İçerik Akışı
İcra ve İflâs Hukukuna İlişkin 'Makale ve İnceleme Yazıları', 'Hukuki Mütalâalar' ve Yüksek Mahkemenin Önemli İçtihatları (Ücretsiz Kitap Duyurusu)
Sevgili Meslektaşlarıma...
İşe giriş bildirgesi- Blok çalışma- Hak düşürücü süre-
Uyuşmazlık konusunu oluşturan 20.09.1994- 25.12.1997 tarihleri arasındaki çalışma dönemine ilişkin davalı işverence bildirim yapılmadığı ve 26.12.1997 tarihinde işe giriş bildirgesi verilerek 01.01.1998-05.04.1999 tarihleri arasında bildirim yapılan blok çalışma döneminin sona erdiği yılın sonundan itibaren 5 yıl içinde dava açılması gerektiği, ancak eldeki davanın 16.11.2016 tarihinde açıldığı gözetildiğinde uyuşmazlık konusu 20.09.1994-25.12.1997 tarihleri arasındaki çalışma dönemi yönünden hak düşürücü sürenin geçtiği- Hukuk Genel Kurulu'ndaki görüşmeler sırasında; davacının 01.01.1998-05.04.1999 tarihleri arasında Kuruma bildirilen hizmetleri nedeniyle dava konusu dönem ile birlikte birleşen blok çalışmalarının bulunması hâlinde davanın yasal dayanağını oluşturan ve 5510 sayılı Kanun'un 86. maddesi ile koşut düzenleme içeren 506 sayılı Kanun’un 79. maddesinde düzenlenen hak düşürücü sürenin dolduğundan söz etmenin mümkün olmadığı-
Delil ikamesi- Gider avansı- Dava şartı
Delil ikamesi avansının da ispat külfetine göre taraflara yükletilmesi gerektiği- Gider avansı dava şartı iken delil ikamesi avansının dava şartı olarak nitelendirilemeyeceği, delil ikamesi avansının verilen kesin süre içinde yatırılmamasının, davanın dava şartı yokluğundan reddine neden olamayacağı, tarafın, belirtilen sürede delil avansı giderini yatırmazsa dayandığı o delilden vazgeçmiş sayılacağı- Bilirkişi ücretinin delil avansı niteliğinde bulunduğu, davada ispat yükü üzerinde olan davacıya süre verilerek davacı tarafından süresinde yatırılmaması halinde davacının o delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağı ve mevcut delil durumuna göre karar verileceği gözetilerek uyuşmazlığın esası hakkında bir karar verilmesi gerektiği, bilirkişi ücretinin gider avansı olarak kabul edilip davayı takip eden davalılara yüklenmesi ile süresinde yatırılmamasının sonucu olarak dosyanın işlemden kaldırılmasına ve sonrasında da yenilenmediğinden davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi, usul ve kanuna aykırı olduğu-
İşçi sendikası- Çoğunluk- Yetki tespiti
İşçi sendikası tarafından başvuru tarihinde 3 işyerinde çalışan toplam işçilerin %40 oranında üye kaydedilmesi gerekmekte ise de belirtilen nisapta çoğunluğun mevcut olmadığından yetki tespitinin iptaline karar verilmesi gerektiği-
Aşkın (munzam) zarar- İcra takibi - Temerrüt - Yasal faiz oranı--Enflasyon ve değer artışı- Ekonomik göstergeler-
Senedin vadesinde ödenmemesi üzerine icra takibine geçen davacının, takip sonucu alacağını tarihinde tahsil ettiği - Temerrüt tarihi olan 29.12.2017 tarihinden alacağın tahsil edildiği 24.07.2023 tarihine kadar ülkemizdeki enflasyon oranları, yabancı paranın değer artışı, altın fiyatlarının artışı, vadeli mevduat faiz oranları, devlet tahviline verilen faiz oranı, asgari ücret artışı gibi ekonomik göstergeler ile o dönem içerisindeki yasal faiz oranları da dikkate alındığında, davacı alacaklının parasının değerini sabit tutmak ve kazanç sağlamak için bir çabada bulunmasının hayatın olağan akışına uygun olduğu, en azından paranın değer kaybını önlemek için döviz, altın, vadeli mevduat hesabı, devlet tahvili gibi yatırımlara yönelmesinin doğal olduğu, dolayısıyla davacı alacaklının temerrüt faiz oranı üzerinde aşkın zararı (munzam) oluştuğunun kabulünün gerektiği-
İhtiyari arabuluculuk tutanağı - Arabuluculuk müzakere süreci - İstifa dilekçesi - İhtilaf - İşçi - İşveren-
Somut olayda davacının aynı gün içinde hem işverene istifa dilekçesi verdiği, hem ihtiyari arabuluculuğa başvurduğu, hem de tarafların anlaşma belgesinde sayılan tüm alacaklar üzerinde müzakere ettikten sonra anlaşma sağladığı- Oysa bir taraftan işçinin istifa ettiğini, diğer taraftan davacıya kıdem ve ihbar tazminatı ödediğini ileri süren işverence, ihtiyari arabulucuğa başvurulması için taraflar arasında nasıl bir ihtilaf çıktığının ortaya konulamadığı- Bu durumda aynı gün istifa ettiği ileri sürülen işçi ile işveren arasında bir uyuşmazlık bulunmadığı hâlde, usulüne uygun arabuluculuk müzakere süreci de yürütülmeksizin düzenlenen ihtiyari arabuluculuk tutanağının geçerli bir arabuluculuk anlaşma belgesi olarak kabulünün mümkün olmadığı-
İşe giriş bildirgesi - İstifa dilekçesi - İşçinin okuma yazma bilmediği - Fesih-
Dosyada yer alan işe giriş bildirgelerinde davacının okuma yazma bilmediği hususunun yer aldığı, istifa dilekçesindeki yazı şekli, ifade tarzı, kelime hataları, davacıya ihbar öneli verilmesi, davacıya ait sağlık kurulu raporu ve tanık beyanları ile tüm dosya kapsamı dikkate alındığında istifa dilekçesine itibar edilemeyeceği - Hâl böyle olunca davacının iş sözleşmesi işverence feshedildiğinden kıdem ve ihbar tazminatının hüküm altına alınması gerekirken yazılı gerekçe ile reddinin isabetsiz olduğu-
İlamlı icra- Tazminatın müştereken ve müteselsilen tahsili- Müteselsil borçluluk- Kişilerin yarışması (Personenkonkurenz)- Zorunlu takip arkadaşlığı- Şikayetçi borçlu şirketin iflası-
Takibe dayanak yapılan ilamda hükmedilen tazminat tutarının, davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesi yönünde karar verildiği- Müteselsil borçlulukta alacaklı, borçluların hepsini birden takip veya dava edebileceği gibi, bunların içinden dilediği birini veya bir kaçını da takip veya dava edebileceğinden şikayetçi borçlu ile diğer takip borçluları arasında zorunlu takip arkadaşlığı bulunmadığı- Şikayetçi borçlu şirketin iflasına karar verildiği, takibin ise iflas kararından sonra başlatıldığı görüldüğünden, mahkemece, İİK m. 193/3 nazara alınarak şikayetin kabulü ile şikayetçi borçlu yönünden takibin iptaline karar verilmesi gerektiği-
Ödeme emrinin tebliği-
Komşunun, apartman görevlisi veya yöneticisi gibi kimselerin muhatabın işe gittiği “çarşıya çıktığı” gibi beyanlarının muhatabın tebliğ adresinden geçici olarak ayrıldığını kabul etmek için yeterli olduğu- Tebligat, Tebligat Kanunu ve Tebligat Yönetmeliğine uygun olarak yapılmış olup mevzuatta haber verilen komşunun adresinin yazılacağına ilişkin bir hüküm bulunmadığından usulsüz tebliğ şikayetinin reddine karar verilmesi gerekeceği-
Temyiz- Harç- UYAP
Temyiz hakkının kullanılabilmesi için sadece temyiz harcının yatırılması yeterli olmayıp kanun yolu başvuru dilekçesinin de fiziki ortamda havale ettirilmesi ya da UYAP üzerinden gönderilmesi gerektiği, buna göre temyiz dilekçesinin kaydedildiği tarihte kararın temyiz edilmiş sayılacağının kabul edilmesi gerektiği- Direnme kararının davalı vekiline elektronik tebligat yoluyla 18.11.2023 tarihinde tebliğ edilmesiyle başlayan iki haftalık temyiz süresinin 04.12.2023 tarihinde saat 23.59.59 itibarıyla sona erdiği, temyiz dilekçesinin ise bu süreden sonra sisteme kaydedildiği anlaşıldığından temyiz başvurusunun süresinde yapılmadığı , davalı vekilince temyiz harcının süresinde yatırılmasının yeterli olmadığı, temyiz dilekçesinin de süresinde verilmesi ve sisteme kaydedilmesi gerektiği, temyiz dilekçesi davalı vekili tarafından 04.12.2023 tarihinde saat 23.55.34'te elektronik imza ile imzalanmış ise de elektronik imza ile belge imzalamanın UYAP ortamında yapılan bir işlem olmadığı gözetildiğinde davalı vekilinin temyiz başvurusunun süresinde olmadığı -Süreler üzerinde hâkimin tasarruf yetkisi bulunmamakta olup bu sürelerin yargılamanın her iki tarafı açısından geçerli olduğu, sürelerde yapılacak esneme hukuki güvenliği zedelemek anlamına gelip bu husustaki esnemenin gidebileceği son noktanın da öngörülemediği, bu hâliyle yapılan değerlendirme kanunda belirtilen sürenin uygulanması olup aşırı şekilcilik teşkil etmediği-Davalı vekilinin temyiz iradesini temyiz harcını yatırması ve temyiz dilekçesini elektronik imza ile imzalaması ile ortaya koyduğu, buna göre temyiz dilekçesinin 00.00.54'te sisteme kaydedilmesi nedeniyle temyiz iradesinin yok sayılmasının mahkemeye erişim hakkının engellenmesi anlamına geleceği, davalı vekilinin temyizi süresinde olduğundan ön sorunun bulunmadığı görüşü ileri sürülmüş ise de bu görüşün Kurul çoğunluğu tarafından benimsenmediği-