İçerik Akışı

İpotekli taşınmaz maliki üçüncü kişinin sorumluluğu- Rehin açığı belgesi-

İpotekli taşınmaz maliki üçüncü kişinin sorumluluğunun ipotekli taşınmaz ile sınırlı olduğu, hakkında İİK. 152 uyarınca rehin açığı belgesi düzenlenemeyeceği- Yasaya aykırı bir şekilde alınmış olan rehin açığı belgesinin ve başlatılan takibin iptali gerektiği- Şikayetin kısmen kabulü ile takip dayanağı olan yasaya aykırı rehin açığı belgesinin ve takibin davacı ipotek borçlusu yönünden iptaline karar verilmesi gerekirken, "hacizlerin kaldırıldığı" gerekçesi ile karar verilmesine yer olmadığı yönünde karar verilemeyeceği-

İtirazın iptali- Takibin devamı- Takip alacağını aşan miktar- Haczin kaldırılması-

İtirazın iptaline karar verilmesi üzerine, alacaklının itirazın iptali kararını icra dairesine sunarak itirazın iptaline karar verilen takip alacağı yönünden icra emri tebliğ edilmeksizin itirazın iptaline karar verilen takip alacağı kadar haciz yapılabileceği- Takip talebindeki alacak kalemleri arasında yer almayıp, itirazın iptali kararında hükmedilen inkâr tazminatı, yargılama gideri ve vekâlet ücreti alacaklarının tahsili için borçluya icra emri düzenlenerek tebliğ edilmediğine göre, belirtilen alacak kalemlerinin dosya hesabına dahil edilerek bu miktar yönünden de haciz yapılmasının mümkün olmadığı- Borçlu icra mahkemesine başvurusunda icra emri gönderilmeden itirazın iptali kararında hükmedilen yargılama giderleri, vekâlet ücreti ve icra inkâr tazminatının da eklenerek dosya hesabı yapılarak malvarlığına haciz konulduğunu ileri sürdüğünden icra müdürlüğünce takibin devamına karar verilen takip alacağını aşan miktar yönünden iptali ile haczin bu miktar yönünden kaldırılmasına karar verilmesi gerektiği-

Davalının internet ortamında kullandığı ifadelerin davacının kişilik haklarına saldırı teşkil edip etmediği- Manevi tazminatla sorumlu tutulup tutulamayacağı-

Davacının dekan olduğu üniversitede öğrenci olan davalının ekşi sözlükte paylaştığı yazının hakaret kastı taşımadığı, söylenen sözlerin eleştirel bir dille kaleme alındığı, yazı bir bütün olarak değerlendirildiğinde davacıyı küçük düşürücü nitelikte olmadığı, açıklamaların ifade ve düşünce özgürlüğü kapsamında kaldığı anlaşıldığından yazının davacının kişilik haklarına saldırı teşkil etmediği-

Davacı eşin çalışmasıyla taşınmazın edinilmesine katkısını ispatı- Katkı payı alacağı davası-

Evlilik birliği içinde edinilen taşınmaza aynı dönemde çalışan ve geliri bulunan kadının da katkı yapmasının olağan olduğu- Koca tarafından, tanık beyanlarının aksine bir delil ileri sürülüp kadının çalışmadığı ispatlanmadığına göre, çalışan kadının evlilik birliği içinde edinilen ve tapuda erkek eş adına tescil edilen taşınmaza katkısının bulunduğunun kabul edileceği- Davacı eşin ev işlerinin yanında davalı ile birlikte tarlada, bahçede, hayvan yetiştiriciliğinde, mevcut bir dükkânın işletilmesinde vb. şekilde düzenli çalışma ve katkısının varlığı sabit iken “davacının elde ettiği gelirin belirlenememesi” nedeniyle katkı oranının tespitinde duraksama ve güçlük yaşandığı takdirde hâkimin, denkleştirici adalet ilkesi gereği, somut olayın koşullarını kendi içinde değerlendirmek suretiyle hukuk ve hakkaniyete uygun bir katkı oranı takdir etmesi, bu oranın, tasfiyeye konu taşınmazın dava tarihi itibari ile belirlenecek olan rayiç değeriyle çarpılması sonucu davacı eşin katkı payı alacağı miktarının belirlenmesi gerektiği-

İhalenin kesinleşmesi- Borçlunun / üçüncü kişinin taşınmazdan çıkarılması- (İİK. 135/2)-Taşınmazı ihaleden sonra bir başkasına devri- Taşınmazın paylı mülkiyete konu olması-

Taşınmaz, borçlu ya da bir üçüncü kişi tarafından işgal edilmekteyse, ihalenin kesinleşmesi üzerine, alıcının, icra dairesinden, borçlunun ya da üçüncü kişinin taşınmazdan çıkarılmasını isteyebileceği (İİK. 135/2)- Alıcı, taşınmazı ihaleden sonra bir başkasına devrederse, birinci alıcının haklarına halef olan bu ikinci alıcının da, İİK. 135/2 uyarınca taşınmazın tahliyesini talep edebileceği- Alıcının talebi üzerine icra müdürünün, İİK 135'deki koşulların mevcut olması halinde, taşınmazı işgal eden borçlu ya da üçüncü kişiye tahliye emri göndermek zorunda olduğu- "Taşınmaz paylı mülkiyete konu olduğundan tahliyesinin istenemeyeceği" iddiasının kendisine tahliye emri tebliğ edilen borçlu ya da üçüncü kişinin tebliğ tarihinden itibaren yedi günlük sürede şikayet yoluyla icra mahkemesine başvurmaları halinde değerlendirileceği, bu hususun icra müdürünce re’sen nazara alınamayacağı-

Kambiyo vasfı- Düzenleme tarihi- Senet koçanı-

Senet koçanı senet metnine dahil olmadığından, buradaki düzenleme tarihinin senedi geçerli hale getirmeyeceği- Borçlu keşideci, kendisince yapılan bir ödeme defi ileri sürmeyip avalist tarafından borcun ödendiğini beyan ettiğinden, İİK. 170/a-son gereğince borcun kısmen kabul edildiği belirtilerek takibin iptali yoluna gidilemeyeceğine yönelik gerekçenin hatalı olduğu- Takip dayanağı senette düzenleme tarihi bulunmadığından senedin kambiyo senedi vasfı taşımadığı gerekçesiyle İİK. 170/a gereğince takibin iptaline karar verilmesi gerektiği-

İhalenin feshi- Kıymet takdirine itiraz- Kesin mehil- Muhammen bedel-

Kıymet takdirine itiraz üzerine noksan ücret ve masrafların miktarı da belirtilerek mahkeme veznesine yatırılması için kesin mehil verilmeden mahkemece itirazın reddine karar verilmesinin hatalı olduğu- Kıymet takdir raporunun usulüne uygun olarak kesinleşmediği ve mahkemece belirlenen muhammen bedeller ihalede esas alınan muhammen bedellerin üzerinde olduğundan ihalenin feshine karar verilmesi gerektiği-

Aynı bono, bedeli bölünerek farklı icra takiplerine konu edilebilir mi?

Aynı bononun, bedeli bölünmek sureti ile tarafları aynı farklı icra takiplerine konu edilerek tahsil edilmeyeceği- İlk takip dosyasında kısmi asıl alacak talep eden alacaklımın bono miktarından geriye kalan alacağından vazgeçmiş ya da tahsil etmiş sayılacağı, artık geriye kalan bono miktarını farklı bir kambiyo takibine konu edemeyeceği- Alacaklı tarafından yasadaki boşluktan yararlanılarak aynı bononun tahsili için bölünerek ayrı ayrı takip başlatılarak sebepsiz zenginleşmeye neden olacak şekilde davacı borçlu tarafa fazladan avukatlık ücreti ve takip masrafları yükletilmesine neden olunmasının da hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu- Takip dayanağı senet aslının icra kasasında bulunmasının zorunlu olduğundan ilk takip devam ederken aynı senet aslı ibraz edilmeden yeniden ikinci bir takip başlatılmasının da düşünülemeyeceği-

Geminin satışına ilişkin ihalenin feshi- Satış ilanı- Yabancı sicile kayıtlı gemilerin satışı-

Yabancı sicile kayıtlı gemilerin satışı için TTK’nun 1384. maddesinde ek şartlar bulunduğu- Satış ilanının gemi malikine ulaşıp ulaşmadığının denetlenemediği, ayrıca satış ilanının yurt dışında dünya çapında dağıtımı yapılan denizcilikle ilgili günlük bir gazetede yayınlanması gerekirken, haftalık basılan bir gazetede yapıldığı görüldüğünden, ilanının TTK’nun 1385. maddesine uygun yapılmamış olduğu ve bu durumda, geminin satışına ilişkin ihalenin feshine karar verilmesi gerektiği-

Temyiz süresi- Boşanma- Maddi tazminat istemi- Kararın kesinleşme tarihi- Adil yargılanma hakkı-

HUMK. m. 432 uyarınca temyiz süresinin on beş gün olduğu- Temyiz sürelerinin, ilamın usulen taraflardan her birine tebliği ile işlemeye başlayacağı- Karar boşanma hükmü yönünden taraflarca temyiz edilmeyerek kesinleşmiş olduğundan ve davacı bir yıllık süre geçtikten sonra maddi tazminat istemli dava açtığından "davanın süresinde açıldığı" gerekçesi ile kadın eş yararına maddi tazminat ödenmesine karar verilmesinin hatalı olduğu- "Zamanaşımı itirazının def’î niteliğinde olduğu ve re’sen nazara alınamayacağı, davalı vekilinin temyiz dilekçesinde direnme kararının zamanaşımı nedeniyle bozulması gerektiğine dair bir itirazının bulunmadığı, böyle olunca HGK'nca zamanaşımı nedeniyle bozma yapılmasının mümkün olmayacağı görüşünden hareketle maddi tazminatın esasına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyanın Özel Daireye gönderilmesi gerektiği görüşü ile kararın kesinleşme tarihi her ne kadar 19.09.2013 olsa da Mahkemece 23.09.2013 tarihinin kesinleşme tarihi olarak belirlenerek bu tarihin nüfusa işlendiği, dolayısıyla davanın geç açılmasındaki hatanın mahkeme işleminden kaynaklandığı, tarafın dava açma süresi konusunda mahkeme tarafından yanıltıldığı, bu yanılgıdan doğan sorumluluğun tarafa yükletilmesinin adil yargılanma hakkını ihlal edeceği görüşünün" HGK çoğunluğunca benimsenmediği-