Aksine ciddi ve inandırıcı delil ve olaylar bulunmadıkça asıl olanın tanıkların gerçeği söylemiş olmaları olduğu, akrabalık veya diğer bir yakınlığın başlı başına tanık beyanını değerden düşürücü bir sebep sayılamayacağı-
Davacının dava dilekçesinde fazlaya dair hakkını saklı tutmadığından maddi tazminatı ıslahla artıramayacağı, bu nedenle talep aşılarak (HUMK.md.74) yazılı şekilde maddi tazminata hükmedilmesinin doğru olmadığı, manevi tazminat isteminin ise bölünemeyeceği gözetilmeden dava dilekçesinde belirtilen miktar aşılarak ıslahla arttırılan sonraki miktara göre yazılı şekilde hüküm kurulmasının da usul ve yasaya aykırı olduğu-
Toplanan delillerden; davacı kocanın aynı nedenlere dayanarak 21.07.2009 tarihinde açtığı boşanma davasının 19.11.2009 tarihinde reddedildiğinin, kararın 08.03.2010 tarihinde kesinleştiğinin anlaşıldığı, kesinleşen davada aynı olayların boşanma sebebi kabul edilmediğine göre, yeni davada da boşanma sebebi olamayacağı, bu dava açıldıktan sonra taraflar biraya gelmedikleri gibi, kadından kaynaklanan ve boşanmayı gerektiren yeni bir olayın varlığı da ileri sürülmediğinden davanın reddine karar verilmesinin gerekeceği-
Davacının, "davalı için yapmış olduğu harcama ve ödemeler karşılığı" maddi tazminat talep ettiği, bu isteğin boşanma yüzünden mevcut ve beklenen menfaatlerin zedelenmiş olması sebebine dayandığı, diğer bir ifade ile davacının maddi tazminat talebinin Türk Medeni Kanunu’nun 174/1. maddesi kapsamında, boşanmanın fer'isi mahiyetinde olmadığı, boşanmanın fer'isi niteliğindeki taleplerin boşanma davasıyla birlikte veya bu dava içinde ileri sürüldüğü takdirde harca tabi olmadığı, bu nitelikte bulunmayan isteklerin, ayrıca nispi harca tabi olup, harcı yatırıldığında incelenebileceği-
Davacının evlenme öncesi edindiği taşınmazını evlilik birliğinin devamı sırasında satıp, parasını kocasına verdiğini ileri sürerek, bu sebeple maddi tazminat talep ettiği, bu isteğin, “mevcut veya beklenen menfaatlerin boşanma yüzünden zedelenmiş” olması sebebine dayanmayıp, Borçlar Kanununda yer alan “ödünç” ilişkisine dayanmakta olup, aile mahkemelerinin görevi dışında olduğu, öyleyse bu istek yönünden görevsizlik kararı verilmesinin gerekeceği-
Tarafların talebi üzerine taşınmazın (evin), protokoldeki düzenlemenin aksine sadece ortak çocukları adına tapudan devir ve temlik edilmesi konusunda yaptıkları yeni düzenlemeye göre karar verilmesi gerektiği-
Evlilik birliğinde eşlerin sadık olma yükümlülüğüne aykırı olarak, tarafların güven sarsıcı davranışlar içine girdikleri anlaşıldığından, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına ve boşanmaya neden olaylarda, her iki tarafın eşit kusurlu kabul edilmesinin gerektiği-Mahkemenin sadece davalı kadının kusurlu olduğunu kabul etmesi hatalı olsada, boşanma kararı verilmesi hüküm sonucu itibarıyla isabetli olduğundan; hükmün gerekçesinin değiştirilerek ve düzeltilerek onanmasına karar verilmesinin gerektiği- Tarafların boşanmaya neden olan olaylarda eşit kusurlu olup, eşit kusurlu eşin de yoksulluk nafakası talep edebileceği- Mahkemece TMK. mad. 175 gereğince boşanmakla yoksulluğa düşme koşulunun da gerçekleşmiş olup olmadığı değerlendirilerek; davalı kadının yoksulluk nafakası istemi hakkında bir karar verilmesinin gerektiği- Kadın maddi ve manevi tazminat isteme hakkını saklı tutup, istekte bulunmadığı halde; ileride dava açma hakkını engelleyecek ve kesin hüküm oluşturacak şekilde; bu konularda ret hükmü kurulmasının usul ve yasaya aykırı olduğu- Koca TMK. mad. 174/1 kapsamında maddi tazminat talebinde bulunduğu halde; davacının bu talebi hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğu- 
Davalının başka bir mahkeme aracılığı ile göndermiş olduğu cevap dilekçesine eklediği pul ile sonraki duruşma gününün kendisine bildirilmesini talep etmiş olduğu durumda; mahkemece duruşma günü tebliğ edilmeden yargılamaya devamla davalının savunma hakkının kısıtlanmasının usul ve yasaya aykırı olduğu-
Toplanan delillerden; dava konusu ziynetlerin davalı koca tarafından kadından alınıp iade edilmediğinin kanıtlandığı, davacı kadının talep etmiş olduğu ziynetlerin adetlerine davalı kocanın itiraz ettiği, mahkemece davacı kadının sunmuş olduğu düğün kasetlerinin bilirkişiye incelettirilerek, ziynetlerin dava tarihi itibariyle değerinin belirlenmesinin ve bu bedele hükmedilmesinin gerekeceği-
Türk Medeni Kanunu’nun 166/3. maddesindeki anlaşmalı boşanma koşullarının gerçekleşmediği, davanın Türk Medeni Kanunu’nun 166/1-2. maddesindeki evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedenine dayalı çekişmeli boşanma davasına dönüştüğü; tarafların boşanma ile bir kısım boşanmanın fer'i (eki) hususlarda anlaşmış olmasının anlaşmalı boşanma kararı verilmesi için yeterli olmadığı ve bu konudaki ikrarlarının hakimi de bağlamayacağı-