Koca delil listesinde yer alan tanığı dinletmekten vazgeçmiş, kadın ise bu tanığın dinlenmesini talep ederek vazgeçmeye izin vermediğinden; davacı-davalı tanığı, usulünce davet edilip dinlenmeli ve beyanı diğer delillerle birlikte değerlendirilerek, tarafların boşanmaya sebep olan olaylardaki kusur oranları tespit edilip, boşanmanın sonuçları konusunda hasıl olacak sonucuna göre karar verilmesinin gerekeceği-
Davalıya gönderilen dava dilekçesi bu adreste davalı yerine davacıya tebliğ olunmuş; hasma yapılan dava dilekçesi tebliğinin usulsüz olduğu-
Kendisine veya adresine kanunun gösterdiği usullere göre tebliğ yapılmış kimse; adresini değiştirir ve yeni adresini de tebliği yaptırmış olan yargılama merciine bildirmezse, adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresi de tespit edilemediği takdirde muhataba Tebligat Kanunun 35.maddesine göre tebligat yapılabileceğinden; davalının, daha önce usulüne uygun bir tebligat yapılmayan Merkezi Adres Kayıt Sisteminde kayıtlı olan adresine Tebligat Kanununun 35.maddesine göre tebligat yapılması koşullarının oluşmadığı-
Akrabalık veya diğer bir yakınlık başlı başına tanık beyanını değerden düşürücü bir sebep sayılamayacağı; dosyada tanıkların olmamışı olmuş gibi ifade ettiklerini kabule yeterli delil ve olgu da olmadığından davacı tanıklarının davalının davacıya hakaret ettiği, onu aşağıladığına ilişkin ve olaylara çok yakın tanık sözlerine değer verilerek isteğin kabulü gerekeceği-
Davalının ön inceleme duruşmasında "bir daha duruşmaya gelmeyeceğini" ifade etmiş olmasının, mahkemenin tahkikat duruşmasına davet etmesi lüzumunu ortadan kaldırmayacağı-
Tarafların dilekçelerinde gösterdikleri, ancak henüz sunmadıkları, "belge" niteliğindeki delillerini sunmaları için ön inceleme duruşmasında iki haftalık kesin süre verilmesi yasal olarak mümkün (HMK. md. 140/5) iken; uyuştukları ve ayrıştıkları hususlar henüz belirlenmeden tarafların ön inceleme duruşmasından önce davanın daha başında (tensiple) delillerini bildirmelerinin istenmesi, başka yerden getirilecek belge, veya bilgi ile ilgili gerekli açıklamaları yapmaları hususunda ihtarda bulunulması hatta bu yönde tensiple kesin süre verilmesinin hukuki sonuç doğurmayacağı-
Davacının yetkisizlik kararı henüz kesinleşmeden, diğer bir ifade ile Yasanın ( HMK ) 20/1. maddesindeki iki haftalık başvuru süresi işlemeye başlamadan önce de, dosyanın kararda gösterilen yetkili mahkemeye gönderilmesi için başvurmuş ve bu başvuru üzerine dosya yetkili mahkemeye gönderilmiş olabileceği, bunu engelleyen bir kanun hükmünün olmadığı; böyle bir durumda, dosya kendisine gelmiş olan yetkili mahkemenin işin esası hakkında karar verebilmesi için, yetkisizlik kararının kesinleşmesini beklemesi gerekeceği-
Ziynetlerin dava dilekçesinde gösterilen değeri üzerinden nispi peşin harç noksanlığının tamamlaması için davacıya süre tanınmasının, eksik harcın tamamlanması halinde talebin esasının incelenmesinin gerekeceği-
Davalı tarafa tanıklarını bildirmesine yönelik kesin süre verilmiş, ancak davalı taraf mahkemenin verdiği kesin sürede tanıklarını bildirmemiş ise de; takip eden oturum gününden önce tanık listesini bildirip takip eden oturum gününde de tanıklarını hazır ettiğinden ve celse ertelenmesine sebep olmadığından davalı tarafa tanıklarını dinletme konusunda imkan tanınması ve daha sonra delillerin hep birlikte değerlendirilip hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekeceği-
Mahkemece ön inceleme duruşmasında dava nihai olarak karara bağlanmayıp tahkikat aşamasına geçildiğine göre, davalının Hukuk Muhakemeleri Kanununun 147. maddesi gereğince tahkikat duruşmasına davet edilmesinin zorunlu olduğu-
