Bonodan kaynaklanan menfi tespit istemine ilişkin davada, mahkemece, davanın kabulü ile davalı aleyhine kötü niyet tazminatı hükmü kurulmuş ise de, anılan hükmede gerekçe bulunmadığı, bu bağlamda, salt davaya konu bonodaki imzanın davacıya ait olmamasının kötü niyet gerekçesi olamayacağı da göz önüne alınarak anılan hususa ilişkin gerekçeli karar kurulmasının gerektiği-
Davalı tarafından takibe konulan çekteki keşideci imzasının davacıya ait olmadığından bahisle çek ve bu çek yerine verilen bono nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti ile bononun iptali ve davalıya yapılan ödemelerin tahsili istem- Harç-
Tehdit hukuki sebebine dayalı olarak açılan menfi tespit davası "bononun teminat olarak verildiği" belirtilerek ıslah edildiğinden, istinaf mahkemesince tehdit hukuki nedenine dayalı menfi tespit istemine ilişkin hüküm kurulmasının hatalı olduğu-
İlk açılan menfi tespit davasının harç ve gider avansı eksikliği giderilmediği gerekçe gösterilerek usulden reddine karar verildiği, gerekçeli kararının taraflara tebliğ edilmediği, dolayısıyla kararın kesinleşmediği, aynı icra dosyasına konu, aynı talepli ve aynı davalıya karşı yeni bir menfi tespit davası açıldığı görüldüğünden, ilk  açılan menfi tespit davası henüz devam ederken  ikinci dava açıldığı gerekçesiyle bu davanın HMK 114/(1) gereğine derdestlik sebebi ile dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerektiği- "İlk davada verilen usulden redde ilişkin hükmün niteliği de gözetilerek, bu hususun HMK’nın 115. maddesi çerçevesinde giderilebilir bir dava şartı olarak değerlendirilmesi ve gerektiği takdirde kararın kesinleştirilmesi konusunda davacıya kesin süre verilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği" şeklindeki karşı görüşün benimsenmediği-
Davanın, keşidecisi dava dışı E.Ltd. Şti., lehtarı davacı şirket olan 3 adet çek nedeniyle menfi tespit istemine ilişkin olduğu - Davacı yanca bir sureti dosyaya sunulan belge aslının ilgili bankaya müzekkere yazılarak dosyaya kazandırılmadığı - Davalının çeki kötü niyetle iktisap ettiğine yönelik iddia yukarıda belirtilen yasa hükümlerinin sözü edilen belge aslı ve yukarıda ifade edilen maddi vakıalar gözetilerek incelenip sonuçlandırılmadığı, dolayısıyla eksik inceleme ve yetersiz gerekçeye dayalı olarak karar verilmesinin doğru olmadığı-
Gerçek kişilerin yer aldığı senette, senet metnini talil eden davacıların senetlerin teminat amacıyla verildiğini, bu teminatın da davacı şirketin davalı şirketten sipariş ettiği kumaşlara yönelik olduğunu, daha sonra da senetlerin teminat amacının işlevsiz kaldığını yani bedelsiz kaldığını ispat yükü altında olduğu- Davacıların iddiasını ispat için, davada taraf şirketlere ait ticari defterlere dayanabileceği- Ticari defterlerin bilirkişi marifetiyle incelenmesi talebinin reddedilmesi isabetli olmadığı- Bilirkişi incelemesi neticesinde mahkemece verilecek hükmün, davacı şirket ile davalı şirkete ticari ilişkiye ilişkin tespitler barındıracak olmasına ve şirketlerin senetten doğan haklarını da etkileyecek bulunmasına göre, bu davada davacı şirket ile davalı şirketin sıfatının bulunduğunun da kabulü gerektiği-
Davacı, iptalini talep ettiği icra takibi ile ilgili olarak önce icra dairesine başvurarak, takipte alacaklı görünenin takibe müstenid ilamda lehine ödeme yapılmasına karar verilen dava dışı şirketin yetkili temsilcisi olmadığı itirazında bulunmuşsa da bu talebi icra müdürlüğünce reddedilmiş, sonrasında ise bu dava ile takibe dayanak gösterilen ilamda gösterilen alacaklının davalı değil, dava dışı ... Ltd. Şti. olduğunu ileri sürmüş olup, davalı vekili tarafından icra dairesine verilen dilekçede, ilam icraya konulurken sehven alacaklı olarak ilamda davacı sıfatını taşıyanın adına yer verildiğini, bu hatanın düzeltilmesi için takibe dayanak ilamda ...’ya ödenmesine karar verilen, icra takibindeki ilam vekalet ücreti ve yargılama giderlerine ilişkin alacak hakları hariç diğer alacak kalemlerinden vazgeçtiklerini, takibin buna göre devamını talep etiklerini belirtmiş olup, icra dairesince aynı tarihte davalı vekilinin talebinin kabulüne karar verilmiş olduğundan, dava açıldığı tarih itibarı ile davacının dava açmakta hukuki yararının olduğu- Mahkemece, davalının davaya cevabında, maddi hatanın düzeltilmesi yönünde yaptıkları başvuru sonucu verilen kararı da belirttikleri dikkate alınarak davanın, icra takibinde talep olunan ve maddi hata dilekçesi sonucu düzeltilen kısmına göre davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmesi gerektiği-
Davalı bankanın da sözleşme konusu konutun teslim edilmemesi sebebiyle sorumlu olduğunun ileri sürülmesi- Bağlı kredi sözleşmesin, tüketici kredisinin münhasıran belirli bir malın veya hizmetin tedarikine ilişkin bir sözleşmenin finansmanı için verildiği- Davalı inşaat şirketinden taşınmaz satın alan davacıya davalı banka tarafından kullandırılan kredi, niteliği itibariyle bir bağlı kredi olduğundan, mahkemece davalı bankanın sorumluluğunun davacıya kullandırılan kredi miktarı ile sınırlı olduğunun kabul edilmesi gerektiği-
Çek yönünden davacının borçlu olmadığının tespitine ilişkin menfi tespit davasında; davanın davalı banka yönünden kabulüne, ... TL bedelli çekten ötürü davacının davalı bankaya borçlu olmadığının tespitine-
Davacının takibe konu senetler nedeniyle borçlu olmadığının tespiti ile senetlerin iptalini talep etmesi sebebiyle, icra takiplerinden feragat edilmesinin davayı konusuz bırakmayacağı- Asıl davaya ve icra takibine konu 2.500.000 USD bedelli bononun davalı tarafından cirolanıp davalı Ltd. Şti.’ne verilmiş, davalı şirket tarafından da davacı şirket, davalı ve dava dışı kefil aleyhine icra takibi başlatılmış, bilahare davalı takibe konu alacağı temlik almış, icra takibini başlatan davalı Ltd. Şti.’nin takibe konu bononun bedelsiz olduğunu bile bile davacı zararına alıp icra takibine konu ettiği ispatlanamadığından bu takip dosyasında alacaklının halefi sıfatıyla hareket eden davalı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesinin hatalı olduğu- Birleşen davada davalı, icra dosyası ile başlattığı icra takibinde alacak miktarının TL karşılığını 3.237.450,71 TL olarak gösterdiğinden alacağın TL karşılığı olarak gösterilen bu tutar üzerinden kötüniyet tazminatına hükmedilmesi gerekirken dava konusu senedin TL karşılığının 3.395.860.- TL olarak kabulü ile bu tutar üzerinden kötüniyet tazminatı verilmesinin yerinde olmadığı-