanık beyanları ile kanıtlanamayacağı- Somut olayda; takip dosyasının incelenmesinden, şikayetçi borçlunun satış ilanını ihale tarihinden bir hafta önce UYAP vatandaş portalından okuduğu nazara alındığında, borçlunun, ihaleden makul süre önce haberdar olduğu-