Mahkemece, davacının sipariş ettiği ürünlere karşılık davalıya iki adet çek verildiğini ifade eden, davacı tarafından imzalı metni içeren belge aslının dosyaya kazandırılması, belge üzerinde adı geçen tarafların sıfatlarına açıklık getirilmesi ve davalının belgedeki imzaya itirazı da gözetilerek imza incelemesi hususunda HMK’nın 211. madde hükmü uyarınca araştırma ve inceleme yapılarak konusunda uzman bilirkişi aracılığıyla rapor alınarak toplanacak deliller doğrultusunda bir karar verilmesi gerekeceği-
Çekin keşide tarihinde tahrifat yapıldığı ve gerçek keşide tarihine göre çekin yasal süresi içerisinde ibraz edilmediğinin anlaşıldığından kambiyo hukukundan kaynaklanan hakların yitirilmiş olduğu- Çeke ciro yolu ile hamil olan davalının, sebepsiz zenginleşme nedeniyle alacak talebinde bulunabileceği, bu halde 1 yıllık sürenin, çeklerin gerçek keşide tarihlerine göre muhatap bankaya ibraz edilebilecekleri sürenin sonundan itibaren başladığı- Bu halde davacının sebepsiz zenginleşmediğini ispat etmesi gerektiği, davacının bu hususu ispatlayamadığı, verilen tedbir kararı nedeniyle alacaklı alacağına geç kavuştuğundan İİK’nin 72/4. maddesi gereğince kötü niyet tazminatı koşullarının oluştuğu-
Hile ile senet imzalatıldığı iddiasıyla açılan menfi tespit davasında, davalı hakkında davacı tarafça yapılan suç duyurusu neticesinde ...... Cumhuriyet Başsavcılığı’nın ............ soruşturma sayılı dosyası ile davalı hakkında iddianame düzenlendiği anlaşıldığından, açılan ceza davası bekletici mesele yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekeceği-
Geçerli şekilde ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemi-
Davacı, takip konusu alacağın büyük bir kısmını ödemiş olmasına rağmen, davalı alacaklı tarafından icra dosyasına ödemeler bildirilmeden, borcun tamamı üzerinden icra takibine devam edilmesi nedeniyle, davacının işbu davayı açtığı tarih itibarıyla borçlu olmadığının tespiti talebi yönünden hukuki yararının mevcut olduğu, bu nedenle, mahkemece dava tarihi itibarıyla alacak borç durumu belirlenerek, davacının dava tarihindeki haklılık durumu tespit edilip buna göre vekalet ücretine ve yargılama giderlerine hükmedilmesi gerekeceği-
Mahkemece taraf iddia ve savunmalarının Sermaye Piyasası Kanunu'nun 16. maddesi ve anılan yasal düzenleme kapsamında değerlendirilerek sonucuna göre bir karar vermek üzere kararın re'sen bozulmasına karar vermek gerektiği-
5464 sayılı Yasa kapsamında düzenlenmiş olan kredi kartı borcundan kaynaklanan uyuşmazlıkta, taraflar arasında kredi kartı üyelik sözleşmesinin varlığı sabit olup, yazılı sözleşme bulunmamasının uyuşmazlığa bu kanunun uygulanmasına engel olmadığı, anılan Yasa'nın 26. maddesinde kredi kartı borçları ile ilgili özel bir faiz düzenlemesi bulunduğundan, somut olayda 5464 sayılı Yasa'nın 26. maddesi uyarınca faize hükmedilmesi gerekeceği-
Menfi tespit davalarında ispat yükü- Menfi tespit davalarında kural olarak ispat yükü alacaklıya ait ise de alacak ilişkisi kambiyo senedinden kaynaklanıyorsa senede karşı senetle ispat kuralı gereği tekrar borçlu tarafa geçtiği; ne var ki lehtar senetteki ihdas nedenini değiştirir şekilde talilde bulunursa ispat yükünü üzerine almış olacağı- Somut olayda davaya konu bono üzerinde düzenleme nedeni teminat olarak gösterilmiş olup davalı taraf savunmasında söz konusu bononun taraflar arasında araç alım satımından kaynaklanan borcun ödenmesi amacıyla düzenlendiğini ileri sürdüğüne göre işbu savunma senedin düzenlenme nedeninin talili niteliğinde olup ispat yükünün davalıya ait olduğu-
Mahkemece direnme kararı verilse dâhi bozma kararında tartışılması gereken hususları tartışmak, bozma sonrası yapılan araştırma, inceleme veya toplanan yeni delillere dayanmak, önceki kararda yer almayan ve Özel Daire denetiminden geçmemiş olan yeni ve değişik gerekçe ile hüküm kurmak suretiyle verilen kararın direnme kararı olmayıp, bozmaya eylemli uyma sonucunda verilen yeni hüküm olarak kabul edileceği, kurulan bu yeni hükmün temyizen incelenmesi görevi Hukuk Genel Kuruluna değil, Özel Daire'ye ait olacağı-
Malen kaydı ile davalı adına düzenlenen bonoların asıl alacaklısı dava dışı şirket olup, davacı borçlunun lehtar davalıya değil de, lehtarın temsilcisi olduğu dava dışı şirkete borcu olduğu açık olduğundan tarafların buna ilişkin ikrarının dikkate alınması gerektiği- Tarafların asıl alacaklının dava dışı şirket olduğunu ikrar etmesiyle, kambiyo hukukuna ilişkin ilkelerin eldeki davada uygulama imkânı kalmadığı gibi, ikrarın da tarafları bağlayacağı- "Taraflar arasındaki temel ilişkinin ortadan kalkmadığı, bononun kıymetli evrak niteliğini ortadan kaldıracak bir durumun söz konusu olmadığı, sadece faturalara bakılarak bir sonuca ulaşılamayacağı, davacı dava konusu bonoları verdiğini kabul ediyorsa, mal almadığını ya da bono bedelini ödediğini ispat etmesi gerektiği" şeklindeki görüşün HGK çoğunluğunca benimsenmediği-