Boşanma davasının kararının davacı koca tarafından temyiz edildikten sonra davalı eşin öldüğü, evliliğin ölümle sona erdiği ve boşanma davasının konusu kalmadığından bahisle davanın reddine karar verilmesinin gerekeceği-
Yetki itirazı hakkında verilen ara kararının ilgilisine tebliğinde yasal zorunluluk bulunduğu-
Mahkemelerce boşanma kararı verilmiş olmasına rağmen bu karar henüz kesinleşmediği sürece evlilik birliği devam ettiğinden bu aşamada eşlerin sadakat yükümlülüğüne aykırı davranışlarının dikkate alınmasının gerektiği, temyiz aşamasında ileri sürülen bu yükümlülüğe aykırı davranışın yeni bir delil olarak kabul edilip bozma nedeni yapılabileceği-
Davalı-davacının, cevap ve temyiz dilekçesinde cinsel ilişkinin gerçekleşmediği yönünde açık kabulü bulunmadığından mahkemece kadının bakire olup olmadığı hususunda rapor alınıp, delillerin hep birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiği-
Davacının hüküm kesinleşmeden önce ölmesi durumunda; evlilik birliği ölümle sona ermiş ve boşanma davası konusuz kalmış olacağından; mahkemece, bu konuda bir karar verilmesi gerektiği- 
Boşanma davası tanık listesinde isimleri belirtilen tanıkların aynı konuda bilgi sahibi olduklarının ifade edilmesi karşısında, davalı-karşı davacının tercih edeceği birinin dinlenmesi ve toplanan diğer delillerle birlikte değerlendirilerek hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerektiği-
Kadının kocasından şiddet görmesi sebebiyle müşterek evden ayrılıp baba evine İstanbul'a döndüğü ve dava açmadan önce Adres Kayıt Sistemindeki yerleşim yeri adresini de İstanbul'a aldırdığı anlaşıldığından kadının yerleşim yerinin İstanbul kabul edileceği-
Mahkeme davada tarafların istekleriyle bağlı olup başka bir şeye hükmedemeyeceğinden (HUMK.m.74, HMK.m.26), mahkemece davacının evliliğin iptali isteği konusunda olumlu ya da olumsuz bir karar verilmesi gerekirken istek olmadığı halde Türk Medeni Kanununun 165. maddesi uyarınca boşanmaya karar veremeyeceği-
Hakkın suistimali niteliğinde olmadıkça tanık adedini hakim belirleyemeyeceği,gösterilen tanıkların hangi vakıalar için dinletilmek istenildiği hususunda mahkemece davalıdan bir açıklama istenilmediğine ve davalı tarafından da dinlenilmeyen tanıklar konusunda açık bir vazgeçmesi bulunmadığına göre davalı kocanın dinlenmeyen tanıklarının usulüne uygun çağrılıp dinlenilmesi ve tüm deliller birlikte değerlendirilip sonucu uyarınca karar verilmesi gerekeceği-
TMK.nun 328/1. maddesi gereği çocuğun reşit olduğu tarihten sonra tedbir nafakasının kendiliğinden kalkacağı ve bu tarihten sonrası için dayanak ilamla nafaka talep edilemeyeceği, alacaklının, TMK.nun 328/2. maddesine dayanarak yeni bir ilam alması halinde bu ilamı adına takip konusu yapabileceği, ayrıca 18 yaşından önceki dönemlere ait nafaka alacağı ilamda çocuğun bakım ve gözetimi için anaya katkı payı olarak hükmedildiğinden çocuk tarafından kendi adına takibe konulmasının mümkün olmadığı-