Mahkemece, sözleşmenin dava dışı şirket ile yapıldığı, şirketin tek temsile yetkili kişisi davacının şahsi sorumluluğu olmadığı değerlendirilerek davanın tümden kabulü gerekeceği-
Açmış olduğu boşanma davası reddedildiğini, mahkemece davalı kadın ve ortak çocukları lehine hükmedilen nafakaları düzenli ödediği halde davalı tarafından tahsili amacıyla ilama dayalı takip başlatıldığını, nafaka borcunun bulunmadığını ileri sürerek, aleyhine başlatılan icra takibinin iptali ile borçlu olmadığının tespitine ve % 20 oranında kötüniyet tazminatının davalıdan tahsiline-
Eczacı tarafından SGK kapsamındaki kişilerin Türk Eczacıları Birliği üyesi eczanelerden ilaç teminine ilişkin protokol hükümlerinin ihlal edildiği sabit olduğundan, ayrıca Kurum sorumluluğunda olmayan reçetelerle ilgili davacının, davalı kurumdan reçete bedellerini tahsil etmesi mümkün olmadığından, davacı reçete bedellerini ancak sahtecilik yapan kişilerden isteyebileceğinden, Kurum'un yersiz ödemelerini geri isteme hakkı olduğu kabul edilerek, davacının adı geçen kişilere ait reçete bedellerine ilişkin işlemin iptali talebinin reddi gerekeceği-
Teminat mektubunun dosya borcunu ödemeye yönelik olmadığı, yine kesin ve süresiz de olmadığı anlaşıldığından, şikayetin kabulü ile hacizlerin kaldırılmasına ilişkin kararın iptaline karar verilmesi gerekeceği-
Borçlunun, karşı tarafın fatura alacaklarına ilişkin ihtiyati tedbir istemi de takip başlatılması halinde itiraz üzerine duracağı gerekçesiyle reddedildiğinden, dava konusu icra takibi fatura alacaklarına dayanmakta olup, takip dayanağı olarak tedbir konusu teminat mektubundan bahsedilmediğinden, dava konusu icra takibi ise mahkemece verilen ihtiyati tedbir neticesinde değil davacı-birleşen dava davalı borçlu tarafından takibe süresinde yapılan itiraz üzerine durduğundan, Bölge Adliye Mahkemesince İİK m.72/4 uyarınca şartları oluşmadığı gerekçesiyle, asıl davada davalı-birleşen dava davacı vekilinin tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekeceği-
Somut olayda, yargılama esnasında ve dosyadaki davalı kooperatifçe sunulan belgelere göre, davacının 25/04/2013 tarihinde toplam 20.629,92 TL ödediği ve kooperatif kayıtlarında herhangi bir borcunun kalmadığı anlaşılmakta olup, bu durumda menfi tespit talepli olarak açılan davanın İİK'nın 72/VI. maddesi gereğince kendiliğinden istirdat davasına dönüştüğü gözetilerek, ödenen bedelin istirdadına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde menfi tespit hükmü kurulmasının doğru olmadığı-
HMK'nın 6. maddesi gereğince bir davada genel yetkili mahkemenin, davalının yerleşim yerinin bulunduğu yer mahkemesi olduğu- Aynı Kanun’un 10. maddesinde sözleşmeden doğan davalar için, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinin de yetkili olduğunun belirtilmiş olmasının özel yetkiye ilişkin bir düzenleme olduğu- Ayrıca BK'nın 73. (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 89.) maddesi uyarınca para alacağına ilişkin davalarda aksi kararlaştırılmadıkça para borcunun alacaklının yerleşim yerinde ödenmesi gerektiğinden alacaklının bulunduğu yer mahkemesinin de yetkili olduğu- Dolayısıyla istirdat istemine ilişkin davanın; davacının seçimine göre, hem genel ve hem de özel yetkili mahkemede açılabileceği-
İlam zamanaşımına uğramış olsa bile temyiz edilip Yargıtay tarafından bozulmadıkça davanın tekrar ele alıp zamanaşımı nedeniyle reddedilemeyeceği- Hükmün, verildiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra zamanaşımına uğrayacağı-
Somut olayda; davacı tüketici konut kredisi ile finansal ihtiyacını karşılarken söz konusu muafiyetler ve uzun vadeye yayılmış daha düşük faiz sayesinde lehine koşullardan istifade etmiş ancak konutu kredi borcunu kapatmadan satarak kredi ile sağlamak istediği amacı konut edinmeden, nakdi finansmana çevirmiş olduğundan bankanın devam eden sözleşme ilişkisinde oluşan bu yeni durum çerçevesinde doğan KKDF ve BSMV yükümlülüklerini dâhil eden yeni bir ödeme planı oluşturarak tüketiciye yansıtmasında hukuka aykırılık bulunmadığı-
Ticari nitelikteki menfi tespit davalarında dava açılmadan önce arabuluculuğa gidilmesinin zorunlu olmadığı ve arabulucuya gidilmiş olmasının bir dava şartı olmadığı hususu dikkate alınarak karar verilmesi gerekeceği-